KAFKASYA HABER

Kırım Bahçesaray Gozleva (Oğuzoğlu) Parasında Oğuz Kağan Var

Kırım Bahçesaray Gozleva (Oğuzoğlu) Parasında Oğuz Kağan Var
111 views
05 Kasım 2022 - 21:04

Başoğuzlu İmparatorumuz Mete Oğuz’un başını kestirerek intihar ettiği yer olan Bahçesaray/ Kerkinitis antik parasında kralımızın yaşlılık hali resmedilmişti. 70 yaşında bile dört nala giden at üzerinde savaşabilmekteydi.

 

 

Sikkenin ön yüzünde görülen objelere göre:

*Kralın belinde Gümüşhane işi hasır gümüş tellerle örülen Sadak (ok torbası) vardır.

* Kralın sıfatı olan isim okunuyor. Kaynaklarda ATAİAS şeklinde okunan bu yazıda ters V harfi A olarak gösterilmiştir. Oysa ters V harfi Oğuzlu yazılarında L harfi olup ULU tamgasıdır.  Son harf olan Z harfi ise dil-diş arası bir ünlemeye karşılıktır; L Z tamga açılımında ULU OZ olsa da birlikte okunuşunda ILAZ/ELAT yani Kızıl demektir. Buna göre fonetik çözümlemeyle Kızıl Ata olarak günümüze çevirebiliriz. Kralın başı üzerindeki ışık demetiyle de bu sıfat simge olarak verilmektedir.

*Gür sarı saçları onun ırksal özelliğini verir. Burnuyla da tipik Karadenizlidir. Bu buruna Rize’de KOTO’Ş BURUN denir. GOT (Oğuz) Burnu demektir.

* Kralımızın kutsal andındaki üç nokta (İyi at bin, İyi ok at, Asla yalan söyleme) kuralından ikisini burada görebiliyoruz. Muhtemeldir paranın diğer yüzünde üçüncü kural olan buğday başağı sembolü vardı. Anlamı şudur, asla Roma’dan borç alma, kendi parası olan Kuruş’u kullan. Çünkü borç alan emir alır, halkına da yalan söyler.

Paranın diğer yüzündeki yazılara ulaşılması halinde daha ayrıntılı bilgiye kavuşabiliriz. Diğer yüzünde bulunması muhtemel yazılar ve resimler, kralın kendi zamanında basılmış olan altın ve bronz paralarındaki gibi ay-yıldız, pergel-cetvel, Eyzi Beyisi, Midradatoy, Ali Pan Toros  gibi krala ait isimler olabilir.

Rize Kalesinin hiç açılmamış bölümlerinde Kralımızın rölyeflerinin bulunduğunu düşünüyorum. Rize’den  Roma’ya ganimet götürülen ilaç reçetelerine ve toksikoloji kitaplarına bakarak burada Santor (İlaç dağıtan Kentor) heykelinin veya rölyefinin bulunması kuvvetle muhtemeldir.

Başoğuzlu Kralımızın Kerkinitis’te bulunan duvar resimlerinde gördüklerime gelince. İnternet kaynaklarında İskitleri anlatan metinlerde kullanılan iki görselde kralımızı “Oturan Kral” diye tanımlamaktadırlar. Oysa resimde, düşmeden yere uzansın diye onu kollarından tutanlar olduğunu görüyoruz.

 

 

 

Kıyafetiyle tipik İskit askeridir, pantolon üzerinde uzun ceket, kemerine bağlı Sadak ok torbası vardır.

Kırım yöresinin antik adlarından biri SKİTYA, İskit yurdudur. İsi-GOD, yani Oğuz-lar demektir.  Kralın memleketi olan Rize’de halen lakabı HUT, KUT, KOTO, GOT vb aileleri vardır. Bu ailelerin yaşadıkları bölgeye bakıldığında

 

 

 

 

Sikkenin ön yüzünde görülen objelere göre:

*Kralın belinde Gümüşhane işi hasır gümüş tellerle örülen Sadak (ok torbası) vardır.

* Kralın sıfatı olan isim okunuyor. Kaynaklarda ATAİAS şeklinde okunan bu yazıda ters V harfi A olarak gösterilmiştir. Oysa ters V harfi Oğuzlu yazılarında L harfi olup ULU tamgasıdır.  Son harf olan Z harfi ise dil-diş arası bir ünlemeye karşılıktır; L Z tamga açılımında ULU OZ olsa da birlikte okunuşunda ILAZ/ELAT yani Kızıl demektir. Buna göre fonetik çözümlemeyle Kızıl Ata olarak günümüze çevirebiliriz. Kralın başı üzerindeki ışık demetiyle de bu sıfat simge olarak verilmektedir.

*Gür sarı saçları onun ırksal özelliğini verir. Burnuyla da tipik Karadenizlidir. Bu buruna Rize’de KOTO’Ş BURUN denir. GOT (Oğuz) Burnu demektir.

* Kralımızın kutsal andındaki üç nokta (İyi at bin, İyi ok at, Asla yalan söyleme) kuralından ikisini burada görebiliyoruz. Muhtemeldir paranın diğer yüzünde üçüncü kural olan buğday başağı sembolü vardı. Anlamı şudur, asla Roma’dan borç alma, kendi parası olan Kuruş’u kullan. Çünkü borç alan emir alır, halkına da yalan söyler.

Paranın diğer yüzündeki yazılara ulaşılması halinde daha ayrıntılı bilgiye kavuşabiliriz. Diğer yüzünde bulunması muhtemel yazılar ve resimler, kralın kendi zamanında basılmış olan altın ve bronz paralarındaki gibi ay-yıldız, pergel-cetvel, Eyzi Beyisi, Midradatoy, Ali Pan Toros  gibi krala ait isimler olabilir.

Rize Kalesinin hiç açılmamış bölümlerinde Kralımızın rölyeflerinin bulunduğunu düşünüyorum. Rize’den  Roma’ya ganimet götürülen ilaç reçetelerine ve toksikoloji kitaplarına bakarak burada Santor (İlaç dağıtan Kentor) heykelinin veya rölyefinin bulunması kuvvetle muhtemeldir.

Başoğuzlu Kralımızın Kerkinitis’te bulunan duvar resimlerinde gördüklerime gelince. İnternet kaynaklarında İskitleri anlatan metinlerde kullanılan iki görselde kralımızı “Oturan Kral” diye tanımlamaktadırlar. Oysa resimde, düşmeden yere uzansın diye onu kollarından tutanlar olduğunu görüyoruz.

 

 

 

Kıyafetiyle tipik İskit askeridir, pantolon üzerinde uzun ceket, kemerine bağlı Sadak ok torbası vardır.

Kırım yöresinin antik adlarından biri SKİTYA, İskit yurdudur. İsi-GOD, yani Oğuz-lar demektir.  Kralın memleketi olan Rize’de halen lakabı HUT, KUT, KOTO, GOT vb aileleri vardır. Bu ailelerin yaşadıkları bölgeye bakıldığında Oğuzlu elitlerinin mezarları bulunan Rize Dağ Yarımadasındaki 1.Darius Toros’un kaya mezarı olan Sirakoz tepesinin uzantısı olan tepeler ve yamaçlardır.

Oturan Kral resminde gördüğümüz an’ı tarihte aynen okuyabiliyoruz. Panzehiri bulan kralımız ölmek istediğinde taslar dolusu zehir içti, ölemedi, kolları uyuştu, kılıcını tutamadı, başını kesmesi için komutanlarına emir verdi, onu yere uzatmaları gerekiyordu.

Kerkinitis kalesinde resmedilen “an” işte o an’dır; Oğuzoğullarının Mitra direniş kültürünün ATA’sı olmuş kralımızın ölüm sahnesidir. Hilal uğruna tefeci köleci Roma’ya karşı ölümüne direnen Oğuz Beyi  VI.Mitridate Eubador’u öldürmek zorunda kalan komutanların yürek yakan bu an’ı resmettirmeleri çok anlamlı olsa gerek. Kralımızın yüzündeki acıya bakınız,”Yenildiğimi görmektense ölürüm” demişti. Kralımız, Kırım valisi olan genç oğlu Prens (Boranes) tarafından ihanete uğramıştı.

Hain oğlu Hazar Yahudi tefeci bankerlerine teslim olmuş, babasını da teslim olmaya zorlamış, kendi krallığını ilan etmiş, Kırım hazinelerini Romalı komutan Lukullus’a vermiş, ağır yenilgi şartlarında teslim olmuş, babasının bilimevlerini, kalelerini, at ahırlarını ve saraylarını yerle bir etmeyi kabul etmişti. Bu ihanetin sonucu Kırım ve Anadolu yeniden Roma ve Atina’nın sömürgesi olmuş, köle satışları ve faiz (borç) köleliği geri gelmişti. Hain Prens Yahudi gelin almış, çocukları (Rod Child) Kızıloğlu oldukları halde Yahudi dinine geçmişlerdi. Çar hanedanını kurdular. Özetle Hazar Türkleri adıyla geçen bir tefeci soy o hain Prensin sayesinde tarih sahnesine çıkmış oldu.

Kralımızın ölüm anını resmeden bir tablosu daha vardır. Bu iki tablodaki “an” için kaynaklarda ısrarla “Oturmakta olan kral” ifadesi kullanılmaktadır.

 

Bu tabloda normal bir oturuş yok; kral karşıya değil yana bakıyor ve sağ eliyle bir noktaya işaret ediyor. Adeta “Şu hain oğlum yüzünden yenik düştük. Size emir veriyorum, beni öldürmenizi istiyorum” diyor. Gözlerindeki ifadeyi ben böyle okuyorum. Yine gümüş sadak belinde, üzerinde yine Saka /İskit Oğuzlu kral kostümü ve sol elinde 70 yaşın kırışıkları belirgindir.

Bu resimde kralımızın GOT burnu ve gür sarı saçları Oğuz Kağan’ın diğer tasvirleriyle de örtüşmektedir.

Rize tarihi çalışmalarımızda geldiğimiz bu noktada artık Rize Kalesinin açılmayan bölümlerinin artık açılmasını ve bunun yapılabilmesi için ön şart olan Arkeoloji Fakültesinin acilen Rize’de kurulmasını öneriyoruz. Kırımlı arkeologlarla beraber çalışmayı şimdiden öneriyorum.  Alman arkeologlarla buraya kadar… Yeter, kendimize başkası muamelesi yapmaktan çıkalım artık.

Kırım Kerç boğazındaki höyük üzerinde yükselen tepenin adı da kralımızın onursal adı Evpatoria olup, EUBADORE ve HUBYAR ile sesdeştir.

Kırım Bahçesaray’ın antik adında okuduğumuz Kerkin İtis kelimesini de fonetik analizle açmakta fayda var.

*KERKİN / Orkun olarak açılır. İtisi, Atası olarak açılır. Kerkin İtis bu durumda Orkun Atası olur.

*KER-KİN hecelerini sağdan okuyunca  KİN-GER/ Ken-Ger, yani Sümerler kendilerine KENGER derlerdi ya… İşte bu sözcükten o toplum çıkar. Türklerle Sümerler aynı kavimdir dediğimiz…

Kerkin/Kin-ger ile Güngör sesdeştir. Bu isimde kız ve erkek adlarımız olduğu gibi soyadlarımız da vardır. Hepsi biziz.

Ve işte Kerkinitis’te Orkun Atası Oğuzoğlu kralımızın resimleri, iki bin yıldan beri bizim ziyaretimizi bekliyor. Sahi, Kırım’a pasaportsuz gidiş neden yok?

Son ek:

Dostlar, kurban bayramındayız. Koçlar kurban kesip etini dağıtma geleneğimizin faizi (borç köleliğini) yasaklayan Başoğuzlu atalarımıza ait gelenek (sünnet)olduğunu biliyor muydunuz?

Borç köleliğine karşı Yahudi bankerlere direnmeyen yöneticiler, sonunda kendi çocuklarını da kurban vereceklerini bilmiyorlar mı?

Cebinde kredi kartı taşıyanlar hariç, hepinizin Kurban Bayramınız kutlu olsun.

8.7.2022

Mahiye Morgül /Rize /mahiye.com

 

Ek: (2.8.2022)

Oturan kralımızın sol eli bu tabloda öne çıkartılmıştır. En göze çarpan öge kralın elidir ve birilerine ısrarla bir şey anlatmaktadır.  Tabloda, belli ki bu elin konu olduğu önemli bir tarihsel olaya dikkat çekilmek istenmiştir.

Kralımızın elinin üzerindeki belirgin damarlar bir şeye işaret ediyor olabilir. Bence, zehir içtiğinde vücut o zehri ellerinden parmaklarından dışarı attığının tasviridir. Çünkü panzehire yakın bir yüksek koruyucu üretip kendi de kullanan Habib Koçal’ın 2022 Temmuz’un son haftasında başına bir şey geldi. Habib Koçal’ın ellerinde benzer bir durum ortaya çıktı. Bu nedenle bir ay önce yazdığım bu köşe yazıma ek yapma ihtiyacı duydum.

Zehirlenmelerde, eğer kişinin vücudunda zehirlenmeye karşı düzenli kullandığı panzehir ya da yüksek koruyucu probiyotik varsa, zehir, kişinin ellerini kızartıyor ve  parmaklarından hücreleri çatlatarak  dışarı atılıyor. Bu resim onu işaret edebilir.

Her türlü hücre yenilemesi yapabilen bir ilaç (takviye gıda) üreten Habib Koçal geçtiğimiz hafta bir tür zehirlenme olayı yaşadı. Şöyle ki, ağrıyan bitişik 3 dişinden muhtemeldir iltihap kana karıştı. 1000 mg antibiyotik alıyordu,  bu sırada bir zehirlenme yaşamış olabilir, çok ağrılı bir süreç geçirdi, ellerinde kızarma, parmaklarında kan sızdıran hücre çatlamaları oldu. Bu durum panzehir kullanan Mete Oğuz’un son anlarına bezemektedir.

Habib Koçal kendi buluşu olan probiyotik  Andon şurubunu devamlı kullanıyordu. Bu sayede vücut zehiri dışarı atmış görünüyor.

Kralımız VI.Mitridate’nin intiharını anlatırken elini öne çıkartan bir tablonun yapılmış olması önemli görünüyor. Bu tablo, panzehir kullananlarda zehirin parmaklardan dışarı atılması söylencesi ile bağlantı kurmamıza neden olmaktadır.

Alevi halk şairlerinden biri (Derviş Ali!) tarafından aklımda kaldığı kadarıyla “Canlı canlı musallaya yattı, zehir içti ölmedi, zehir parmaklarından çıktı”  şeklinde bir söz vardı. Maalesef henüz bu şiire erişemedim, aramaya devam ediyorum.

PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
Hava durumu
-
-
-
Nem Oranı: -
Basınç: -
Rüzgar Hızı: -
Rüzgar Yönü: -