Categories: AİLE

AİLENİN TOPLUMDAKİ YERİ

Makale:Ali KALENDER

Bir milletin geleceğini görmek isteyen, önce o milletin aile yapısına bakmalıdır. Çünkü aile, sadece aynı çatı altında yaşayan insanların oluşturduğu bir birliktelik değildir. Aile; sevginin, saygının, merhametin, fedakârlığın ve sorumluluğun öğrenildiği ilk mekteptir.

 

Bir çocuğun hayata attığı ilk adım ailede başlar. İlk kelimesini ailesinden öğrenir. İlk sevgiyi annesinin şefkatinde hisseder, ilk güven duygusunu babasının varlığında yaşar. Doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini, paylaşmayı, cömertliği ve cimriliği, sabretmeyi ve affetmeyi önce aile ocağında öğrenir.

 

Bu nedenle aile, yalnızca birey yetiştiren bir kurum değil; toplumun karakterini şekillendiren en güçlü yapıdır.

 

Bugün sıkça dile getirilen birçok toplumsal problemin temelinde aile kurumunun zayıflaması yatmaktadır. Saygının azaldığı, sevginin menfaate dönüştüğü, birlikte geçirilen zamanın giderek azaldığı bir ortamda, çocukların sağlam bir karakter geliştirmesi de zorlaşmaktadır.

 

Geçtiğimiz günlerde yaptığımız bir yolculuk sırasında yanımda bulunan yaşça büyük bir abimle sohbet ediyorduk. Şehrin yeni yapılan bölgelerinden geçerken yükselen binaları dikkatle temaşa etti. Bir süre sessiz kaldıktan sonra derin bir iç çekerek şöyle dedi:

 

“Şu yapılanmaya bakar mısın? Binalar adeta birbirinin içine girmiş. Sanki arazi kalmamış gibi…”

 

Sohbetimiz şehirleşmeden kentsel dönüşüme uzandı. Kentsel dönüşümün amacı elbette insanlara daha güvenli, daha modern ve daha yaşanabilir mekânlar sunmaktır. Ancak o büyüğümün dikkat çektiği nokta bambaşkaydı.

 

“Dikkat ediyor musun?” dedi. “Yıkılan evlerin yerine yapılan daireler neredeyse yarı büyüklüğünde. Yaşam alanlarımız küçülüyor.”

 

Sonra sözlerine, beni uzun süre düşündüren şu cümleyle devam etti:

 

“Biz bir evde altı kardeş büyüdük. Aynı sofraya oturur, aynı sevinci paylaşır, aynı sıkıntıya birlikte göğüs gererdik. Çocuklar sadece kendi anne ve babalarının değil, amcalarının, halalarının, dedelerinin ve ninelerinin sevgisiyle büyürdü. Hepimiz mutluyduk. Çünkü evimizde huzur vardı, muhabbet vardı, birlik vardı.”

Bir an durdu, ardından hüzünle ekledi:

“Bugün ise birçok ailede bir ya da iki çocuk var. Aynı apartmanda yaşayan insanlar bile birbirini tanımıyor. Herkes kendi dünyasında yaşıyor. Evler büyüyor gibi görünse de aileler küçülüyor; aileler küçüldükçe gönüller uzaklaşıyor.”

Bu sözler, aslında sadece mimariyi değil, toplumun geçirdiği büyük dönüşümü anlatıyordu.

Elbette mesele yalnızca evlerin metrekaresi değildir. Hiç kimse eski günleri olduğu gibi geri getiremez. Ancak yaşam biçimimiz değişirken aile bağlarımızın da zayıflamasına izin vermemeliyiz. Çünkü fizikî mekânlar küçülebilir; önemli olan gönüllerin geniş kalabilmesidir.

Ne var ki modern hayatın getirdiği bireyselleşme, aile fertlerini aynı evin içinde bile birbirinden uzaklaştırabilmektedir. Aynı sofrada oturup farklı ekranlara bakan insanlar, aynı çatı altında yaşayıp birbirine yabancılaşan aileler, üzerinde hepimizin düşünmesi gereken acı bir gerçektir.

Oysa güçlü toplumlar, güçlü ailelerin omuzlarında yükselir.

Bir evde anne ile baba birbirine saygı gösteriyorsa, çocuk bunu görerek öğrenir. Büyükler hürmet görüyor, küçükler sevgiyle yetiştiriliyorsa, o evde yetişen çocuk da aynı anlayışı hayatına taşır. Çünkü çocuklar kulaklarıyla duyduklarından çok, gözleriyle gördüklerini öğrenirler.

Aile, sadece bugünü değil, yarını da inşa eder. Anne ve babanın bugün gösterdiği ilgi, verdiği eğitim ve ortaya koyduğu örneklik; yıllar sonra toplumun nasıl bir insan profiline sahip olacağını belirler.

Bir toplumun sokaklarındaki huzur, büyük ölçüde evlerindeki huzurun yansımasıdır. Evinde sevgi gören bir çocuk çevresine de sevgi taşır. Evinde adalet gören bir çocuk büyüdüğünde adaletli davranır. Evinde merhametle yetişen bir çocuk ise başkalarının acısına kayıtsız kalmaz.

Ne yazık ki günümüzde birçok anne ve baba, çocuklarına iyi bir gelecek hazırlamak için büyük fedakârlıklar yaparken bazen onların en çok ihtiyaç duyduğu şeyi gözden kaçırmaktadır: Birlikte geçirilen zaman…

Çocukların pahalı oyuncaklara değil, anne ve babalarıyla geçirecekleri kaliteli zamana ihtiyaçları var. Onların gönlünde iz bırakan; alınan hediyeler değil, aynı sofrada yenilen yemekler, yapılan samimi sohbetler, birlikte edilen dualar ve hissedilen sevgidir.

Aile, insanın sığındığı ilk limandır. Hayatın fırtınaları karşısında ayakta kalabilen insanlar, çoğu zaman sağlam aile bağlarıyla yetişmiş kimselerdir.

Bu yüzden aileyi korumak, sadece kendi evimizi korumak değildir. Aynı zamanda toplumun geleceğini korumaktır.

Her anne ve baba kendisine şu soruyu sormalıdır:

“Çocuklarıma sadece iyi bir meslek mi bırakıyorum, yoksa güzel bir karakter de kazandırabiliyor muyum?”

Çünkü meslek insanın geçimini sağlar; karakter ise hayatını yönlendirir.

Yarınlarımızı inşa edecek olanlar bugünün çocuklarıdır. Bugünün çocuklarını yetiştirecek olanlar ise bugünün anne ve babalarıdır. Bu sebeple aileye yapılan her yatırım, aslında geleceğe yapılan en büyük yatırımdır.

Sonuç

Toplumun temeli ailedir; ailenin temeli ise sevgi, saygı ve sorumluluktur. Güçlü aileler olmadan güçlü bir toplum kurmak mümkün değildir. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras; mal, mülk veya makam değil, güzel bir ahlâk, sağlam bir karakter ve örnek bir aile hayatıdır.

Kafkasya Haber

Recent Posts

Rize Ticaret Borsası Heyetinden Azerbaycan’a Çay Çıkarması: “Nitelikli Üretimle Türk Çayının Katma Değerini Arttırmalıyız”

Rize Ticaret Borsası (RTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Erdoğan başkanlığındaki RTB yönetim kurulu ve meclis…

7 saat ago

TEB, Emeklilere Temmuz Ayı İçin Promosyon Ödemelerini Açıkladı

Türk Ekonomi Bankası (TEB), Temmuz 2026 dönemi emekli promosyon kampanyasını duyurdu. Emekli maaşını TEB'e taşıyan…

7 saat ago

Oktay Kaynarca’dan ‘Süleyman Çakır’ itirafı: Bir türlü ölemiyorum

Oyuncu Oktay Kaynarca, yıllar önce "Kurtlar Vadisi" dizisinde hayat verdiği Süleyman Çakır karakterinin hâlâ unutulmamasına…

7 saat ago

Uzmanlardan uyarı: Tip 2 diyabetin önlenmesinde üç kritik adım

Türkiye'de milyonlarca kişiyi etkileyen Tip 2 diyabet, yaşam tarzında yapılacak değişiklikler ve düzenli sağlık kontrolleriyle…

7 saat ago

Akçaabat’ta Göçük Altında Kalan İşçi İtfaiyenin Hızlı Müdahalesiyle Kurtarıldı

Trabzon'un Akçaabat ilçesinde altyapı çalışmaları sırasında yaşanan toprak kaymasında göçük altında kalan işçi, itfaiye ekiplerinin…

7 saat ago

Rize Yolunda Örnek Davranış: Kaptanlardan Hayati İhbar

Rize İli Deniz Ürünleri Avcıları Üreticileri Birliği (DEM-BİR) Başkanı Mustafa Kuru’nun da içinde bulunduğu “Pala…

7 saat ago