Categories: KÜLTÜR-SANAT

ALİYA’NIN GÖZÜYLE ŞEHİR VE KÖY

“Şairler büyük şehir “cehennemi”nden, Marksistler “köyde yaşamın deliliği”nden (Manifesto) bahseder. Her insanın belli bir ölçüde şair olduğunu varsayarsak, şehri reddetmek, nekadar işlevsiz olursa olsun, doğal bir insan tepkisidir. Dün olduğu gibi bugün de şehre ve şehir medeniyetine karşı protesto din, kültür ve sanattan gelmektedir. İlk Hristiyanlar için Roma şeytanın krallığı gibi görünüyordu, arkasından kıyametin kopacağı ve korkunç mahkemenin geleceğine inanılıyordu.

 

Şehrin büyüklüğü arttıkça, dindarlık azalmaktadır, daha doğrusu, insanda yabancılaşma etkisi yaratan şehircilik Unsurları yükseldikçe dindarlık seviyesi düşmektedir. Çünkü şehrin büyüklüğü arttıkça üstündeki gök daha az görünür olur, doğa ve çiçekler de azalır; duman, benzin ve teknik araçlar artar, şahsiyet azalır, gittikçe kitleye doğru indirgeniriz.

 

Şehir ne kadar büyükse, suç oranı da o kadar büyüktür. Dindarlık şehrin büyüklüğü ile ters orantılı, suç doğru orantılı bir yol izler. Bu iki fenomenin sebebi ortaktır. İkisi de, tatbiki, “yaşanmış estetik” olarak adlandırabileceğimiz şeyle doğrudan bir bağ içindedir.

 

Köydeki insan yıldızlı göğü, çiçek kaplı çayırları, dereyi, bitkileri ve hayvanları seyretme şansına sahiptir. Doğa ve elementlerle her gün, dolaysız bir temas hâlindedir. Köy insanının sadece uzaktan seyretmeyip genelde dâhil olduğu folklor, düğün adetleri, halk ezgileri ve oyunlar, şehirli insanın tamamen mahrum kaldığı, belli bir miktarda kültürel ve estetik bir yaşanmışlığı getirir.

 

Sıradan bir büyük şehir insanı, güzel ve kendi kendine olan şeylerin bastırıldığına şahit olur. 0, çoğunlukla büyük şehrin tek tip koğuşları içinde büyümüş, kitle iletişim araçlarının pasif bilgileriyle beslenmiş, etrafı seri üretimin çirkin ürünleriyle sarılmıştır. Tüm ilkel halkların sahip olduğu ritim duygusu, çağdaş insanda neredeyse tükenmiştir. Şehirli insanın sanatsal ve genel anlamda estetik haz duymak için daha fazla fırsatı olduğu inancı günümüzün en tuhaf yanılgılarından biridir. Şehir nüfusunun çok küçük bir kısmının gittiği konserler, müzeler veya sergiler, köylü insanın günlük hayatında gün doğumu veya baharda doğanın canlanması gibi eşsiz manzaralar karşısında, belki de farkında olmadan ama çok güçlü bir şekilde estetik heyecanın yerini alabilirlermiş gibi.

Şehir nüfusunun çok büyük bir çoğunluğu natüralist atmosferdeki en büyük heyecanlarını futbol ya da boks maçlarında hissetmektedir. Köylülerin etrafındaki her şey canlı ve doğaldır, işçilerin etrafındaki her şey cansız ve mekaniktir.

Köylülerin dindarlığının ve işçilerin ateist oluşunun sebebini, maddi şartlar veya eğitim seviyeleri arasındaki farkta değil, farklı manevi atmosferde ve görülen ile mevcut olanın farklı tecrübe edilmesinde aramak gerekir.

 

Din hayata, sanata, kültüre aittir. Ateizm, tekniğe, bilime, medeniyete aittir.”

 

Aliya İzetbegoviç- s.106-107

Kafkasya Haber

Recent Posts

FON SOYGUNU, KENT VURGUNU

ADNAN ONAY   Bu ülkede yaşanan her felaketin ve yozlaşmanın arka planında sınırsız bir açgözlülük,…

10 saat ago

Anne Carson’a Nobel: Edebiyatın sınırlarını aşan bir yazarın hikâyesi

Biyografi:Filozof Sosyolog   Klasik ile modern arasında kurulan edebî köprü, şiir ile düzyazının buluşması ve…

10 saat ago

Çaykur Rizespor’da sakatlık raporu açıklandı: 3 futbolcunun dönüş süresi belli oldu

Çaykur Rizespor’da Attila Mocsi, Ahmed Kutucu ve Can Bozdoğan’ın sakatlıkları nedeniyle sahalardan uzak kalacağı süreler…

10 saat ago

AFET DEĞİL, İHMAL ÖLDÜRÜYOR!

Fethi Karadeniz Yağmur yağınca sel, deprem olunca yıkım… Sonra aynı söz: “Doğal afet!” Peki dere…

10 saat ago

Ödüllü Yazar Halise Aydoğdu: Yaşam mücadelesinden edebiyata uzanan bir yolculuk

Söyleşi:Filozof Sosyolog   Türk Dili ve Edebiyatı’na, Türk şiirine, şairlere ve mesleğine emek vererek iz…

10 saat ago

SGK ŞEFİ NERMİN BAKOĞLU HAYATINI KAYBETTİ

RİZE'DE VEFAT EDEN NERMİN BAKOĞLU (65) RİZE PAZAR'DA TOPRAĞA VERİLDİ

11 saat ago