Birinci sürgün yaş çay hasadının ardından ikinci sürgün dönemini yaşıyoruz. Soğuk geçen hava şartları nedeniyle çayın olgunlaşması gecikti; buna bağlı olarak hem hasat takvimi sarktı hem de verimde düşüş yaşandı. Ancak yaşanan sıkıntıları sadece iklim şartlarına bağlamak doğru değildir.
Çay sektörünün en önemli sorunlarından biri, yıllardır çözülemeyen hasat planlaması eksikliğidir.
Konuyu sağlıklı değerlendirebilmek için algılarla değil, rakamlarla konuşmak gerekiyor. Çünkü rakamlar gerçeği saklamaz.
ÇAYKUR Genel Müdürlüğünün açıkladığı verilere göre birinci sürgünde yaklaşık 260 bin ton yaş çay satın alındı. Günlük 9 bin 500 tonluk işleme kapasitesi dikkate alındığında, ÇAYKUR yaklaşık 25 gün boyunca tam kapasiteye yakın çalışarak aldığı ürünün tamamını işledi ve kuru çay olarak depolarına kazandırdı.
Bu tablo, zaman zaman eleştirilse de ÇAYKUR’un birinci sürgün sürecini başarıyla yönettiğini açıkça göstermektedir. Sıfır rakımdan bin metreyi aşan yüksek kesimlere kadar üreticinin topladığı yaş çay değerlendirilmiş ve sistem büyük ölçüde işlemiştir.
Özel sektör cephesinde ise tablo biraz farklıdır.
Kurulu işleme kapasitesi ÇAYKUR’dan biraz fazla olmasına rağmen özel sektör fabrikaları birinci sürgünde yaklaşık 200 bin ton yaş çay alımı gerçekleştirebilmiştir. Günlük yaklaşık 10 bin tonluk işleme kapasitesi esas alındığında, özel sektörün tam kapasiteyle ortalama 20 gün çalıştığı anlaşılmaktadır.
İşte üzerinde durulması gereken gerçek tam da budur.
Sorun kapasite eksikliği değildir.
Bugün ÇAYKUR ve özel sektör birlikte değerlendirildiğinde günlük 20 bin tonun üzerinde yaş çay işleme kapasitesine sahibiz. Bu kapasiteyle bir sürgün döneminde yaklaşık 460 ila 500 bin ton yaş çayın ortalama 25 gün içerisinde işlenmesi teknik olarak mümkündür.
Yani ülkemizin makine parkı da sanayi altyapısı da yeterlidir.
O halde her yıl neden aynı tartışmaları yaşıyoruz?
Neden üretici çayımızı satamıyoruz söylemleriyle karşı karşıya kalıyor?
Neden fabrikalarda yoğunluk oluşuyor?
Neden üretici topladığı ürünü bekletmek zorunda kalıyor
Bütün bunların temel nedeni, hasadın ortak bir planlama anlayışıyla yönetilmemesidir.
Oysa çözüm son derece açıktır.
Her sezon başlamadan önce Tarım ve Orman Bakanlığı’nın koordinasyonunda veya Çay Konseyi öncülüğünde; ÇAYKUR, özel sektör temsilcileri, ticaret borsaları, ziraat odaları, üretici örgütleri ve çay sanayicileri aynı masa etrafında buluşmalıdır.
Bölgelere, rakımlara, sürgün dönemlerine ve günlük fabrika kapasitelerine göre bilimsel veriler ışığında ayrıntılı bir hasat takvimi hazırlanmalıdır.
Üretici hasada başlayacağını ve günlük toplam satış kotasını önceden bilmeli, yanı kısacası fabrikaların günlük işleme kapasitesini aşmayacak şekilde ürün hasat etmelidir.
Böyle bir sistem kurulduğunda ne üretici mağdur olur, ne fabrikalar kapasitesinin üzerinde yük taşır, ne de büyük emeklerle yetiştirilen tek bir çay yaprağı ziyan olur.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey yeni fabrikalar kurmak değildir.
İhtiyaç duyduğumuz şey; mevcut kapasiteyi ortak akıl, bilimsel planlama ve güçlü koordinasyon anlayışıyla yönetebilmektir.
Çünkü çayın geleceğini belirleyecek olan yeni beton binalar değil, doğru yönetim anlayışıdır.
Ortak akıl ile üretilecek çözüm ortadayken, yıllardır neden gerekli adımların atılmadığını sorgulamak ise artık yalnızca üreticinin değil, sektörün tamamının ortak sorumluluğu hâline gelmiştir.
Emin Kanbur / Çay Üreticisi
DİSK’e bağlı DEV EMEKLİ-SEN Rize İl Temsilcisi Arife Filiz Kösoğlu, emeklilerin ekonomik sorunlarına dikkat çekerek,…
Rize'nin Fındıklı ilçesi Bal Ormanları mevkisinde kaybolan 3 kişi için AKUT Rize ekipleri arama kurtarma…
Saadet Partisi Araklı İlçe Başkanı Ümit Çebi, Araklı Belediye Başkanı Dr. Hüseyin Avni Coşkun Çebi’nin…
ÇAYKUR, 2026 yılı ikinci sürgün yaş çay alımlarında rekor bir güne imza attı. Kurum, pazar…
Saadet Partisi Rize İl Başkanı Av. Muhammet Kaçar, Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 52. yıl dönümü dolayısıyla…