Categories: AKTÜEL

ÇOK MU SOSYALLEŞTİK, YOKSA ÖLÇÜYÜ MÜ KAYBETTİK?

Emin Kanbur / Araştırmacı Yazar

 

Biz gerçekten çok mu sosyalleştik, yoksa sosyalleşirken ölçüyü mü kaybettik?

 

Gençlerin gece geç saatlere kadar denetimsiz biçimde bir arada olması, eğlence kültürünün sınırlarının giderek genişlemesi, alkol ve uyuşturucu gibi maddelerin gençlerin hayatına sızması, aile ve toplum denetiminin zayıflaması… Bunların her biri üzerinde ciddi ciddi düşünmemiz gereken meselelerdir.

 

Elbette gençlerin ölçülü ne aile ve toplum denetimi altında, arkadaşlarıyla vakit geçirecek, sosyal hayatın içinde olacak. Buna kimsenin itirazı yok. Asıl mesele özgürlük ile başıboşluk arasındaki çizgiyi kaybetmemektir.

 

Bir toplumun ayakta kalmasını sağlayan yalnızca kanunlar değildir. Ahlak, edep, haya, aile, vicdan ve inanç da toplumun görünmeyen en güçlü kolonlarıdır.

 

Bu kolonlar zayıflarsa geriye sadece bireysel kalabalıklar kalır.

 

Bugün belki de en büyük tehlikelerden biri, utanma duygusunun ve mahremiyet anlayışının sıradanlaştırılmasıdır. Modernlik adına her şeyin serbest bırakılmasını, özgürlük adına her sınırın ortadan kaldırılmasını sorgulamak zorundayız.

 

Şunu açıkça söyleyelim:

Modernlik çıplaklık değildir. Özgürlük ölçüsüzlük değildir. Çağdaşlık edepsizlik değildir.

Dünyanın gelişmiş toplumlarına baktığımızda farklı giyim tarzları görebiliriz. Fakat medeni olmakla mahremiyet arasında bir çelişki olmadığını da görürüz. İnsan, kendisini ifade ederken aynı zamanda bedenine, ailesine, çevresine ve topluma karşı bir sorumluluk taşımalıdır.

 

Bizim ise bugün kendi değerlerimizle ciddi bir hesaplaşma yaşamamız gerekiyor.

Biz Müslüman bir toplumuz. İnancımızda hayâ, edep, mahremiyet, aile ve kul hakkı çok güçlü kavramlardır. Kur’an’ın bize öğrettiği ölçüler yalnızca ibadet hayatımızla ilgili değildir; insanın davranışını, bakışını, ilişkisini ve toplum içindeki sorumluluğunu da şekillendirir.

 

Fakat bugün gençlerimizi yalnızca eleştirmek kolaydır.

Asıl soru şudur:

Onlara nasıl bir dünya bıraktık?

Çocuklarımızı yetiştirirken hangi değerleri öğrettik? Onlara sadece “oku, kazan, kariyer yap” mı dedik? Yoksa “iyi insan ol, haddini bil, büyüğüne saygı göster, küçüğünü koru, mahremiyetini koru, nefsine hâkim ol” demeyi de başardık mı?

 

Bugün yaşlıya saygının azaldığından, gençlerin birbirine karşı tahammülsüzlüğünden, bireyselliğin toplumun önüne geçtiğinden yakınıyoruz.

 

Peki bütün bunlar kendiliğinden mi oldu?

Hayır.

Aileden okula, medyadan sosyal medyaya, eğlence sektöründen moda dünyasına kadar her alanın gençler üzerinde bir etkisi var.

 

Özellikle son yıllarda “ne kadar aykırıysan o kadar özgürsün” anlayışının giderek normalleştirilmesi, üzerinde düşünmemiz gereken ciddi bir mesele.

Gençlerimizin özgürlüğünü ellerinden alalım demiyorum.

Tam tersine, onlara gerçek özgürlüğü öğretelim.

 

Gerçek özgürlük; insanın istediği her şeyi yapabilmesi değil, yapabileceği her şeyin içinden doğru olanı seçebilmesidir.

 

Uyuşturucunun, alkolün, kontrolsüz eğlencenin, şiddetin ve ahlaki sınırların aşınmasının özgürlük olmadığını anlatmalıyız.

Çünkü bugün çocuklarımızdır onlar.

Yarın bu gençler anne ve baba olacak.

Bugün onların hayatına yerleştirdiğimiz değerler, yarının aile yapısını ve toplumunu belirleyecek.

O halde artık sadece “gençlik bozuldu” demek yerine aynaya bakmanın zamanı geldi.

Gençliğe kızmadan önce gençliği kimlerin ve hangi değerlerin yetiştirdiğini sorgulayalım.

Moda sektöründen eğlence dünyasına, sosyal medyadan aile yapısına kadar herkes kendi sorumluluğunu yerine getirsin.

 

Bizim ihtiyacımız daha fazla yasak değil; daha fazla bilinç, daha güçlü aile, daha sağlam eğitim, daha sahici inanç ve daha güçlü toplumsal sorumluluk.

 

Çünkü bir toplum, kanunlarla ayakta tutulabilir ama yalnızca kanunlarla yaşatılamaz.

 

Onu yaşatan vicdandır, ahlaktır, edep ve inanç hayâdır.

Gelin gençlerimizi kaybetmeden önce yeniden düşünelim.

Özgürlüğü başıboşlukla, modernliği ölçüsüzlükle, eğlenmeyi sorumsuzlukla karıştırmayalım.

Ve en önemlisi…

Çocuklarımızı çağın akışına bırakmayalım. Onlara çağın içinde yön bulabilecekleri sağlam bir değer dünyası bırakalım.

Çünkü mesele yalnızca bugünün gençliği değildir.

Mesele, yarının nasıl bir toplum olacağıdır.

Kafkasya Haber

Recent Posts

Handan Demircan Kulaksız: “CMK ve Adli Yardımda Sürdürülebilir Bir Sistem Geliştireceğiz”

Rize Baro Başkan Adayı Av. Handan Demircan Kulaksız, CMK ve adli yardım hizmetlerinin hem vatandaşların…

3 saat ago

TAŞIMA SUYLA MİLLÎ TAKIM DÖNMEZ!

Fethi KARADENİZ Eski Futbol Hakemi ve Gözlemcisi   Bir atasözümüz var:   “Taşıma su ile…

3 saat ago

ARDEŞEN’İN GELECEĞİNİ ŞEKİLLENDİRECEK DEV ADIM: MODERN KARMA SANAYİ SİTESİ GELİYOR

Ardeşen’in üretim potansiyelini artırmak, mahalle aralarında ve yetersiz alanlarda sıkışan işletmelere nefes aldırmak amacıyla dev…

3 saat ago

İKİZDERE İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ CENGİZ GÖZCÜ GÖREVE BAŞLADI

İkizdere İlçe Milli Eğitim Müdürü Ali Özer’in istem dışı tayin dolayısıyla ayrılmasından sonra İlçe Milli…

3 saat ago

21. EKREM ORHON -OVİT CUMHURİYET TIRMANIŞI 25 EKİM 2026 PAZAR GÜNÜ YAPILACAK

21.Ekrem Orhon-Ovit Dağı Cumhuriyet tırmanışı 25 Ekim 2026 Pazar günü yapılacak.

3 saat ago

Mustafa Ekşi: “Biz Horonla Yürüyeceğiz”

Yeni Parti Rize İl Başkan Adayı Mustafa Ekşi, parti çalışmaları ve yaklaşan il başkanlığı seçimine…

3 saat ago