Categories: RİZE

DAHA GÜZEL BİR RİZE İÇİN

Makale:Adnan ONAY

 

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ana baba ocağı Rize’yi ziyareti vesilesiyle bugünkü yazımı, Rize’nin bugününü ve yarınını konuşmaya ayırmak istedim.

 

Rize, AK Parti iktidarları döneminde önemli yatırımlar aldı. Cumhurbaşkanımızın Rizeli olmasının da bu yatırımların gerçekleşmesinde önemli bir avantaj sağladığı inkâr edilemez. Ankara’da bir projenin önündeki bürokratik engellerin aşılması, kaynak bulunması ve yatırımın hızlandırılması konusunda Cumhurbaşkanımızın memleketine olan ilgisinin önemli bir karşılığı vardır. Ancak asıl mesele, sahip olduğumuz bu avantajı ne kadar doğru kullanabildiğimizdir.

Çünkü bir şehrin geleceğini sadece Ankara’dan gelecek yatırımlar belirlemez. Şehrin kendi geleceğini nasıl tasarladığı, ne istediğini ne kadar güçlü ifade ettiği ve ortak bir şehir vizyonu oluşturup oluşturamadığı da en az merkezi hükümet yatırımları kadar önemlidir.

Siyasetçiler, yerel yöneticiler, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası, üniversite ve basın bir araya gelerek Rize’nin önümüzdeki 20-30 yılını planlayan ortak bir projeksiyon ortaya koyamazsa, elimizdeki önemli fırsatları yeterince değerlendiremeyiz.

 

Maalesef Rize’de yıllardır temel sorunlardan biri de budur. Herkes kendi alanından konuşuyor ama Rize’nin tamamını ilgilendiren ortak bir şehir vizyonu yeterince ortaya konulamıyor. Oysa Rize’nin Cumhurbaşkanımız gibi ülkenin en güçlü siyasi makamında bulunan bir hemşehrisi varken, şehrin ihtiyaçlarını ortak akılla belirleyip güçlü bir kamuoyu iradesiyle Ankara’ya taşımak çok daha kolay olmalıdır.

 

Gönül isterdi ki bugün Rize’nin önünde herkesin üzerinde mutabık kaldığı bir “Rize Vizyonu” bulunsun. Hangi yatırımın önce yapılacağı, şehrin nasıl büyüyeceği, turizmin nasıl geliştirileceği, ulaşımın nasıl çözüleceği, şehir merkezinin nasıl yeniden düzenleneceği yıllar öncesinden belirlenmiş olsun.

 

Böyle bir ortak akıl oluşturulabilseydi, Cumhurbaşkanımızın Rize’ye her gelişinde kendisine şehrimizin ortak aklıyla ve kamuoyu desteğiyle ortaya çıkmış Rize adına hazırlanmış ortak bir dosya sunabilirdik. Böylece, bu imkânı en iyi şekilde değerlendirmiş olurduk.

 

Ben kendi adıma, Kaçkar TV yayında olduğu sürece bu sorumluluğu yerine getirmeye çalıştığıma inanıyorum. Televizyonumuz bugün yayın hayatına devam edebilseydi, Rize’nin meselelerini çok daha güçlü biçimde gündeme taşırdık ve eminim ki çok daha yararlı olurduk. Ne yazık ki yıllarca bu şehre verdiğimiz hizmet, kurumumuzun yaşatılması noktasında aynı karşılığı bulamadı. Siyasetin ve şehrin önde gelenlerinin vefa göstermesini beklediğimiz dönemlerde çoğu zaman maddi zorluklarla, desteksiz yalnız bırakıldık. Bugün İletişim Başkanlığı ve benzeri alanlarda yerel yönetimlerce iletişim faaliyetlerine ayrılan kaynakların çok küçük bir bölümü dahi Kaçkar Medyanın yaşatılması için kullanılabilseydi, kuşkusuz Rize’nin sesi çok daha güçlü çıkardı.

 

Ben yine de üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum. Televizyonumuz üzerinden anlatamadıklarımızı bugün bu sınırlı mecralardan anlatmayı bir sorumluluk olarak görüyor, elimden geldiğince Rize’nin meselelerini gündeme taşımaya devam ediyorum.

Çünkü her şeye rağmen asıl meselemiz Rize.

 

Bugün Rize’nin içinde bulunduğu duruma, devam eden yatırımlarına ve geleceğine baktığımızda, üzerinde özellikle durmamız gereken birçok konu var. Millet Bahçesi bunların başında geliyor.

 

Millet Bahçesi’nde çalışmalar sona doğru ilerliyor. Burada yapılan cami, hem simgesel hem de işlevsel açıdan Rize’ye değer katacak güzel bir eser. Bunun yanında sosyal ve kültürel alanlarıyla Millet Bahçesi, şehrin en önemli yaşam alanlarından biri hâline gelecek.

Ancak burada ciddi bir ulaşım ve yaya güvenliği problemi var.

Şehrin içinden geçen ve adeta Rize’yi ikiye bölen araç trafiğinin bulunduğu yoldan Millet Bahçesi’ne geçmek neredeyse başlı başına bir mesele. İnsanların karşıdan karşıya geçmekte zorlandığı, zaman zaman ölümcül kazaların yaşandığı bir güzergâhtan söz ediyoruz.

Daha önce de dile getirdiğim “dalçık” projesi işte bu nedenle önemlidir. Millet Bahçesi’ni şehrin diğer tarafıyla bütünleştirecek güvenli bir geçiş sistemi oluşturulmazsa, Rize’nin en önemli sosyal alanlarından birini şehrin bir bölümünden koparmış oluruz. Millet Bahçesi yapılmakla bitmiyor. Oraya kesintisiz ulaşım da çözülmeli. Bunun en etkili yolu da buranın “dalçık” projesiyle şehrin merkeziyle bütünleştirilmesi.

 

İyidere Lojistik Limanı da Rize’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren en büyük projelerden biri. Limanın yapılması kadar, limana ulaşacak ulaşım altyapısının tamamlanması da hayati önem taşıyor. Yıllardır Ovit bağlantı yollarının tamamlanmasını bekliyoruz. Nedense bu yol bir türlü bitmek bilmiyor.

Bir lojistik limanın başarısı yalnızca limanın kendisiyle ölçülmez. Limanı hinterlandına bağlayan karayolu ve demir yolu ağının gücü, o limanın ekonomik değerini belirler. Bu nedenle yalnızca Ovit karayolunun tamamlanması yeterli değildir. İyidere Lojistik Limanı mutlaka demir yolu bağlantısına da kavuşturulmalıdır.

Erzurum üzerinden kurulacak bir demir yolu bağlantısı, Doğu Anadolu’yu Karadeniz’e ve dolayısıyla uluslararası ticaret yollarına bağlayabilecek önemli bir hat olacaktır.

Dahası, bu sistem Hopa, Batum ve Trabzon bağlantılarıyla bir bölgesel lojistik koridora dönüştürülebilir.

Gürcistan ile yapılacak gerekli anlaşmalarla Batum demir yolu sisteminin Türkiye limanlarıyla entegrasyonu da değerlendirilmeli. Batum Demiryolundan, Hopa Limanına, Hopa’dan İyidere Limanına, oradan Trabzon Limanına uzanacak bir demir yolu ağı, yalnızca Rize’nin değil, bütün Doğu Karadeniz’in ekonomik kaderini değiştirebilir. Bu yaklaşık 300 kilometrelik hat yapımı diğer projelere göre daha kolaydır ve bu proje bölgenin geleceği açısından çok büyük bir ekonomik değer yaratabilir.

 

İyidere Lojistik Liman’ın çevresindeki kamulaştırmalar da bir an önce tamamlanmalıdır. Bölgede bulunan ÇAYKUR’a ait paketleme fabrikasının geleceği de bu çerçevede yeniden değerlendirilmeli, Paketleme Fabrikası Lojistik alanın hizmetine devredilmelidir. ÇAYKUR’a ait bu paketleme fabrikası çayın kalitesini renk ve nevi açısından bozmaktadır. Vaktiyle bazı hatalı projeler bu sonuca yol açmış olup, bu fabrikanın daha küçük boyutlarda farklı farklı alanlarda yenilenmesi sağlanmalıdır.

 

ÇAYKUR konusunda bir başka kronik sorun ise mevsimlik işçiler meselesidir.

Yıllardır konuşuyoruz. Yıllardır bu konudaki şikayetler bitmiyor. ÇAYKUR’un üretim yapısının ihtiyaçları ile mevsimlik işçilerin çalışma süreleri arasında kalıcı bir düzenleme artık yapılmalı, mevsimlik işçilerin uzun süre çalışabilecekleri imkânlar oluşturulmalı, bu mesele her yıl yeniden konuşulacak bir konu olmaktan çıkarılmalı, kalıcı bir çözüme kavuşturulmalıdır.

 

Şehir içinde kalan ÇAYKUR fabrikaları da Rize’nin geleceği açısından yeniden değerlendirilmelidir. Gündoğdu ve Cumhuriyet gibi şehirleşmenin içerisinde kalmış fabrikaların, daha yüksek kapasitede üretim yapabilecekleri uygun alanlara taşınması düşünülmelidir. Ancak bu alanlar kesinlikle yüksek katlı yapılaşmaya açılmamalıdır. Tam tersine, çevredeki alanların da katılımıyla buralarda şehrin nefes almasını sağlayacak sosyal alanlar, yatay mimariye uygun ticari alanlar, yeşil alanlar ve kamusal kullanım alanları oluşturulmalıdır.

 

Rize artık daha fazla betonlaşarak büyümemeli. Şehrin bir ucundan diğer ucuna bakıldığında beton bloklardan oluşan bir görüntü yerine, Karadeniz’in doğal yapısıyla bütünleşmiş, alçak katlı ve estetik bir şehir görüntüsü ortaya çıkarılmalıdır. Özellikle Şehir Hastanesi’nin tamamlanmasından sonra bu bölgedeki nüfus ve hizmet ihtiyacının daha da artacağı düşünülürse, şimdiden planlama yapılması şarttır.

Şehir Hastanesi tamamlandığında Rize Araştırma Hastanesi’nin hastane olarak hizmet vermeye devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü bölgenin sağlık hizmetlerine olan ihtiyacı giderek artıyor. 850 yataklı olarak planlanan Şehir Hastanesi’nin fiziki bir değişiklik yapmadan daha sonra 1.053 yatak kapasitesine çıkarılması bile bölgedeki sağlık hizmeti ihtiyacının büyüklüğünü ortaya koyuyor. Bu nedenle 550 yataklı Araştırma Hastanesi mevcut yapısıyla veya branş hastanesi modeliyle sağlık hizmeti vermeye devam etmelidir.

 

Rize’nin bir başka kronik sorunu ise Rize-Artvin Havalimanı’dır.

Havalimanımız bölge için çok önemli bir yatırımdır. Ancak havalimanının gerçek potansiyelini kullanamadığımız her şeyiyle gayet açık. Rize-Artvin Havalimanı’nın daha fazla uçuş noktasına ve yeterli uçuş sıklığına kavuşması gerekir. Yolcunun “uçuş yok” gerekçesiyle Trabzon Havalimanı’na yönlendirilmesi, Rize-Artvin Havalimanı’nın bölgesel potansiyelini zayıflatmaktadır. Bu ise bir tür Rize’nin çok yönlü kaderiyle oynamaktır. Bu havalimanı sadece Rize’nin değil, Artvin’in ve Doğu Karadeniz’in havalimanıdır. Dolayısıyla kapasitesinin ve uçuş ağının buna göre değerlendirilmesi gerekir.

 

Rize aynı zamanda bir üniversite şehridir.

Buna rağmen kültürel ve sanatsal etkinliklerimizin yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Kültür ve sanat denildiğinde yalnızca eğlence etkinliklerini anlamaktan vazgeçmeliyiz. Tiyatro, konser, sergi, konferans, edebiyat ve sanat etkinliklerinin düzenli biçimde yapılabileceği bir kültür ortamına ihtiyacımız var.

 

Rize’de dikkat çekecek, şehrin kültür hayatına yön verecek nitelikli bir kütüphane de bulunmalı. Nasıl Ankara’da Millet Kütüphanesi ülkenin kültürel simgelerinden biri hâline geldiyse, Cumhurbaşkanımızın memleketi Rize’de de daha mütevazı ölçekte fakat mimarisi ve işleviyle örnek olacak bir kütüphane yapılabilir.

 

Turizm konusunda da daha fazla düşünmek zorundayız.

Rize yalnızca Ayder’den ibaret görülmemeli. Ayder elbette Rize turizminin lokomotiflerinden biri olmaya devam edecektir. Ancak turistleri şehirde daha uzun süre tutabilmek için Ayder dışında alternatif destinasyonlar oluşturmak zorundayız.

 

Yaylalarımız, vadilerimiz, tarihi yapılarımız, çay bahçelerimiz, kültürel değerlerimiz ve doğal güzelliklerimiz bunun için fazlasıyla yeterlidir. Mesele doğal zenginliğin olup olmaması değil, onu doğru bir turizm politikasıyla değerlendirebilmektir. Bu konuda sosyal alan ve tesis, konaklama sorunları giderilmelidir.

Ve artık Rize’nin şehir estetiği meselesini de ciddi biçimde konuşmalıyız.

 

Rize maalesef hızlı ve plansız yapılaşmanın sonucunda giderek bir beton ve taş yığını görüntüsüne sürükleniyor. TOKİ ve Emlak Konut gibi kamu kuruluşlarının imkânlarından yararlanılarak Rize’ye özgü yatay mimari projeler geliştirilmeli, geleneksel Karadeniz mimarisinin özelliklerini taşıyan modern yapılar ortaya çıkarılmalıdır. Rize, başka plansız şehirlerin kopyası olmamalıdır. Rize’nin kendine özgü mimarisi, doğası, kültürü ve şehir kimliği vardır. Yeni yapılaşma bu kimliği yok etmek yerine güçlendirmelidir.

 

Velhasıl…

 

“Daha Güzel Bir Rize” için söylenecek çok şey var. Burada yalnızca bazı temel başlıklara değinebildim. Ama artık Rize’nin günü kurtaran projelerden daha fazlasına ihtiyacı var. Rize’nin bir gelecek vizyonunun olması gerekli. Cumhurbaşkanımızın Rize’ye her gelişi sonrası bazı şeyleri tartışmak yerine Cumhurbaşkanımıza sunacağımız Rize’nin 20-30 yıl sonra nasıl bir şehir olması gerektiğini ortaya koyan ortak bir planımız olmalı. Siyasetçisi, belediye başkanı, bürokratı, iş insanı, üniversitesi, sivil toplum kuruluşları ve basınıyla herkes aynı hedefe bakmalı.

 

Cumhurbaşkanımızın hemşehrisi olmak Rize için büyük bir avantajdır. Ama avantajları fırsata dönüştürmek bizim elimizdedir. Bugün Rize için ortak bir irade ortaya koyabilirsek, yarının Rize’sini bugünden inşa edebiliriz.

 

Daha güzel, daha yaşanabilir, daha estetik, daha zengin, daha kültürlü ve geleceğe daha güvenle bakan bir Rize mümkündür. Yeter ki ne istediğimizi bilelim. Yeter ki Rize için ortak bir akıl ve ortak bir hedef etrafında buluşabilelim.

Kafkasya Haber

Recent Posts

Bahadır Mafratoğlu güven tazeledi

Öz Sağlık İş Rize Şubesinin 2. Olağan Genel Kurulunda tek liste halinde gidilen seçimlerde Şube…

1 saat ago

KUZENLER ARDEŞEN’DE BULUŞTU: YILLARIN ÖZLEMİ AYNI SOFRADA ERİDİ

Yazın son günleri, Ardeşen’de bu kez bir başka güzelliğe sahne oldu. Yıllardır farklı şehirlerde yaşayan…

3 saat ago

Cumhurbaşkanı Erdoğan Rize’de

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ana ocağı, baba yurdu, ata toprağı Rize’de.

14 saat ago

Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Gök: Savunma Hakkı Sözde Kalmamalı

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Hukuk İşleri Başkanı Av. İbrahim Gök, Adalet Bakanı…

14 saat ago

ARDEŞEN’DE FUTBOLUN KALBİ YENİDEN ATACAK!

Fethi KARADENİZ Eski Futbol Hakemi ve Gözlemcisi   Ardeşenspor’da yeni sezonun ilk heyecanı başladı! Bordo-beyazlı…

16 saat ago

60 YILÖNCE YAZDIĞI YAZIYI GÖRÜNCE MUTLU OLDU

ÖMER METE 60 YIL ÖNCE İKİZDERE ORMAN İŞLETMESİNDE STAJ YAPMIŞTI

16 saat ago