Categories: GÜNDEMİSLÂM

DİN VE TÜRKÇE/ ARAPÇA KAVGASI

 

İslamiyet, önceki dinlerin de vahyedildiği coğrafyada ortaya çıktı. Ayetlerin iyice anlaşılabilmesi için de ayetler bölge insanının konuştuğu dille yani Arapça olarak indirildi.

Peygamberimiz, kendisine vahyedilenler ışığında insanları uyardı, tavsiyede bulundu ve toplumun bu doğrultuda oluşması için mücadele etti, kendisine/öğretisine karşı gelenlerle, geçmişin yanlış inanç ve uygulamalarını sürdürmek isteyenlerle ayetlerin yol gösterdiği şekilde mücadele etti.

Kimi ayetler bu çerçevede süreç içerisinde olup, biten, değişen şartları da dikkate alarak öze uygun şekilde değişime uğramışlardır.

Buradan yola çıkarak denilebilir ki; Kur’an’ı anlamak, Nebî/Resul’un hayatını anlamakla mümkün olabilir. Yani, Ayetlerin tarihi süreç içerisinde Peygamber tarafından topluma nasıl sunulduğunu anlamak, Kur’an’ın öğretisini doğru anlamak için gereklidir.

Özetle; Kur’an’ı doğru anlamak için onu kendi dilimizle okuyup, anlamamız yetmez, süreçle birlikte günün toplumunu ve Peygamberin Kur’an’ı toplumla yüzleştirme mücadelesinin seyrini de anlamak gerekir.
Dini deyimle; Tarihi süreç, Sünnet, Kur’an’ın öğretilerini doğru anlayabilmemiz için gerekli kaynaklardır.
Kur’an’ı kendi dilinden okuyup, anlamak Allah’ın dini indiriş gayesini, İslamın öğretisini anlamaya yetmez. Çünkü, Kur’an, birilerinin öne sürdüğü gibi bize her şeyi anlatan, değişmez hükümler içeren yani sabit bir anayasa kitabı, bütünsel ilim/bilim kitabı değildir. O nedenle; “Bize Kur’an yeter” şeklindeki yaklaşımlar ilmi değildir.!
Peygamber dahil, Müslümanlar için ölçü Kur’an’dır.. O’nun öğretisine uygun olmayan şey, İslami değildir. Yani cümlenin doğrusu; “Ölçü olarak bize Kur’an yeter” şeklinde olmalıdır.

Kur’an’ı anlayarak okuduğumuzda özetle şunu görürüz;
O günün toplumu Allah’ın tek olduğuna, her şeyin O’nun emrinde olduğuna inanmamakta ve bu düşünce çerçevesinde kurdukları toplumsal düzen Allah’ın hoşnut olmadığı bir yapı şeklindedir.

Önceki Peygamberler de, bizim Peygamberimiz de kendilerine vahyedilenler çerçevesinde her şekilde kirlenmiş toplumsal düşünce ve anlayışla mücadele ederek toplumu Allah’ın hoşnut olacağı bir inanca, bir yapıya kavuşturmaya çalışmıştır.
O nedenle; “Kur’an’ı Türkçe okuyup, anlasaydık, bu hallere gelmezdik” türündeki sözlerin fazlaca bir anlamı yoktur. Zira, Kur’an, sanıldığı türden toplumun düşüncesini ve yaşamını zaman ve şartlara göre otomatik olarak düzenleyen bir kitap değildir. Kur’an, Allah’ın rızasına uygun bir toplumsal yapının nasıl olması gerektiğini bizlere, sonraki nesillere anlatan, onların ipuçlarını veren bir dönemi esas alan vahiyle belirlenmiş çerçevesidir.
Kur’an’a uygun yaklaşım; günü, o günkü kirlenmiş düşünce ve toplumsal yapıyla hangi düşünce ve yöntemle mücadele edildiğini anlayıp, toplumu ona uygun düzenlemeye çalışmaktır.
Bu doğrultuda mücadelede iki ana tema ortaya çıkar;
1- Allah’ın birliği(Tevhid) inancı
2- Allah’ın hoşnut olacağı, onun istediği şekilde bir toplumsal yapı kurulması..

Günümüzün sorunsalı ise; bunların nasıl oluşturulabileceğidir..
Birincisi tebliğ esaslı, ikincisi ise sistem/düzen esaslıdır..
Sistemle ilgili sorunun temelinde de asırlar öncesinde toplumu Allah’ın birliği inancı çerçevesinde düzenlemeye çalışan bir inanç sisteminin çok hızlı bir şekilde değişen günümüz dünyasına nasıl uyarlanacağıdır..

Bunun nasıl olacağının tartışmaları dün olduğu gibi, bugün ve yarın da sürecektir. Ancak, bunun kişisel ritüellerle, ibadetlerle, şekilsel şeylerle olamayacağı, bununla bir sonuca varılamayacağı kesindir..!

İbadetler, bireyin, Yaratıcı’ya sadık olduğunun beyanıdır ancak bu beyanın sahici olup olmadığının göstergesi, içinde bulunulan toplumun yapısının Allah’ın rızasına ne derece uygun olup, olmadığıdır. Ve asıl olan ölçü de budur. Yoksa, çokça cami, kur’an kursu vs olması, çok oruç tutup, çok namaz kılanın olması değildir.!
O nedenledir ki; islama uygun toplum düzeni istatistiklerinde islam ülkeleri sonlardadır. Ülkelerin değerlerinin İslami kriterlere ne derece uyduğunu ölçen ‘İslamilik Endeksi’ sıralamasında Yeni Zelanda birinci çıkarken ilk 44 sırada hiçbir islam ülkesi yer almamakta, maalesef Türkiye de 95. sıradadır. Bu sonuçlar, bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak; Kur’an’ı ister Arapça, ister Türkçe okuyun hiç farketmez. Esas olan İslamın ruhunu kavramak, ona uygun bir toplumsal yapı oluşturmaktır.

Özetle; İslamın günümüz hedefi Tevhid inancına sahip (asgaride)bir İzlanda, bir İsveç oluşturmak olmalıdır.

Kafkasya Haber

Recent Posts

YENİ PARTİ HOPA İLÇE BAŞKANI AYDEMİR TEŞEKKÜR ETTİ.

Hafta sonu yapılan Yeni Parti Hopa İlçe Başkanı Şükrü Aydemir teşekkür mesajı yayınladı.

28 dakika ago

YENİ PARTİ İKİZDERE’DE İLK KONGREYİ YAPTI, İBRAHİM TAVUKÇU İLÇE BAŞKANI SEÇİLDİ

İSMET KÖSOĞLU İKİZDERE-Rize genelinde İlçe Başkanlığı seçimleri yapılan Yeni Partinin İkizdere İlçe Başkanlığı seçimi yapıldı.2…

37 dakika ago

47 YILDIR AYNI YÜREKTE, AYNI YOLDA…

Bazı aşklar zamana yenilmez, yıllar geçtikçe daha da derinleşir…   29 Eylül 1979… Bir ömürlük…

2 saat ago

Yeniden Refah Partisi’nden Rize’ye Geçmiş Olsun Ziyareti: “Yaraları Birlikte Saracağız”

Yeniden Refah Partisi heyeti; İyidere ve Pazar ilçelerinde selden etkilenen esnaf ve vatandaşlarla bir araya…

4 saat ago

FON VURGUNCULARINI TESPİT

ADNAN ONAY   Borsa ile hiç işim olmadı; ancak borsaya müptela olmuş çok tanıdığım var.…

16 saat ago

RTEÜ’de MED-RI’X Ulusal Tıp Zirvesi Düzenlendi: Alanında Önde Gelen İsimler Rize’de Buluştu

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Tıbbi Kariyer ve İnovasyon Topluluğu'nun düzenlediği MED-RI'X Ulusal Tıp Zirvesi, 26-27…

16 saat ago