EMEKLİLİK KÖRDÜĞÜM
Saat 04.01 ve ben bir türlü uyuyamadım
Üstüne üstlük çok yorgunum ve bir damla uykum yok
Peki neden?
Aslında bu konuyla ilgili çoktandır merak ettiğim şeyler vardı ama akşamdan beri fena halde takıldı kafam: EMEKLİLİK KANUNU ne zaman çıktı, hangi evrelerden geçti
“Sana ne be işgüzar Yat uyu, gündüzler çuvala mı girdi?” diyorsunuz, duyuyorum ama yapamadım
03.00 de kalktım, başladım okumaya
Şimdi lütfen sonuna kadar okuyun, sıkmadan anlatacağım, söz
Türkiye EMEKLİLİK kavramıyla ilk 1866 yılında kurulmuş olan Askeri Tekaüt Sandığı ile başlayarak tanışmış.
Bunu 1881’de sivil memurlar için kurulan bir emekli sandığı izlemiş.
T.C Emekli Sandığının kuruluşu 1950 yılıdır.
1945-1960 arasında sosyal güvenlik alanında önemli gelişmeler yaşanmış.
Bu kapsama bağımsız çalışanlar yani esnaf ve sanatkârlar dahil edilmemiş, onların sosyal güvenliği ileri bir tarihe bırakılmış.
1981 yılına kadar yaş şartı olmaksızın insanlar 20 yıl çalışıp 5000 iş gününü doldurduklarında emekli olabiliyordu.
Düşünsenize adam 14 yaşında işe başlıyor ve 34 yaşında pırıl pırıl bir emekli olabiliyordu.
O yıl ilk kez 38 yaş sınırı getirildi.
Sonra 1985 de 5075 gün ve 42 yaş zorunlu kılındı.
1999 yılına gelindiğinde emeklilik yaşı kadınlarda 58, erkeklerde 60 olunca çalışanlar fena kızdılar
“Tabutta Emeklilik” isyanları ortalığı kasıp kavurdu
2006 yılında SSK, BAĞKUR ve EMEKLİ SANDIĞI tek çatı altında toplandı ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) adını aldı.
2008 yılına gelindiğinde çalışanlar bir kez daha vurgun yediler;
emeklilik yaşı bu kez 65’e yükseltildi.
İyi mi oldu kötü mü oldu bu durum tartışılır elbette ama ülkemizde EMEKLİLİK konusu içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir.
Şöyle anlatayım:
Adam 50 yaşında emekli oluyor diyelim ve 85 yaşında ölüyor.
Yani 25 sene pirim ödüyor, 35 sene maaş alıyor.
Bitti mi?
Hayır!
Öldükten sonra eşi, kızı uzun bir süre daha maaş almaya devam ediyor.
Halâ bitmedi
Devletin her türlü imkanlarından faydalanıyor.
Ya da adam emekli oluyor ama çalışmaya devam ediyor.
Bu durumda gençler veya gerçekten işe ihtiyacı olanlar iş bulamıyor ve işsizlik oranı artıyor.
Uzatmayayım, ülkemiz zengin bir ülke değil.
Devlet gelirinin büyük bir kısmını vergilerden sağlıyor.
Sıkıştığında ne yapacak?
Elbette vergiyi artıracak.
Ne yapsın?
Devletin babası yok ki ona çuval çuval altın bıraksın.
E, o zaman niye isyan ediyoruz?
O vergi kaçıranlara, pirim ödemeyenlere, haksız yere babasının ya da ölen kocasının maaşını almaya devam edenlere hiç mi söyleyecek sözümüz yok?
Gelelim can alıcı asıl meseleye!
Ülkemizde emeklilik sınıflara ayrılmış;
Memur emeklisi, İşçi emeklisi, Bağkur emeklisi.
Bunların çalışma şartları, gün sayısı ve pirim oranları çok farklı.
İnsanlar bu şartları yerine getirince emekli olur ve devlet belirlenen oranlarda onlara maaş öder.
Bunların içinde 3600 günden başlayıp, 9000 iş gününü tamamlayan çalışanlar var.
İşte dananın kuyruğu burada kopuyor
“Efendim, ona niye fazla zam var da bana yok!”
Kardeş ama o 25 yıl devlete hizmet etmiş, sen topu topu 10 yıl çalışmışsın
Öyle karmaşık bir durum ki bu; gerçekten işin içinden çıkmak çok zor
Bu iş devlet tarafından bakınca böyle, peki vatandaş gözünden nasıl?
Fecaat❗️
Yahu en düşük emekli maaşı 20000 lira
İki kişilik bir aile varsayalım; karı-koca.
Bu aile ayda 4 kez pazara çıksa maaşın yarısı gitti
Kalanıyla ancak faturaları ödeyebilir.
Kira, yan giderler…
Bunları neyle karşılayacak😧
Bunlar insan değil mi?
Hiç mi sinemaya, tiyatroya, gezmeye gitmeyecek
Hasılı ortada gerçekten çoookkk büyük bir sorun var!
Bence Türkiye’nin en büyük sorunu budur!
İç çekişmelerden fırsat bulabilirlerse; büyüklerimiz(!) toplanıp acilen buna çare aramalıdır.
Başka ülkelerde emekli olan biri asla başka bir işte çalışamaz?
Ölünce yalnızca eşi maaş alır.
Öyle sittin sene çoluğuna çocuğuna maaş ödenmez!
Ülkemizde 2025 verilerine göre yaklaşık 17 milyon emekli var ve bunların çoğu hem emekli maaşı alıyor hem de çalışmaya devam ediyor.
Bu nedenle gençler iş bulamıyor, işsizlik artıyor.
Emekli olup da çalışmaya devam edenden 2026 itibariyle % 24.75 TL SGDP (Sosyal Güvenlik Destekleme Pirimi) alıyor ama yetmiyor çünkü geriden gelenlerin ödedikleri pirimlerle ödeniyor maaşlar.
Çalışan sayısı neredeyse emeklilerle aynı seviyede.
Bunun üzerine Devlet, açığı kendi kesesinden ödemek zorunda kalıyor.
Uluslararası normlarda; 4 kişi çalışır 1 emekliye bakar ama bizde 1.5 çalışan bir emekliye bakıyor.
Zor iş gerçekten
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık
Dilerim biran önce bu karmaşa ortadan kalkar ve bir rutine bağlanır
Aksi halde bu adaletsiz durum hem devlet hem kişiler açısından daha da içinden çıkılmaz hale gelecek.
Saygılarımla
Sebahat Karagöz
#emekli
#SGK
Rize Küçük Modern Sanayi Sitesi Başkanı Davut Soykan, oda başkanlarının da katıldığı toplantıda Rize Milletvekili…
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada bölgesel gelişmeler ve Türkiye’nin…
Saadet Partisi Malatya İl Başkanlığı, ünlü yarışma programı ''Kim Milyoner Olmak İster?'' uyarlaması yaparak iktidar…
Anahtar Parti Trabzon İl Başkanı Hüseyin Cahit Köse, esnaf ve sanatkârlara yönelik kredi, vergi ve…
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısının temel…
Ardeşen’de tehlikeli park eden bir tır, İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından kaldırıldı. Sürücülerin güvenliği sağlanırken, vatandaşlar…