Categories: GÜNDEM

Hayrettin Karaman hocam “Şimdi Zamanı Değil”

Son günlerde İslam dünyasının ve bölgenin geçtiği ateş çemberinde,

yine o tanıdık tartışmaların gölgesinde kalıyoruz.

 

Sayın Hayrettin Karaman hocamızın

28 Mart tarihli “şimdi zamanı değil” başlıklı yazısı,

aslında bir zihin haritasının ve bir dönemin bakış açısının özeti gibiydi.

 

Hoca, “Mezhep tartışmalarının şimdi zamanı değil,” diyor. Diyor demesine ama, bu “erteleme” dili acaba arzuladığımız o büyük kucaklaşmayı sağlamaya yetiyor mu?

 

Bir mühendis hassasiyetiyle baktığınızda, bir yapının statiği temelden bozuksa, üzerine en cafcaflı cepheyi de giydirseniz o bina güven vermez.

 

Hocanın yaklaşımındaki temel sorun;

“Mezhepçilik yapmayın” derken bile

“Biz Ehl-i Sünnetiz, onlar Şia”

diyerek cümleye başlaması değil mi?

 

Karşıdakini “eşit bir kardeş” olarak değil,

“tahammül edilmesi gereken bir öteki” olarak konumlandırmak ne kadar doğrudur?

 

Bu üslup, yangın varken

“Hangi odada oturduğumuzun önemi yok” demek yerine,

“Bizim odamız doğru ama diğer odadakilerle şimdilik yardımlaşabiliriz” demeye benziyor.

 

Peki, vicdan bunun neresinde?

 

İslamiyet’in o kuşatıcı “rahmet” yüzü, mazlumun ahı yükselirken onun seccadesinin yönüne mi bakar?

 

Bir çocuk can verirken,

babasının itikadi yorumu bizim merhametimizin “vizesi” mi olur?

 

Eğer adaleti ve vicdanı stratejik bir takvime bağlarsak,

“şimdi zamanı değil” dediğimiz her şey, yarın karşımıza daha büyük bir duvar olarak çıkacaktır.

 

Asıl “şimdi tam zamanı” olan şey;

mezhep etiketlerini,

tarihsel kavgaları ve “ama, fakat, lakin” ile başlayan o soğuk bürokratik dili bir kenara bırakmaktır.

 

Bir alimden beklenen,

mahallesini koruyan bir “stratejist” edasıyla değil;

insanlığı kucaklayan bir “rehber” yüreğiyle konuşmasıdır.

 

Zulmün dini, mezhebi, ırkı olmaz. Mazlumun elinden tutmak için “stratejik bir boşluk” kollanmaz.

 

Gerçek İslamiyet çerçevesi,

insanı sadece “insan” olduğu için aziz bilen,

acıyı “evrensel” bir dil ile hisseden o engin gönüldür.

 

Kısacası; mesele sadece “doğru saflarda” dizilmek değil, o safların arasına sızan “ben-sen” kavgasını kalpten söküp atmaktır.

 

Çünkü vicdanın saati, stratejik takvimlere göre değil,

mazlumun attığı her çığlıkta yeniden kur

ulur.

 

Saygılarımla

 

Kenan Şahin

 

 

Kafkasya Haber

Recent Posts

CHP’DE YENİ DEPREM: ARALARINDA RİZE’NİN DE BULUNDUĞU 8 İL BAŞKANI GÖREVDEN ALINDI

ADNAN ONAY   . CHP Sözcüsü Müslim Sarı tarafından yapılan açıklamaya göre, aralarında Rize İl…

1 saat ago

Arhavi’de Okullara Doğal Gaz Müjdesi! 13 Okul İçin 20 Milyon TL’lik Dönüşüm Başlıyor

Artvin'in Arhavi ilçesinde 13 okulun doğal gaz dönüşümü için 20 milyon TL ödenek ayrıldı. Belediye…

4 saat ago

Rize’nin Sevilen Taksici Esnafı Sabri Arıman Gözyaşlarıyla Uğurlandı

Rize'de uzun yıllar taksici esnafı olarak hizmet veren ve çevresinde sevilen kişiliğiyle tanınan Sabri Arıman,…

5 saat ago

KEMALPAŞA’NIN GELECEĞİ İÇİN ORTAK ÇAĞRI

Bu proje siyasetin değil, gençlerin projesi olmalı!

5 saat ago

RİPORT BAŞKANI ASIM ÇİLLİOĞLU’’EVET SEÇİME HAZIRIZ’’

RİPORT Yönetim Kurulu Başkanı Asım Çillioğlu EKİM Ayında olağan genel kurulu yapılacak olan RTSO Başkanlık…

5 saat ago

RTSO SEÇİMİNE DOĞRU

İSMET KÖSOĞLU/Gazeteci Gözü İle

5 saat ago