ADNAN ONAY
İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde artık uzun bir süre ülkeler arasında savaş olmayacağı düşünülüyordu. Avrupa için bu büyük ölçüde doğru olsa da, savaş sonrasında Ortadoğu’ya öyle bir hançer saplandı ki o günden bugüne koca bir coğrafya hiçbir zaman huzur bulamadı.
Filistin topraklarına yerleştirilen ve 14 Mayıs 1948’de devlet olarak kurulduğu gün ABD tarafından tanınan İsrail, o tarihten bu yana bölgede bir çıban başı olarak huzur bırakmamış durumda. Bir terör devleti olarak gördüğü her ülkeye saldırmaktan çekinmeyen İsrail’in son hedefi daha önce de defalarca saldırdığı İran oldu.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı ortak hava operasyonuyla İran’a yönelik yoğun saldırılar sürüyor. Durum hızla genişleyen bir bölgesel çatışmaya evrilmiş halde.
ABD-İsrail saldırıları Tahran, İsfahan, Kum, Kirmanşah, Kerec gibi kritik noktaları, nükleer tesisleri, balistik füze rampalarını, Devrim Muhafızları komuta merkezlerini ve donanma üslerini vurdu. Yapılan saldırılar sonucu başta İran’ın dini lideri Hamaney olmak üzere 50’nin üzerinde üst düzey rejim yetkilisi hayatını kaybetti. Saldırılar sonucu binin üzerinde İranlının öldüğü belirtiliyor; gerçek sayının ne olduğu ise bilinmiyor.
Saldırılarda sivil-asker ayrımı yapmayan ABD-İsrail ikilisinin, kız çocuklarının okuduğu bir okulu bombalaması sonucu 165 kız öğrenci hayatını kaybetti.
İran’ın misillemeleri balistik füzeler ve dronlarla İsrail’e, Körfez ülkelerindeki ABD üslerine (Kuveyt, Bahreyn, Katar, BAE, Suudi Arabistan) ve Dubai, Abu Dabi, Doha gibi şehirlere yöneldi. Başta ABD üsleri olmak üzere birçok yer vuruldu. Bazı ABD askerleri öldürüldü.
İran’ın saldırıları karşısında İsrail’in Demir Kubbe sistemi aşıldı. İsrail’in birçok yerine füzeler yağdı. İsrail medyaya sıkı ambargo koyduğu için zayiatın ne olduğu tam olarak bilinmiyor.
Öte yandan Lübnan’daki Hizbullah da devreye girerek İsrail’e roket attı; İsrail buna karşılık Beyrut ve Güney Lübnan’ı vurdu, ikinci cephe açıldı. Husiler Kızıldeniz’de yeniden saldırılara başlayacağını duyurdu. Kuveyt’te birkaç ABD savaş uçağının acil iniş yaptığı veya düştüğü bildiriliyor.
İran içinde ise Hamaney’in yerine radikal kanattan Ayetullah Ali Rıza Arafi getirildi. Oluşan yönetim boşluğu nedeniyle de Devrim Muhafızları fiili kontrolü ele aldı ve üç kişilik geçici bir konsey kuruldu.
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı halinde İran’a destek verecekleri öne sürülen Çin ve Rusya, saldırıları kınamakla yetindi. BM Güvenlik Konseyi acil toplandı. Bu arada petrol fiyatları %8-10 civarında sıçradı; Hürmüz Boğazı’ndaki risk nedeniyle küresel enerji piyasaları alarma geçti ama henüz tam bir kapanma yok (gemiler rota değiştiriyor).
Bu gidişat nereye varır?
ABD-İsrail hava üstünlüğü karşısında hedeflerine füzelerle saldıran İran’ın füze stokları ve koordinasyon kabiliyeti ciddi darbe almış durumda. İlk dalgalardaki yoğun saldırı hızı azalmış bulunuyor. Trump, operasyonun 4 hafta veya daha kısa süreceğini, hedeflerin (nükleer programın en az 2-3 yıl geriye atılması, balistik tehditlerin azaltılması) büyük ölçüde gerçekleştirildiğini söylüyor ama daha fazla ABD kaybı olabileceğini de belirtiyor. İran tarafı “müzakere yok” diyor ama fiili kapasitesi sınırlı olduğu için anlaşma yapmak zorunda kalabilir.
İran’ın büyük çaplı saldırı kapasitesi aşındıkça ateşkes veya Çin/Rusya arabuluculuğu gündeme gelebilir. Ancak Hizbullah’ın sürece dahil olması, Irak’taki milislerin ABD üslerine saldırıları ve olası Hürmüz müdahalesi savaşı uzatabilir.
Özetle: Bu savaşın
Bölgesel bir savaşa genişleme riski hâlâ yüksek. Eğer İran Körfez rafinerilerine veya Hürmüz’e ağır hasar verirse muhtemelen Suudi Arabistan, BAE gibi ülkeler doğrudan taraf olur; Husiler ve diğer vekil güçler devreye girer. Bu durumda savaş aylarca sürebilir, petrol arzı sekteye uğrar, küresel enflasyon ve resesyon riski artar.
Bu savaşın çok tartışılan “rejim değişikliği”ni sağlama ihtimali şimdilik uzak ihtimal olarak görünüyor.
Türkiye açısından doğrudan askeri risk düşük görünse de enerji fiyatlarındaki artış, TL ve borsa üzerindeki baskı ile olası mülteci dalgası en belirgin etkiler olacak.
Önümüzdeki saatler hâlâ çok kritik.
Gelişmeler saat saat değişebiliyor. O nedenle işin nereye varacağını kestirmek zor.
Umarız savaş daha da büyümeden bir anlaşmaya varılır.
Ancak şu bir gerçek ki; İsrail’in bu saldırganlığı devam ettikçe bölgemiz kolay kolay huzura kavuşamayacak. Türkiye de her daim tetikte olmak zorunda kalacak.
Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR), 2026 yılı yaş çay kampanya dönemine kısa bir süre kala…
Karadeniz müziğinin güçlü ve karakteristik vokal geleneğini modern bir anlatımla buluşturan Engin Orta, yeni eseri…
RİZE AK Parti Merkez İlçe Başkanı Burak Ak, Rize genelinde sürdürdükleri saha çalışmaları ve esnaf…
Rize’nin yakından tanıdığı, ilim ve irfan hayatına uzun yıllar hizmet etmiş önemli isimlerinden Zavendikli Fikri…
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde uzun yıllardır gündemde olan Samsun-Sarp hızlı tren hattı için “hemen şimdi” çağrısı…
Büyük Birlik Partisi (BBP) Rize İl Başkanı Ensar Özçelik, Rize İl Genel Meclis Başkanlığı görevine…