Fethi KARADENİZ
Bazı köylerin hikâyesi vardır; toprağından, suyundan, insanından süzülür. Bazı ürünlerin ise yalnızca kendine özgü bir tadı değil, geçmişten geleceğe uzanan bir hikâyesi bulunur.
Erzincan’ın Üzümlü ilçesine bağlı Geyikli Köyü, eski adıyla Kertah, işte böyle hikâyelerden birini yaşatıyor.
Keşiş, yani Esence Dağları’nın eteklerine kurulmuş bu güzel yerleşim yeri, Üzümlü’ye yaklaşık 12, Erzincan şehir merkezine ise 18 kilometre uzaklıkta. Dağların eteğinde, ovanın bereketiyle buluşan Geyikli’de bugün tarımsal üretimde dikkat çeken bir hareketlilik yaşanıyor.
Özellikle de yıllardır bu topraklarla özdeşleşen Kertah Lahanası ile…
BİR MARUL SANILAN TOHUMDAN BUGÜNLERE
Kertah Lahanası’nın hikâyesini dinlerken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Bazen büyük hikâyeler gerçekten de küçücük bir tesadüfle mi başlıyor?
Yıllar önce, köydeki gelin kızlardan biri tarlanın bir kenarına bir miktar tohum ekiyor.
O zamanlar bunun ne olduğu konusunda fazla bir bilgi yok.
Ben de ilk duyduğumda, “Herhalde marul zannetmişler” diye düşündüm.
Ancak zaman içerisinde bu bitki çoğalıyor, köylüler tarafından tanınıyor, üretimi yaygınlaşıyor ve bugün Kertah Lahanası adıyla bölgenin kendine özgü ürünlerinden biri haline geliyor.
Bir zamanlar tarlanın kenarında ne olduğu tam olarak bilinmeyen bir bitki…
Bugün ise üreticisinin yüzünü güldüren, Erzincan’ın tarımsal değerlerinden biri olma yolunda ilerleyen ve yurt içinin yanı sıra yurt dışına da gönderilmesi hedeflenen bir ürün.
İşte toprağın mucizesi biraz da böyle bir şey.
TOPRAK, EMEK VE SABIR
Tarımın yalnızca tohum ekmekten ibaret olmadığını Geyikli’de bir kez daha anlıyoruz.
Bir ürünün sofraya gelebilmesi için toprağın hazırlanması, suyun bulunması, emeğin verilmesi, sabır gösterilmesi gerekiyor.
Üstelik bir ürünün yıllar içerisinde yöreyle özdeşleşmesi için sadece üretim yetmiyor.
O ürünün hikâyesinin de korunması gerekiyor.
Kertah Lahanası bu açıdan Erzincan için önemli bir değer.
Çünkü artık mesele yalnızca bir sebzenin yetiştirilmesi değil.
Mesele, yöreye özgü bir tarımsal mirasın yaşatılması…
AĞACIN GÖLGESİNDE BİR ÇAY, BİR SOHBET…
Geyikli’ye yaptığım ziyarette tarla sahibi Aslan Abi ile bir ağacın gölgesinde oturup çay içtik.
Bir yanda Erzincan Ovası’nın bereketi, diğer yanda heybetli Keşiş Dağları…
Çayımızı yudumlarken konu ister istemez geçmişe geldi.
Aslan Abi, gençlik yıllarını anlatmaya başladı.
Arkamızda yükselen dağlarda yaban keçisi avına çıktıkları günleri…
Dağların sessizliğini…
Zorlu arazi şartlarını…
Ve bir gün karşılarına çıkan ayıyı…
Anlatırken gözlerindeki heyecan hâlâ kaybolmamıştı.
Belki de insanın gençlik anıları böyledir.
Aradan yıllar geçse de bazı dağlar, bazı yollar, bazı karşılaşmalar hafızadan hiç silinmez.
Aslan Abi’nin anlattığı o günleri dinlerken bir taraftan da düşündüm:
Bugün bizim için yalnızca uzaktan bakılan bir dağ olan Keşiş Dağları, onun ve yaşıtlarının gençliğinde hayatın ta kendisiydi.
GEYİKLİ ADI DA DAĞLARDAN GELİYOR
Köyün bugünkü adı olan Geyiklinin de yine bu dağlarla bağlantılı olduğu anlatılıyor.
Dağlarda geçmişte yaşayan geyiklerden esinlenilerek köye Geyikli adının verildiği ifade ediliyor.
Yani köyün adı da, geçmişi de, insanlarının anıları da dağlarla iç içe.
Bir tarafta Keşiş Dağları…
Diğer tarafta Erzincan Ovası…
İkisinin arasında ise toprağa tutunarak yaşamını sürdüren insanlar.
KERTAH LAHANASI SADECE LAHANA DEĞİL
Bugün Kertah Lahanası’nın daha geniş pazarlara ulaşması, hatta yurt dışına ihraç edilmesi için çalışmalar yapılması elbette sevindirici.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var:
Yöresel ürünleri büyütürken onların kimliğini kaybetmemek.
Kertah Lahanası’nın değerini artıracak olan yalnızca daha fazla üretmek değildir.
Onu Erzincan’ın, Geyikli’nin ve Kertah’ın hikâyesiyle birlikte tanıtabilmektir.
Çünkü günümüzde insanlar artık yalnızca ürün satın almıyor.
Ürünün nereden geldiğini, nasıl yetiştirildiğini ve arkasında nasıl bir hikâye olduğunu da merak ediyor.
Kertah Lahanası’nın ise anlatılacak güzel bir hikâyesi var.
KÖYLERİMİZİ KORUMAK, HİKÂYELERİMİZİ KORUMAKTIR
Geyikli’den ayrılırken aklımda iki görüntü kaldı.
Biri tarlalarda emek veren insanlar ve yetişen Kertah Lahanası…
Diğeri ise bir ağacın altında çayını yudumlarken gençlik yıllarının dağlarını anlatan Aslan Abi…
Aslında ikisi aynı hikâyenin parçaları.
Biri bugünü anlatıyor.
Diğeri geçmişi…
Ve ikisinin arasında geleceğe bırakılması gereken büyük bir miras bulunuyor.
Erzincan’ın yalnızca tarihi eserleri değil, toprağı, tarımı, yöresel ürünleri, köyleri ve insan hikâyeleri de korunmalı.
Çünkü bir gün bir köyün adı değişebilir, tarım yöntemleri değişebilir, insanlar değişebilir.
Ama o köyün hikâyesini kaybedersek, geri getirmemiz çok zor olur.
Kertah’tan Geyikli’ye uzanan bu hikâye bize bir kez daha gösteriyor:
Toprak, kendisine emek veren insanı unutmuyor.
Belki yıllar önce bir tarlanın kenarına ekilen ve ne olduğu bile tam olarak bilinmeyen birkaç tohum, bugün Geyikli’nin ve Erzincan’ın önemli değerlerinden biri haline geldi.
Şimdi görev bize düşüyor.
Kertah Lahanası’nı yalnızca üretmek değil, hikâyesiyle birlikte geleceğe taşımak…
Ve belki de yıllar sonra başka bir gazeteci, başka bir ağacın altında başka bir Aslan Abi ile çay içerken bu hikâyeyi anlatmaya devam edecek.
Çünkü bazı hikâyeler toprağa ekilir…
Bazıları da kuşaktan kuşağa anlatılır.
RTEÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Köktaş, Rize sokaklarına dair sosyal medya paylaşımındaki…
ECE SARAL ALPTEKİN, RİZE LİSESİ TARİHİNDEKİ İKİNCİ KADIN MÜDÜR OLDU
Makale:Adnan ONAY Başına Öcalan’ın manevi oğlu denilen Ferhat Abdi Şahin’in (Mazlum Abdi) getirildiği Suriye…
Makale:Filozof Sosyolog Aydınların sessizliği, toplumsal hafıza ve barışın sosyolojisi. Türkiye, yıllardır ağır bedeller ödediği terör…
AHESEN GENEL BAŞKANI DR. AHMET KANDEMİR: “DÜZENLEME UYGULANIRSA ASM’LERDE HİZMET KALİTESİ DÜŞER, BİNLERCE SAĞLIK ÇALIŞANI…
Türkiye’nin nüfusu, 1 Temmuz itibarıyla 86 milyon 320 bin 602 kişi oldu.