Categories: EĞİTİM

ÖĞRETMEN YETİŞTİRDİK, ÖĞRETMENİ BEKLETTİK!

Fethi KARADENİZ

Emekli Eğitim Müfettişi

Eğitimci-Yazar

 

Bir zamanlar Türkiye, köyüne yalnızca öğretmen göndermeyi değil, köyü öğretmenle ayağa kaldırmayı hedefliyordu.

 

Köy Enstitüleri işte böyle bir anlayışın ürünüydü. Öğretmen yalnızca ders anlatmayacak; bulunduğu köyün kalkınmasına, kültürüne, üretimine ve geleceğine öncülük edecekti.

 

Bugün ise eğitim fakültesinden mezun olmuş binlerce genç öğretmen başka bir gerçekle karşı karşıya:

 

Diploması öğretmen, görevi ücretli öğretmen!

 

Ücretli öğretmen sınıfa giriyor, ders anlatıyor, sınav yapıyor, öğrencisinin başarısından sorumlu oluyor. Fakat aldığı ücret çoğunlukla girdiği ders saati üzerinden hesaplanıyor.

 

Daha da düşündürücüsü; tatil dönemlerinde ders ücreti alamıyor, gelir sürekliliği yaşayamıyor ve çalışma biçiminin getirdiği sosyal güvence sorunlarıyla karşı karşıya kalabiliyor.

 

Şimdi sormak gerekiyor:

 

Madem okullarda öğretmene ihtiyaç var, neden bu öğretmenler sürekli bekletiliyor?

 

Ücretli ve sözleşmeli öğretmenler yıllarca görev yaparken neden onların deneyimleri, emekleri ve sınıfta kazandıkları tecrübe daha güçlü bir şekilde değerlendirilerek kadro politikalarında dikkate alınmıyor?

 

Çünkü bunun bedelini yalnızca öğretmen ödemiyor.

 

Atama bekleyen genç, yıllarca umutla bekliyor. Sonra hayatını devam ettirebilmek için başka mesleklere yöneliyor. Kimi polis oluyor, kimi kendi eğitim alanıyla ilgisi olmayan işlerde çalışıyor.

 

Böylece devletin yetiştirmek için yıllarca emek ve kaynak harcadığı öğretmenler, eğitim sisteminin dışında kalıyor.

 

Burada kaybeden yalnızca öğretmen değil, Türkiye’nin insan kaynağıdır.

 

Aynı sınıfta, aynı çocuklara, aynı müfredatı anlatan öğretmenler arasında böylesine farklı çalışma koşullarının bulunması eğitim adına üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir çelişkidir.

 

Öğretmenin emeği ders saatiyle ölçülebilir mi?

 

Köy Enstitüleri döneminde öğretmen yetiştirmek bir ülke projesiydi. Bugün ise öğretmen yetiştiriyoruz; sonra da onları sınavdan sınava, atamadan atamaya bekletiyoruz.

 

Oysa eğitimde ihtiyaç varsa öğretmen vardır.

 

Öğretmen varsa neden kadro yok?

 

Bu sorunun cevabını en çok da yıllardır sınıflarda görev yapan ücretli ve sözleşmeli öğretmenler bekliyor.

 

Çünkü öğretmenlik yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir ülkenin geleceğini emanet ettiği görevdir.

 

Köy Enstitülerinden bugüne kalan en önemli derslerden biri belki de şudur:

 

Öğretmeni bekleten bir ülke, aslında kendi geleceğini bekletmektedir.

 

Ve unutmayalım:

 

Çocuklarımızın geleceği, öğretmenlerimizin geleceğinden ayrı değildir.

Kafkasya Haber

Recent Posts

Başkan Güzel: Yerel yönetimlerde üretken belediyecilik öne çıkmalı

Yeniden Refah Partisi Kastamonu İl Başkanı Av. Akif Güzel, belediyecilikte sosyal belediyecilik anlayışı ile mali…

5 dakika ago

10. Handüzü Bisiklet Festivali’nde Yarış Heyecanı Başladı

Rize’nin eşsiz doğal güzellikleriyle öne çıkan Handüzü’nde bu yıl 10’uncusu düzenlenen Yeşilay Rize Uluslararası Handüzü…

17 dakika ago

MHP İKİZDERE İLÇE BAŞKANINDAN KARAYOLLARINA TEPKİ

BAŞKAN OKTAY AKSU’’ İLÇEDEN GEÇEN KARAYOLU TEHLİKE SAÇIYOR, KARAYOLLARININ TEDBİR ALMASINI İSTİYORUZ’’

35 dakika ago

Mustafa Mavi:”Çay Fabrikalarnı Bölge Dışına Çıkarmak Büyük Sıkıntılara Yol Açar”

Çay Üreticileri Derneği (ÇAYÜDAD) Başkanı Mustafa Mavi, Rize’de sahil kesiminde bulunan Cumhuriyet ve Gündoğdu çay…

14 saat ago

Rize Barosu’nda Başkanlık Yarışı İki Adayla Şekilleniyor

Rize Barosu’nda Ekim ayında yapılması planlanan Olağan Genel Kurul öncesinde başkanlık yarışı şekillenmeye başladı. Mevcut…

14 saat ago

Recep Uçar: “Daha Genç ve Dinamik Bir Rizespor Var”

Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Recep Uçar, transfer döneminin sona ermesinin ardından kadro yapılanması, yeni transferlerin…

14 saat ago