Suudi Arabistan’ın kurucusu Abdülaziz bin Suud’un oğludur. Çocukluk yaşlarından itibaren babası tarafından diplomatik heyetlerle çeşitli ülkelere gönderilmiştir. On üç yaşındayken Birinci Dünya Savaşı’nın galibi olan İngiltere’yi tebrik amacıyla buraya gönderilmiş ve bir süre burada kalarak eğitim almıştır. Babası, Şerif Hüseyin’i yenerek Hicaz bölgesini ele geçirdikten sonra Faysal, 1926’da Hicaz emirliğine, 1930’da ise Dışişleri Bakanlığı görevine getirilmiştir. 1932’de Suudi Arabistan Krallığı ilan edilince başbakanlık görevine getirilmiştir. Bu zaman diliminde sık sık yurt dışına çıkarak çeşitli ülkelerde ülkesini temsil etmiştir.9 Kasım 1953 tarihinde veliaht ilan edildikten sonra ağabeyi Suud’un krallığında da aynı görevleri sürdürmüştür. 2 Kasım 1964’te ağabeyinin görevden alınması üzerine krallığa getirilmiştir.
İçte ve dışta başarılı bir yönetim sergileyen Faysal, ülkenin birçok sorununu çözmüş; 1973 Arap-İsrail Savaşı’nda Mısır ve Suriye’yi maddi olarak desteklemiştir. Bu durum, tabii olarak şehit edilmesine giden yolun başlangıcını hazırlamıştır.
Savaştan sonra petrol ihraç eden ülkelerin Batı’ya karşı uyguladığı petrol ambargosunda aktif rol almıştır. Cemal Abdünnasır’ın Arap birliği düşüncesine karşı İslam birliğini savunmuş, Müslüman ülke liderleriyle görüşerek ilk İslam Zirve Toplantısı’nın yapılmasına öncülük etmiş ve akabinde 1969 yılında İslam Konferansı Teşkilatı’nın kurulmasına önemli katkılarda bulunmuştur.
Ülkesinde halkla iç içe yaşamaya çalışmış, her fırsatta “Ben kral değil, İslam’ın davetçisiyim.” diyerek ülkesinde İslam ruhunun muhafaza edilmesi gerektiğini dile getirmiştir.
Siyonizm ile ilgili yaptığı bir konuşmada şu ifadeleri kullanmıştır:“Siyonizm bütün kötülüklerin anasıdır. Dünyadaki tüm felaketlerin temel nedenidir. Siyonistlerin bizim dostlarımız olduğunu iddia eden insanlar, yemin olsun ki şeytanın dostlarıdır.” Siyonizm ile ilgili bu açıklamaları yapması, Batı’ya karşı petrol ambargosunda başrol oynaması, Arap-İsrail Savaşı’nda Mısır ve Suriye’ye İsrail’e karşı açık destek sağlaması ve her daim Siyonizm karşısında dik duruş sergilemesi neticesinde 1975 yılında bir halk görüşmesi sırasında yeğeni tarafından şehit edilmiştir.
Terör devleti İsrail, 1948’den günümüze Ortadoğu’da Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) adı altında yayılmacı bir politika izlemiş; çocuk, genç, kadın, erkek, yaşlı demeden yüz binlerce insanın ölümüne sebep olmuştur. Kendisiyle iş birliği içinde olmayan ve sapık emellerine ulaşma yolunda engel gördüğü devlet adamlarını da kalleşçe öldürmüş veya öldürtmüştür.
Siyonizm karşısında onurlu duruş sergileyen tüm devlet adamlarına ve İslam davası uğruna can veren tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
Selam ve dua ile…