Türkiye’de bir otomobilin plakasına baktığımızda ilk iki rakam bize hangi ile ait olduğunu söyler. Ancak çok azımız bu rakamların nasıl belirlendiğini, hangi tarihî gerekçeye dayandığını ve bugün ne anlama geldiğini gerçekten biliyoruz.
Peki, 01 Adana’dan başlayıp 81 Düzce’ye kadar uzanan bu sıralama, şehirlerimizin önemini mi gösteriyor? Yoksa yalnızca geçmişten kalan idari bir numaralandırma mı?
Cevap açık: Plaka numarası bir şehrin değerini ölçmez!
27 Eylül 1962 tarihinde yayımlanan yönetmelikle, o gün Türkiye’de il statüsünde bulunan 67 şehre alfabetik sıraya göre plaka numarası verildi. Adana 01, Ankara 06, Bursa 16, İstanbul 34, İzmir 35, Rize 53 ve Zonguldak 67 oldu.
Daha sonra il statüsü kazanan yerler ise alfabetik sıralamaya yeniden alınmadı. 68 Aksaray ile başlayan yeni numaralandırma 81 Düzce ile tamamlandı.
İşte bugün zaman zaman tartışma konusu olan sıralamanın gerçek hikâyesi bu!
Ancak burada insanın aklına başka sorular geliyor.
Örneğin Rize…
Türkiye’nin çay üretim merkezi, Karadeniz’in tarihî ve kültürel zenginliklerinden biri, yaylalarıyla, doğasıyla, insanıyla ülkemizin önemli şehirlerinden biri. Plakası 53!
Trabzon 61, Artvin 08, Erzincan 24, Erzurum 25…
Bu rakamların hiçbiri o şehirlerin diğerlerinden daha değerli veya daha değersiz olduğunu göstermez.
Üstelik plaka kodları verildiğinde bazı şehirlerin bugünkü isimleri de kullanılmıyordu. Mersin’in adı İçel, Kahramanmaraş’ın adı Maraş, Şanlıurfa’nın adı Urfa idi. Bugün bu şehirlerin isimleri değişmiş olsa da plaka numaraları aynı kaldı.
Demek ki plaka sıralaması, bugünün şehirlerini değerlendiren bir başarı tablosu değil, 1962 yılından kalan tarihî bir uygulamadır.
ASİL SIRALAMA PLAKADA DEĞİL, HİZMETTE OLMALI!
Bence artık şehirlerimizi plaka numaralarıyla değil; eğitimde, sağlıkta, ekonomide, turizmde, ulaşımda, istihdamda ve yaşam kalitesinde sundukları imkânlarla değerlendirmeliyiz.
Bir şehir düşünün; gençleri iş bulamıyor, yolları yetersiz, sağlık hizmetlerine ulaşmakta zorlanıyor, nüfusu göç veriyor. Ama plakası 01 ya da 06!
Başka bir şehir düşünün; doğal güzellikleri, üretimi, kültürü ve insanıyla ülkeye büyük katkı sağlıyor. Ama plakası 53 ya da 08!
Şimdi soralım: Hangisi daha önemli?
Elbette mesele bir şehri diğerinden üstün tutmak değil. Mesele, her şehrin hak ettiği yatırımı, hizmeti ve gelişme fırsatını almasıdır.
Şehirler arasında plaka üzerinden üstünlük yarıştırmak yerine, bütün şehirlerimizin sorunlarını konuşabilmeliyiz.
Çünkü Adana’nın da Rize’nin de Düzce’nin de İstanbul’un da bu ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak ayrı bir değeri var.
Unutmayalım: Bir şehrin kimliği plakasındaki iki rakamdan ibaret değildir. Şehrin gerçek plakası; insanının emeği, tarihinin derinliği, kültürünün zenginliği ve geleceğe kattığı değerdir.
Plaka numaraları sıralanabilir ama şehirlerin değeri sıralanamaz!
Fethi KARADENİZ
Eğitim Müfettişi- Araştırmacı Yazar
Rize’de kadın istihdamını artırmak, geleneksel el sanatlarını yaşatmak ve yerel kültürel değerleri ekonomik kazanca dönüştürmek…
Fethi KARADENİZ Rize denilince akla yemyeşil yaylalar, çay bahçeleri, dereler, şelaleler ve eşsiz…
Çaykur Rizespor Teknik Sorumlusu Fevzi Korkmaz, Kocaelispor - Çaykur Rizespor maçı sonrası açıklamalarda bulundu.
Trendyol Süper Lig’in 10. haftasında Kocaelispor ile deplasmanda berabere kaldı.
Erzurum-Rize güzergâhında yapımı tamamlanan 3 bin 105 metre uzunluğundaki çift tüplü Dallıkavak Tüneli ile 9…
Fethi KARADENİZ Kitaplar yalnızca okunmak için yazılmaz; bazen bir hayatı değiştirir, bazen bir…