Categories: GÜNDEM

ŞİDDETİN YAŞI DÜŞÜYORSA, SUÇLU KiMDİR?

Makale:Filozof Sosyolog

Değerli okurlar, kadın cinayetlerini konuşmayı henüz bitirememişken, toplum olarak bu yarayı hâlâ kapatamamışken, şimdi çocuk ve genç cinayetlerinin artışını konuşuyoruz.

Daha doğrusu konuştuğumuzu sanıyoruz; birkaç gün sosyal medyada yankılanan öfke, ardından hızla unutulan isimler, yaşanmamış sayılan hayatlar. Son olayda öldürülen bir gençti; onu öldüren ise yaşıtı. Bu cümle tek başına bile içinde bulunduğumuz toplumsal çözülmenin kısa bir özeti gibi duruyor.

 

Burada artık bireysel “kötülüklerden” söz edemeyiz. Çocukların ve gençlerin birbirini öldürdüğü bir toplumda mesele, tekil sapmalarla açıklanamayacak kadar yapısal bir hâl almıştır. Şiddetin yaşı düşüyorsa, sorumluluk yalnızca tetiği çeken elde değildir; o eli şekillendiren ailede, okulda, sokakta, dijital dünyada ve devletin koruyucu mekanizmalarının eksikliğinde aranmalıdır. Bir genç, yaşıtını öldürmeyi mümkün ve hatta meşru görüyorsa, ortada ciddi bir norm kaybı vardır.

 

Bugünün çocukları ve gençleri, duygusal olarak yalnız, ahlaki olarak yönsüz ve gelecek algısı bakımından umutsuz bir dünyaya doğuyor. Eğitim sistemi başarıyı sınav puanına indirgerken, karakter eğitimini, empatiyi ve birlikte yaşama kültürünü ihmal ediyor. Aileler ekonomik ve psikolojik baskı altında çözülürken, çocuk çoğu zaman ya ihmal ediliyor ya da şiddetin doğrudan tanığı oluyor. Sokak güvensiz, ekranlar sınırsız; dijital platformlarda şiddet sıradanlaşıyor, ölüm bir “içerik” hâline geliyor.

 

Daha vahim olan ise toplumun buna verdiği tepkidir. Her yeni cinayetten sonra “nereye gidiyoruz” diye soruyoruz ama bu sorunun cevabını arayacak kolektif bir irade ortaya koymuyoruz. Caydırıcı olmayan cezalar, etkin işlemeyen sosyal hizmetler, psikososyal destekten yoksun gençler ve önleyici politikalar yerine yalnızca olay sonrası yapılan açıklamalar. Bunların hiçbiri bir çocuğun eline bıçağı ya da silahı almadan önce durmasını sağlamıyor.

 

Bu noktada açık konuşmak gerekir; çocuk ve genç cinayetleri, bir güvenlik sorunu olmanın ötesinde, derin bir sosyolojik çürümenin göstergesidir. Şiddet, artık istisna değil; gündelik hayatın olağan bir parçası hâline gelmiştir. Değerler çözülmüş, sınırlar silinmiş, hayatın kutsallığı anlamsızlaşmıştır. Bir gencin başka bir genci öldürmesi, yalnızca bir adli vaka değil; toplumun aynaya bakmak istemediği bir yüzüdür.

 

Eğer bu gidişat durdurulmak isteniyorsa, söylemden eyleme geçmek zorundayız. Çocuğu ve genci merkeze alan sosyal politikalar, ruh sağlığını ciddiye alan bir eğitim anlayışı, dijital alanın denetimi, aileyi destekleyen yapısal düzenlemeler ve en önemlisi yaşam hakkını gerçekten kutsal sayan bir toplumsal bilinç inşa edilmeden bu cinayetler azalmayacak. Her öldürülen çocuk ve genç, bize sadece bir kaybı değil, zamanında sorulmamış soruların ve alınmamış önlemlerin bedelini hatırlatıyor.

 

Artık “çok üzgünüz” demek yetmiyor. Çünkü her yeni ölümde, üzülmekten çok, geç kalmış oluyoruz.

Kafkasya Haber

Recent Posts

“Kitap ve Muhabbet Buluşmaları’ İrfan Coşkunu ağırladı

Rize Belediyesi “Kitap ve Muhabbet Buluşmaları"nda yazar İrfan Coşkun’u Ağırladı

9 saat ago

RİZE’DE 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI’NIN 104. YIL DÖNÜMÜ COŞKUYLA KUTLANDI

Rize'de, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yıl dönümü dolayısıyla Valilik önünde tören düzenlendi.

18 saat ago

Her görenin aşık olduğu bir insan gibidir DÜNYA.

  Filozof Sosyolog     “Her görenin âşık olduğu bir insan gibidir dünya.” Bir gün…

19 saat ago

30 Ağustos Yeşilay Bisiklet Turu Düzenlendi

Rize Valiliği himayelerinde, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Rize Yeşilay Şube Başkanlığı iş birliğinde,…

19 saat ago

ATMACALARIN BAKLAVA KEYFİ…

GAZİANTEP FK: 1 - ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.: 2

19 saat ago

RİZELİ ÜNLÜ TV SPİKERİ DENİZ BAYRAMOĞLU HALK TV’YE KATILDI

BAYRAMOĞLU'NUN MESLEKTAŞ EŞİ ECE ÜNER'DE HALK TV'DE GÖREV YAPIYOR

19 saat ago