Categories: SİYASET

SİYASETİN KİRLİ YÜZLERİ

ADNAN ONAY

 

Son günlerde sosyal medyada sıkça seçim dönemlerinde dönen entrikaları dile getiren paylaşımlar görüyorum.

 

Bazı siyasilerin el altından mensup oldukları siyasi partileri satıp, karşı tarafa çalıştıklarına dair iddialar ürkütücü ancak maalesef gerçek. Bu gibi şeyler kanıksandığı için kimlerin bu pazarlıklara alet olduğunun peşine düşülmüyor. Her partiye göz kırpan yerleşik siyasi anlayışın bunları ortaya çıkarması için bir gayretinin olmaması bence anlaşılır bir durum.!

Türkiye siyaseti benzer neler görmedi ki? Geçmişte en belirgin olanı Güneş Motel iktidarıydı. Yakın zamanlarda da benzer örnekler devam etti, ediyor. Parti değiştirmelerin kolaylığı devam ettikçe bu gibi şeylerin ardı, arkası kesilmeyecek.

 

Türkiye siyasetinin Avrupa siyasetinden farklı, kendine özgü, aynı anda Batı ile Doğu siyasetine benzer halleri var.

Ülkemizde 40 civarı seçimlere katılma hakkı olan yaklaşık 180 siyasi partimiz mevcut. Şu an TBMM’de gurubu bulunan 6 siyasi parti ile birlikte 14 siyasi parti bulunmakta. Bu tabloya bakarak Türkiye, tıpkı Avrupa ülkeleri gibi demokrasisi gelişmiş bir ülke diyebiliriz. Ancak, siyasi parti mensuplarının parti değişim hızlarına baktığımızda ise tipik bir doğulu davranışıyla karşı karşıya kalırız.

Zira, Batı’da Parti değiştirmeler ender görülür ve parti değiştirene iyi gözle bakılmaz. Almanya, Fransa, İngiltere gibi ülkelerde parti sadakati zorunlu olup, geçişler için ihraç veya koltuk kaybı riski söz konusudur. Avrupa Parlamentosu’nda da milletvekilleri

ulusötesi gruplara bağlıdır ve ancak dönem ortasında nadir geçişler görülür.

 

Peki Türkiye’de siyaset neden bu derece oynak?

 

Türkiye’de siyasetin “kaypak” görünmesinin ana nedeni, 1995 Anayasa değişikliğiyle parti değiştiren milletvekillerinin koltuklarını kaybetmemesi; bu, bir şekilde transferleri teşvik eden bir durum. Yasal esnekliğin nedenlerinden biri olan parti kapatmalar da siyasi partiler arasındaki geçişlere zemin hazırlıyor.

 

Bununla birlikte ittifaklar, kişisel motivasyonlar, kariyer hesapları (bakanlık vaadi, yeniden seçilme), ideolojik kaymalar, parti içi hırslar, ekonomik çıkarlar veya dış baskılar gibi nedenlerle milletvekilleri seçildikleri partileri bırakıp başka partilere, hatta daha önce muhalefet ettikleri partilere geçebiliyor, belediye başkanları seçildikleri partileri değiştirebiliyor.

 

Sistemik olarak milletvekillerin ve belediye başkanlarının seçim öncesi belirlenmelerini ağırlıklı olarak parti genel merkezlerinin yapması siyasilerin seçmenle sadakat bağlılığını azaltmakta. Seçmen parti değiştirenlere Avrupa ‘da olduğu gibi ağır tepkiler göstermemekte, hatta zaman zaman da çeşitli nedenlerle hak vermekte. Hatırlanacağı gibi vaktiyle İYİ Parti seçimlere girebilsin diye CHP’den 15 Milletvekili istifa ettirilip, geçici olarak İYİ Partiye transfer edilmişti.

 

Parti değiştirmenin toplumda kabul edilir durumda olması, siyasi partilerin yerel temsilcilerine de bir nevi imkan sağlıyor. Seçim önceleri yerelde de siyasi partilerin yetkilileri saf değiştirebiliyor.

Kimileri de el altından rakip parti için çalışıyor, mensup olduğu siyasi partiyi kirli pazarlıklara alet ediyor.

 

Televizyonculuk hayatımda bu tür ilişkilerin nicesine vakıf oldum. Bir şekilde bazı pazarlıklar kulağımıza geliyordu. Bilhassa seçim öncesi akşamlarıyla ilgili çeşitli pazarlıkların yapıldığını seçim sonuçları ortaya koyuyordu. Basının bu konuda bir araç olarak kullanıldığı da bir gerçek.

Pazarlıklara konu olanların ilk durağı televizyonlar olur, bu kişiler ekran aracılığıyla partilerine gönül veren seçmenleri anlaştığı siyasi partilere oy vermeye yönlendirmeye çalışırdı.

Bu konuda hafızamda yer etmiş nice örnekler var.. Örneğin; parasızlıktan yakınan bir siyasi partinin adayı, seçim öncesi son program saatlerinden birine dolgun ücret teklif ediyorsa, anlardık ki bu kişi kendi partisi için değil, anlaştığı siyasi parti için ekranı kullanmaktadır.

 

Velhasıl; siyasetimiz oldukça kirli bir zeminde yol almaktadır. Temiz toplum için el atılması gereken konuların başında siyasi partiler yasası gelmektedir. Siyasetin düzgün yol almadığı bir sistemde toplumun temiz kalmasını istemek kuru bir temenniden ibarettir..

Kafkasya Haber

Recent Posts

Attilâ İlhan’ın ardından: Bir şairi anmak, bir dönemi yeniden okumaktır

Filozof Sosyolog   Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine Vefa yazı dizisi…

19 dakika ago

Evren Elvin Köseoğlu​ ile Vaveyla- Büyük Feryat’a

Söyleşi:Filozof Sossyolog Türk Dili ve Edebiyatı, Türk Şiiri ve Türk Şairlerine duyduğumuz vefayı görünür kılmak;…

24 dakika ago

FON SOYGUNU, KENT VURGUNU

ADNAN ONAY   Bu ülkede yaşanan her felaketin ve yozlaşmanın arka planında sınırsız bir açgözlülük,…

19 saat ago

Anne Carson’a Nobel: Edebiyatın sınırlarını aşan bir yazarın hikâyesi

Biyografi:Filozof Sosyolog   Klasik ile modern arasında kurulan edebî köprü, şiir ile düzyazının buluşması ve…

19 saat ago

Çaykur Rizespor’da sakatlık raporu açıklandı: 3 futbolcunun dönüş süresi belli oldu

Çaykur Rizespor’da Attila Mocsi, Ahmed Kutucu ve Can Bozdoğan’ın sakatlıkları nedeniyle sahalardan uzak kalacağı süreler…

19 saat ago

AFET DEĞİL, İHMAL ÖLDÜRÜYOR!

Fethi Karadeniz Yağmur yağınca sel, deprem olunca yıkım… Sonra aynı söz: “Doğal afet!” Peki dere…

19 saat ago