Categories: GÜNDEM

SORUN NE DİN, NE DE BAKAN

MAKALE:ADNAN ONAY

 

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırısının ardından eğitim sendikalarının öncülüğünde öğretmenler iş bırakma eylemi yaptılar. Birçok yerde öğrenciler de eylemlere katıldı. Eylemlerde ortak talep, okullarda güvenlik sorununun giderilmesi olurken; sol eğitim sendikaları ve sol muhalefet, olayı Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in istifasını isteme boyutuna taşımış durumda.

Bu çevrelere göre Milli Eğitim Bakanı okulları tarikat yuvasına çevirdiği için eğitim kalitesi düşmüş ve bu nedenle olaylar artmış durumda.

 

Halbuki eylemlere gerekçe gösterilen Kahramanmaraş saldırısını yapan öğrenci oldukça seküler bir ailenin çocuğuydu. Annesi öğretmen, babası ise istihbarat müdürlüğü de yapmış polis başmüfettişiydi. Çocuk herhangi bir dini eğitimden geçmemişti. Ailenin tek çocuğu olması nedeniyle muhtemelen şımartılmış, nazlı bir kız gibi büyütülmüştü. Medyaya yansıyan videolara bakılırsa çocuğun trans eğilimleri vardı ve psikolojisi son derece bozuktu. Aile çocuğun içinde bulunduğu durumdan rahatsızdı ve çocuğun yazışmalarına göre babası onu boğmaya bile kalkmıştı.

Zeka düzeyinin yüksek olduğu, bunun yaşıtlarını küçük görmesine yol açtığı, yalnızlaşmasını kolaylaştırdığı ve saldırgan yaptığı iddia edilen nedenler arasındaydı. Ayrıca kişinin okul baskınlarından zevk alan yurt dışı gençlerle de ilişkileri olduğu belirtiliyordu.

Çocuğun okulda hiçbir arkadaşı yoktu. Garip davranışları nedeniyle okul yönetimi aileye şikayette bulunduğunda aile okula baskı kurmaya kalkmış, okul yönetimini ve öğretmenleri bastırmıştı. Hatta bazı öğretmenler bu nedenle başka okullara gönderilmişti.

 

Silaha düşkün olan baba, sorunun farkına vardığında çocuğunu tedavi ettirmek yerine (herhalde trans eğilimlerden uzaklaşmasına olumlu etki yapar düşüncesiyle) oğluna silah kullanmasını öğretmişti. Böylece iyi silah kullanmayı öğrenen çocuk, özellikle ABD’de okullara saldıranlar gibi kendine “okul avcısı” diyordu.

 

Bu tablodan anlaşılabileceği gibi, psikolojik sorunlarla boğuşan çocuğun tek ilgi duymadığı alan dini konulardı. Buna rağmen sol çevreler konuyu nasıl olup da dine ve tarikata bağlıyor, din üzerinden Bakan Tekin’i suçluyor?

 

Bir kere dini eğitim, bu gibi olayları tetiklemek bir yana, suça engel olan bir faktördür. Zira suç işleme oranları dini ağırlıklı okullarda çok daha düşüktür.

Kamuoyu araştırmalarında İmam Hatiplilerin en az suç işleyen sosyal gruplar arasında yer aldığı ve suç işleme oranlarının daha düşük olduğu öne çıkmaktadır. Yapılan bir çalışmada diğer lise türlerinde genel suç oranı 515,9 iken İmam Hatip liselerinde bu sayının 281,6 olduğu kaydedilmiştir.

 

Güvenlik sorununa gelince; okullarda kolluk kuvvetleri bulunmasını yine sol çevreler istememektedir. Bunun özgür eğitime darbe olduğunu öne süren bu çevreler, zaman zaman öğrencileri de kışkırtarak eyleme sevk etmişlerdir.

Şimdi ise aynı çevreler Bakan Tekin’i okullarda güvenlik tedbiri almamakla suçlamaktadırlar.

 

Sudan bahanelerle okullar üzerinden din karşıtlığı yapmak ve bu nedenle Milli Eğitim Bakanını karalamaya kalkmak, eğitime ve okullara zarar vermekten başka bir şeye yaramaz. Okullarda kargaşanın ve eylemlerin artması, öğrenci üzerindeki kontrolü zayıflattıkça olumsuz olayların artması kaçınılmaz olur. Kışkırtıcıların bazıları kirli amaçları için okulları her zaman kullanmak istemiştir. Zaten geriye doğru bakıldığında, bu çevrelerin bugüne kadar karşı olmadığı hiçbir Milli Eğitim Bakanı olmadığı görülür.

 

Kabul etmek gerekir ki ülkemizde eğitimin sorunları hiçbir zaman eksik olmamıştır. Bunda dar kadroculuğun son derece olumsuz etkileri vardır. Belki de bu nedenle eğitim sistemimiz bir türlü rayına oturamamış, her gelen Bakan sil baştan yapmaya çalışmıştır. Bakan Tekin de düşüncelerini gerçekleştirmeye çalışmakta olup, bu doğrultuda birçok konuda olumlu sonuçlar alındığı görülmektedir. Ancak okul güvenliğini sağlamakta ciddi bir mesafe alınamadığı da bir gerçektir. Okullar, idarecilerin kontrolde zorlandığı bir durumdadır ve okullara dışarıdan güvenlik sağlanması çeşitli nedenlerle istenmemektedir. Okullardaki güvenlik kulübelerinde genellikle okul öğrencileri nöbet tutmaktadır ki, bunun güvenliği sağlamaya yeterli olmadığı açıktır.

 

Her şeyden önce okulların, okul düzenine uymayan öğrencilerin kontrolünden veya etkisinden uzak bir otoriteye kavuşması gerekmektedir. Bu olmadığı sürece okullarda tehlikeler devam edecektir.

Bunun için öğretmen, idareci, veli, il-ilçe yöneticileri vb. ortak bir karar alarak okullarda otoritenin tesisini sağlama yönünde mutabakata varmalı ve alınan kararlar uygulanmalıdır.

 

Özetle; sorun ne din, ne de dindar Bakan’dır. Öncelikli sorun, okul disiplininin sağlanması ve okul otoritesinin okul idaresine tam olarak bağlanmasıyla ilişkilidir. Günlerdir neden olarak gösterilen aile içi sorunlar, filmler, diziler, bilgisayar oyunları, dijital mecralar vb. konular ise toplumsal sorunlar arasında yer alır. Bunlarla mücadele ise başlı başına bir devlet politikası sorunudur..

Kafkasya Haber

Recent Posts

FON SOYGUNU, KENT VURGUNU

ADNAN ONAY   Bu ülkede yaşanan her felaketin ve yozlaşmanın arka planında sınırsız bir açgözlülük,…

14 saat ago

Anne Carson’a Nobel: Edebiyatın sınırlarını aşan bir yazarın hikâyesi

Biyografi:Filozof Sosyolog   Klasik ile modern arasında kurulan edebî köprü, şiir ile düzyazının buluşması ve…

14 saat ago

Çaykur Rizespor’da sakatlık raporu açıklandı: 3 futbolcunun dönüş süresi belli oldu

Çaykur Rizespor’da Attila Mocsi, Ahmed Kutucu ve Can Bozdoğan’ın sakatlıkları nedeniyle sahalardan uzak kalacağı süreler…

14 saat ago

AFET DEĞİL, İHMAL ÖLDÜRÜYOR!

Fethi Karadeniz Yağmur yağınca sel, deprem olunca yıkım… Sonra aynı söz: “Doğal afet!” Peki dere…

14 saat ago

Ödüllü Yazar Halise Aydoğdu: Yaşam mücadelesinden edebiyata uzanan bir yolculuk

Söyleşi:Filozof Sosyolog   Türk Dili ve Edebiyatı’na, Türk şiirine, şairlere ve mesleğine emek vererek iz…

15 saat ago

SGK ŞEFİ NERMİN BAKOĞLU HAYATINI KAYBETTİ

RİZE'DE VEFAT EDEN NERMİN BAKOĞLU (65) RİZE PAZAR'DA TOPRAĞA VERİLDİ

15 saat ago