Adnan ONAY
Türkiye’nin bilhassa ticari hareketliliğinin olduğu bölgelerde PKK ile de bağlantılı yapılarla ilişkileri olan Kürtlerin hakimiyet kurduklarına değinmiştim. Bu konuda farklı yorumlar yapıldı, kimileri devletin gücüne değindi, kimileri de somut örnekler istedi.
Aslında, her gün haberlere konu olan olaylar bu gerçeği anlamak için yeterli. Ancak , yine de konuyu daha net anlamak için mafyatik suç örgütlerine değinmekte yarar var. Zira, kirli her olayın arkasında korkutma, yıldırma gibi şiddet olaylarına başvuran yapılanmalar var. Yani, bu yapılar aynı zamanda mafyatik yapılar..
Türkiye’de “mafya” olarak adlandırılan organize suç örgütleri, genellikle ekonomik çıkar odaklı (uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık, tefecilik, gasp, tehdit) yapılar olup, hem yerel hem de uluslararası bağlantılara sahiptir.
Bu örgütler, Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesine göre “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” kapsamında değerlendirilir ve en az 3 üyeden oluşur. Bu tip yapılar uzun yıllardır ülkenin sosyal, ekonomik ve siyasi dokusunu etkileyen karmaşık yapılar olarak varlık gösteriyor.
Bu örgütler, genellikle etnik kökenlere dayalı olarak şekillenmiş olup, uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, şantaj, silah kaçakçılığı ve cinayetler gibi suçlarla anılıyor.
Türk mafyasının kökenleri, ağırlıklı olarak 1970’lere dayanır. Başlangıçta silah ticaretiyle öne çıkan bu gruplar, 1980’lerde eroin kaçakçılığına odaklandı ve insan kaçakçılığı gibi alanlara yayıldı. Örgütler genellikle Karadeniz bölgesi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu kökenli kişilerden oluşuyor.  Türk Kıbrıslı suç grupları ise Londra gibi diaspora merkezlerinde şekillenmiş ve uyuşturucu, silahlı soygun ile kara para aklama faaliyetlerinde uzmanlaşmış durumdalar. Güneydoğulu örgütlerin PKK uzantısı siyasi partilerle de ilişkileri söz konusu.
1990’lar, mafya yapılarının “derin devlet” ile bağlantılarının ortaya çıktığı bir dönemdi. Susurluk skandalı, mafya liderleri, siyasetçiler ve güvenlik güçleri arasındaki ilişkileri ifşa etti.  Bu dönemde bazı milliyetçi gruplar, PKK’ye karşı kullanılan araçlar haline geldi ve mafya faaliyetleri siyasi motivasyonlarla iç içe geçti. 
Uluslararası boyutta ise, Türk mafyası Bulgar mafyasıyla eroin dağıtımında işbirliği yaptı ve son yıllarda Venezuela ve Ekvador’daki kartellerle kokain kaçakçılığında rol aldıkları öne sürülmekte.
Günümüzde Türkiye’deki organize suç dünyasında öne çıkan bazı isimler var. Bunlar, hedefleri doğrultusunda çeşitli cinayetlerle suçlanmaktalar..
Figürler arasında yer alan Kürt mafyası, ayrı bir kategori olarak Batı Asya ve Avrupa’da faaliyet gösteriyor.  Ayrıca, İranlı ve Kazak suç liderleri gibi yabancı unsurlar da Türkiye’de faaliyet sürdürüyor.  
Mafya, sadece hedefleri doğrultusunda silah kullanmıyor, kendi arasında da sık sık çatışıyor. Türkiye’de yaşananan çatışmalarda birçok mafya mensubu hayatını kaybetti. Bu çatışmalar yurt dışında da sürdü. 2024’te Barselona, Yunanistan ve Berlin’de Türk çeteleri arasında yaşanan çatışmalar, 20’den fazla ölüme yol açtı.
Ayrıca, Rusya bağlantılı bazı suikastler de Türkiye’de gerçekleşti; örneğin, Çeçen lider Zelimkhan Yandarbiyev’in öldürülmesi bunlardan biri.
Mafya, uyuşturucu kullanımının yaygınlaştırılmasında da etkin. O nedenle; Uyuşturucu ticareti turistik bölgelerin yanı sıra Anadolu’ya da yayılıyor, gençler uyuşturucu batağına sürükleniyor.
Bu yapılar, uyuşturucuyla ağlarına düşürdüğü gençleri ayrıca amaçları doğrultusunda kullanıyorlar.
Resmi kaynaklarda (İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele – KOM Daire Başkanlığı) toplam tespit edilmiş örgüt sayısı  durumun vehametini gözler önüne seriyor.
Verilere göre Türkiye’de;
-Toplam örgüt sayısı: 881 (32 ulusal – ülke genelinde faaliyet gösteren, 96 bölgesel – belirli coğrafi bölgelerde, 753 yerel – il/ilçe bazlı).
– Toplam militan/üye sayısı: 13.691 (ulusal örgütlerde 3.301, bölgesel 2.094, yerel 8.296).
Ulusal mafya örgütleri arasında en büyüğü 500’e yakın üyeye sahip. Bunlar, kendilerine verilen görevi gözünü kırpmadan yapmaya hazır kişiler. Diğer örgütlerin de çok sayıda üyesi var..
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın açıklamalarına göre, 2023 Haziran’dan 2024 Aralık’a kadar 819 örgüt çökertilmiş. 2025’te ise operasyonlarla çökertilen örgüt sayısı parça parça raporlanmakta: Örneğin, Ocak’ta 9 (Hücre operasyonu), Mart’ta 9, Mayıs’ta 11, Haziran’da 12, Temmuz’da 5 örgüt.     
Bu operasyonlar sonucu aktif örgüt sayısının azaldığını gösterse de, yeni oluşumlar (dolandırıcı, tefeci gruplar) artmaktadır.
Örneğin, 2025’te yakalanan üyeler binlerle ifade edilir (örneğin, Orkinos-Bulut operasyonunda 234 üst düzey üye). 
Suç örgütleri, gençleri (18 yaş altı) kamikaze gibi kullanır; 2023’te güvenlik birimlerine getirilen çocuk suçlular 178 bin civarındadır. 
Örgütlenmeler, sosyoekonomik faktörler (işsizlik, göç, hemşehrilik) nedeniyle belirli bölgelerde yoğunlaşır.  En yoğun bölge ise İstanbul Bölgesi..
Ağırlıklı İlçeler de:Esenyurt, Bağcılar, Güngören, Sancaktepe (dezavantajlı gençlerin toplandığı alanlar), Ümraniye (polis cinayetleri gibi olaylar).   
2025’teki operasyonlarda 89 şüpheli yakalandı.  Yabancı örgütler (Rus, Çinli) burada yakalandılar.
• Ankara: Ulusal örgütlerin ayağı; Hamamönü mahallesi (eski kabadayılar).  
• İzmir: Tire ilçesinde “Kıranlar” örgütü gibi yerel gruplar; dolandırıcılık odaklı. 
• Trabzon (Karadeniz Bölgesi): Kökenli bazı örgütler. İddialara göre, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı.  
• Doğu ve Güneydoğu Anadolu (örneğin, Hakkari, Muş): Ayrılıkçı olmayan suç örgütleri; 2025’te Hakkari’de 12, Muş’ta 2 örgüt çökertildi.    Kürt kökenli gruplar Avrupa’da aktif ve bazıları PKK ile ilintili.
• Diğer İller: Kırşehir (7 örgüt), Sinop (8), Ordu (operasyonlar), Aydın (dolandırıcı gruplar), Bursa (90 milyar TL işlem hacmi).     Tekirdağ, Edirne, Van gibi sınır illeri kaçakçılık için kullanılır.   
Sonuç olarak, mafyatik örgütlenmeler büyük şehirlerin dezavantajlı ilçelerinde yoğunlaşıp, siyasi bağlantılarla güç devşirme peşindeler. Bunlarla mücadeleler operasyonlarla sürdürülse de arkası kesilmiyor. İktidarın suç örgütleriyle mücadelesine rağmen tablo karamsar.
Takdir etmek gerekir ki, Ali Yerlikaya, 2023 Haziran’ında Türkiye İçişleri Bakanı olarak göreve başladıktan sonra, organize suç örgütleri ve mafya yapılarına karşı yoğun bir mücadele başlattı.
Yerlikaya, göreve başlar başlamaz organize suçla mücadeleyi öncelik haline getirdi. 2023’te başlayan operasyonlar, Susurluk skandalı gibi geçmişteki mafya-devlet bağlantılarını hedef alarak, “derin devlet” unsurlarını da kapsadı. Bakanlık, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı’nı koordine ederek, suç örgütlerini finansal, operasyonel ve uluslararası ağlarıyla birlikte çökertmeyi amaçladı. Strateji, MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) raporlarına dayalı mal varlığı dondurma, Interpol kırmızı bültenleriyle yurt dışı iadeleri ve Avrupa polis teşkilatlarıyla (Europol) işbirliğini içeriyor.
Bu mücadele, “Kuyu”, “Hücre”, “Mahzen”, “Narkokapan” gibi isimlendirilen operasyonlarla somutlaştı ve hem yurt içi hem de uluslararası boyutta yürütüldü. Yerlikaya’nın yaklaşımı, suç örgütlerini “çökertmek” ve “kazdıkları kuyulara düşürmek” üzerine kurulu olup, polis ve jandarma birimlerinin koordineli çalışmalarını vurguluyor. 2025 Ağustos itibarıyla, bakanlık dönemi boyunca yüzlerce örgüt çökertildi, binlerce şüpheli yakalandı ve milyarlarca liralık mal varlığına el konuldu.  
2023-2024 döneminde, 378 operasyonla 2.874 şüpheli yakalandı ve 24 örgüt çökertildi.   Bu sayı, 2025’te de arttı: Ocak-Şubat’ta 9 örgüt, Mart’ta 9, Nisan’da 6, Mayıs’ta 6, Haziran’da 1, Temmuz’da 3 örgüt çökertildi.        Operasyonlar, uyuşturucu ticareti, dolandırıcılık, silah kaçakçılığı, tefecilik ve nitelikli yağma gibi suçlara odaklandı. 
Bu bağlamda Uluslararası operasyonlar da öne çıktı: 2025 Nisan’da “Orkinos-Bulut” operasyonuyla Hollanda, Almanya, İspanya ve Belçika ile işbirliği yapılarak 234 üst düzey üye yakalandı, 13 milyar TL’lik mal varlığına el konuldu.  Bu operasyon, Sinaloa Karteli benzeri uluslararası ağları hedef aldı.
Uyuşturucu operasyonları da kesintisiz sürdü. 2025 Temmuz’da Adana merkezli 7 ilde 825 kg eroin ele geçirildi, 30 zehir taciri yakalandı.  Mart’ta 9 örgüt çökertildi, 86 şüpheli tutuklandı. Mart, 2025’te İstanbul Güngören’de 365 kg kokain yakalandı. 
Dolandırıcılık operasyonlarında ise;?2025 Nisan’da Aydın merkezli 8 ilde 1,4 milyar TL’lik dolandırıcılık ağı çökertildi, 41 şüpheli yakalandı.  Mayıs’ta 4 ilde 1,8 milyar TL’lik dolandırıcılık örgütü çökertildi. 
Haziran’da Edirne merkezli 6 ilde “Sevenler” örgütü çökertildi.  Nisan’da Adana’da 2 örgüt, 80 şüpheli yakalandı.  Şubat’ta Sinop merkezli uyuşturucu örgütü çökertildi.  Ocak’ta 9 örgüt çökertildi. 
Ayrıca; 2025 Ağustos’ta Rusya’dan 3 kırmızı bültenli suçlu (Demirözler örgütü elebaşı dahil) getirildi. Şubat’ta İtalya’dan göçmen kaçakçılığı örgütü elebaşı yakalandı. 2024-2025’te “Kuyu” serisi operasyonlarda yüzlerce silah, uyuşturucu ve mal varlığı ele geçirildi.
Bu operasyonlar, Türkiye’nin Küresel Organize Suç Endeksi’nde devlet bağlantılı suçlarda Avrupa birincisi olmasını azaltmaya yönelik operasyonlar.
Sonuç olarak, Yerlikaya’nın mücadelesi, mafya yapılarını zayıflatmış olsa da, uluslararası işbirliği ve iç denetimle sürdürülmesi gerekiyor.
CHP Rize Merkez İlçede Delege Seçimleri Tamamlandı: Necati Topaloğlu İlçe Başkanlığına Adaylığını Açıkladı
ADNAN ONAY Toplumumuzda bazı sözcük ve kavramlar bilinen anlamlarının dışında kullanılır. Gâvurluk ve…
Milli Savunma Üniversitesi Rektörü, tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye’de başlatılan “Türk mü, Türkiyeli mi”…
Rize’nin Ardeşen ilçesine bağlı Meyvalı Mahallesi’nde, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 103. yıl dönümü coşkulu etkinliklerle…
Türk-İş Trabzon İl Başkanı Gökhan GEDİKLİ, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yıldönümü dolayısıyla kutlama mesajı yayınladı