Categories: KÜLTÜR-SANAT

SUSKUNLUĞUN ŞAİRİ BEKİR BAYAR/ KATRE-İ MELAL

Röportaj:Filozof Sosyolog

 

 

TÜRK EDEBİYATINA VE TÜRK ŞAİRLERİNE VEFA

BİR VEFA YAZI DİZİSİ

 

Türk Edebiyatına ve Türk Şairlerine Vefa yazı dizisi başlatıyorum. Çünkü hepimizin, bu toprakların kültürüne ve edebiyatına emek veren şairlerimize ve yazarlarımıza karşı bir vefa borcu olduğuna inanıyorum.

 

Edebiyat, bir milletin yalnızca geçmişini anlatan bir alan değil; hafızasını, duygusunu, düşüncesini ve kültürel kimliğini geleceğe taşıyan yaşayan bir mirastır. Bu nedenle Türk edebiyatına değer katmış, eserleriyle bizlere miras bırakmış rahmetli şairlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. Yaşayan büyük şair ve üstatlarımızı da aynı saygıyla selamlıyorum. Onlar zaten edebiyat dünyasında yerlerini almış, eserleriyle geniş kitlelere ulaşmış isimler.

 

Ben bu seride biraz daha farklı bir noktaya bakmak istiyorum.

 

Edebiyata gönül vermiş, kendi dünyasında üreten, yazan, söyleyen ancak henüz geniş kitleler tarafından yeterince tanınmayan şairlerimizin sesine ses olmak; onların edebî yolculuklarını, düşüncelerini ve eserlerini daha fazla okurla buluşturmak istiyorum.

 

Bu yolculuktaki ilk konuğum ise Katre-i Melâl adlı şiir kitabının yazarı, şair ve şiir seslendirme sanatçısı Sayın Bekir Bayar.

 

Şiiri yalnızca kelimeleri yan yana getirmek olarak görmeyen; yaşanmışlığın, hüznün, özlemin ve insanın yüreğinde birikenlerin mısralara dönüşmesi olarak kabul eden bir şair Bekir Bayar.

 

İlk kitabının ardından ikinci şiir kitabı ve taslak aşamasında bulunan bir roman çalışmasıyla edebiyat yolculuğunu sürdürmeye hazırlanan Bekir Bayar ile şiirin hayatındaki yerini, Katre-i Melâl‘in hikâyesini, Ahmed Arif’e duyduğu hayranlığın kalemine yansımalarını, dijital çağda şiirin dönüşümünü, yapay zekâ ve edebiyat ilişkisini, yazma serüvenini ve gelecekteki çalışmalarını konuştuk.

 

Bu söyleşide yalnızca bir şairi tanımayacak; bir şairin kelimelerinin ardında duran hayatı, düşünceyi, duyguyu ve dünyayı da anlamaya çalışacağız.

 

1) Bekir Bayar kimdir? Okurlarımız için kendinizi tanıtır mısınız?

20 Temmuz 1990 yılında üç kardeşin ortancası olarak Tarsus/Mersin’de dünyaya geldim. Aslen

Sivaslıyım. Çocukluğum Tarsus ve Adana’da geçti. Evliyim yüreği mücevher bir eşe ve dünyalar

güzeli bir kıza sahip olarak ahir ömrümün geri kalanını başkent Ankara’da geçirmekteyim. Bir

kamu kurumunda amme hizmeti veren kuruluşta koruma güvenlik personeli olarak görev

yapmaktayım.

 

2) Çocukluk yıllarınızda sizi şiire yönelten ilk duygu ya da olay neydi? Kaleminizle

tanışmanız nasıl gerçekleşti?

Kişilik olarak çocuk yıllarımdan beri içine kapanık biriydim ve hâlâ da öyleyim. Şiire edebiyata

hep ilgim vardı ve dinleyenim değil anlayanım olmaması hasebiyle kimseyle konuşamama

özelliğimi erken yaşlarda fark edince şiire ve yazmaya yöneldim. Lise yıllarımda okulun şiir

dinletisi vardı edebiyat hocamın motivesi ve telkiniyle seslendirme hevesim de o yıllarda

başladı ve devam etti.

 

3) Şiirlerinizde hüzün, aşk ve insanın iç dünyası önemli bir yer tutuyor. Bu temalar

bilinçli bir tercih mi, yoksa hayatınızın size bıraktığı izlerin doğal bir yansıması

mı?

Hayatımın bana bıraktığı izler sonucunda bilinçli tercih haline geldi. Bir nevi şiirde üslubum

oldu.

 

4) İlk kitabınız Katre-i Melâl sizin için ne ifade ediyor? Kitabınızdan bize bahseder

misiniz. Kendinizi bulduğunuz, en çok bağ kurduğunuz şiiriniz hangisi, bizimle

paylaşır mısınız. Bugün yeniden yazacak olsanız, aynı duygularla kaleme alır

mıydınız?

Katre-i Melâl benim ilk göz ağrım. Katre ismini kızıma vermeyi düşünüyordum ancak bazı

şeyler hayatta nasiptir. Kızıma değil ama kitabıma kısmet oldu. Kitaba isim bulma aşamasında

çok düşündüm. Popüler kelimeler basitleştirir duygularımı dedim kendi kendime, eski tozlu

kelimeleri severim. Nostalji tarih eskiler her zaman dikkatimi çekmiştir. Bu sebeple kitabın genel duygu yükü hüzün olduğu için bu isim tamlamasını vermeyi uygun gördüm ve ‘’Hüzün Damlası’’ anlamına gelen ‘’Katre-i Melâl’’ ismini verdim.

 

Şiirler insanın bir parçasıdır, her şiir şairi için özeldir ancak sorunuza cevap olabilmesi için

‘’Sensizliğin Feryadı’’ şiirimi söyleyebilirim. Burada bir kişiye yazılmış gibi görünse de, aslında

hayata karşı bir özlem, verilen çabaların, emeklerin karşılığını alamamak, hayatın adilsizliğine

karşı bir iç yakarıştı. Kalem anlamında kayda aldığım şiirler anlamında ilk şiirimdir. Öncesinde

karaladığım şeyler illaki oldu ama kayıt altına almadım. Bu anlamda da bu şiir şairlik yolunda

ilk şiirim diyeceğim ve kalemimi şekillendiren şiirdir.

Bazı duygular ne yazık ki değişmiyor ve bu sebeple sorunuzun cevabı olarak, evet aynı

duyguları hâlâ besliyorum ve aynı duygularla yazarım.

 

5) Günümüzde şiirin dijital platformlarda geniş kitlelere ulaşmasını nasıl

değerlendiriyorsunuz? Sosyal medya şiire yeni bir nefes mi kazandırdı, yoksa

onu tüketim kültürünün bir parçası hâline mi getirdi?

Çok güzel bir soru öncelikle böyle farkındalık yaratan bir soru için teşekkür ediyorum.

Maalesef çağımızın belasıdır tüketim hastalığı, hele ki dijital ortamlar. Ben bu konuyu bir tasvir

ile açıklamak istiyorum. Allah üzümü yarattı ama pekmez yaparsan faydalı, bu üzümden içki

yaparsan hakka mugayirdir. Sosyal medyada böyle bir şey, doğru kullanıldığında teknoloji

aslında çağımızda çok faydalı ancak günümüz insanları ne yazık ki üşengeçliğe alıştı yeni

üretimler yok yapay zeka zaten olayı bambaşka bir yere taşıdı. Daha çok insana ulaşma

konusunda sosyal medya büyük rol oynuyor ama bazı şeylerde çok basitleşti. Yazmak için

yazanlar, yapay zekaya yazdıranlar duygu yok, anlam yok, yaşanmışlık yok. Bu durum üzüyor

beni ve eminim gerçek anlamda edebiyat şiire gönül vermiş yürek dostlarımda bu fikirdedir.

 

6) Şairlik ile şiir seslendirmek arasında nasıl bir bağ görüyorsunuz? Bir şiiri yazmak

mı, seslendirmek mi sizi daha fazla heyecanlandırıyor?

Şairlik başka, şiir okumak başka bir şey benim için. Her yazan okuyacak diye, her okuyan

yazacak diye bir kural yok bana göre. Ki bunun birçok örneği vardır hem üstatlarda hem şuan

için yazan kalemlerde. Ve geçenlerde bir dost sohbetinde şöyle bir yorum aldım, hem şiir yazan

şair olarak hem seslendiren olarak, bu özellik bağlama sanatçıları arasında nadirdir hem çalıp

hem söylemek ayrı bir yetenektir sende de böyle bir şey buna benzer bir şey var hem yazmak

hem okumak demişlerdi.

Beni her ikisi de heyecanlandırıyor ilk gün ki gibi hem de. Kendi şiirlerimi okurken değil de

başka şiirlerde her şiir maalesef çekmiyor beni okumak için duygusuna girmek hissetmek

gerekiyor. Bu sebeple bazen rica edenler oluyor, “şiirime seslendirme yapar mısınız?” diye, maalesef duygusuna giremediğim şiir olunca kibarca geri çevirmek zorunda kalıyorum. Bazen de tevafuk denk geldiğim kalemler oluyor “şiir oku” beni diyor, şairiyle iletişime geçip ben müsaade isteyip okuyorum. Sizin şiirlerinizi de o şekilde yorumlamıştım.

 

7) Yazma disiplininiz nasıldır? İlhamın peşinden giden bir şair misiniz? Bir şiirin

doğuş sürecini kısaca anlatır mısınız?

Belli bir ritüelim yok yazmak için. İlham aranacak bir şey değil bana göre, ne zaman gelmek

isterse gönül kapım açık, bilir kendisi geleceği zamanı. Ama bazı zamanlar oluyor nazlı geliyor

bir kaç kelime ve ya bir iki cümle, nice sonra şiir tamam oluyor hiçbir zaman gelenin

üstünde, bitsin şiir diye yazmak için yazmadım bekledim sabırla ve güzel olduğunu

düşündüğüm yüreklere dokunduğunu, geri gelen yorumlardan anladığım şiirler çıktı, benim

için önemli olanda bu. Şuan bile notlarımda on küsur şiir yarım halde beklemede bu söyleşi

vesilesi ile belki kulakları çınlar da gelir ilhamımız.

 

8) Türk şiirinde sizi en çok etkileyen şairler kimlerdir? Onlardan kaleminize yansıyan

en önemli miras nedir?

İlk sırada ve yüreğimde çok çok ayrı yeri olan Ahmed Arif’tir. Ahmed, halk ağzıyla konuşan

şiirleini bu dille yazan Anadolu’nun şairiydi bir nebze de olsa bu kalemden nasiplendiysem ne

mutlu bana. Çünkü coğrafya olarak yakın yerlerde yaşamışlığımız var üstatla bazı kullandığı

kelimeleri anlayabiliyorum çoğu insan kelimenin anlamını araştırma gereksinimi duyarken. Bu

sebeple Ahmed Arif benim için yürüdüğüm yolda bir ışıktır.

Tabii edebiyatımıza şiirimize büyük emekleri olan bir çok şairimiz var Nâzım Hikmet, Can

Yücel, Ahmet Telli, Nurullah Genç, Sezai Karakoç, Yavuz Bülent Bakiler, Cemal Safi gibi birçok

örnek aldığım büyük üstatlar var hayatta olanlara uzun ömürler, ahirete göç eylemiş olanlara

rahmet diliyorum.

 

9) Bekir Bayar’ı üç kelimeyle anlatmanızı istesek, hangi üç kelimeyi seçerdiniz?

Neden?

Duygusal, Dürüst, Öfkeli…

Nedenlerini tarif edemeyeceğim sanırım bu duyguların ama, şunları söyleyebilirim, aşırı

duygusallığım var yeri gelir bir türküde ağlarım yeri gelir bir filmde belki de o an kendimde bir

şeyler bulurum.

İnsanın yönetim mekanizması beynidir, ancak benim dilimi döndüren yüreğimdir, ağzımdan ne

çıkarsa yüreğimden süzmüşümdür. Kimseye karşı haset etmem, art niyet gütmem, ya siyahtır, ya beyaz, gri bilmem. Dürüstçe ne olduysa onu söylerim bu dünyaya bir kere geldik eğilmeden bükülmeden emrolunduğum gibi dimdik yaşayıp dimdik elif gibi göçmektir şiarım.

Çabuk öfkelenirim tahammül seviyem yerlerdedir, özellikle topluma, doğaya, diğer canlı cansız

varlıklara saygısız olan insanlara karşı tahammül edemiyorum. Ama öfkemi de içimde yaşarım

hayıflanırım sadece buğuz ederim, kimseye zarar verecek kadar büyük değildir öfkem. Aslında

öfkemin nedeni dünyaya gönderilen her varlığın bir yaşama alanı var bunların ihlali

durumunda öfkem kabarıyor,yolda yürürken ağaca tekme atana,yere çöpünü atana,gece

yarısı son ses müzik dinleyene vs. vs. örnekler…

 

10) Şiir yazmak isteyen veya edebiyatla ilgilenen gençlere vereceğiniz en önemli

tavsiye nedir? Sizce iyi bir şairi yada yazarı diğerlerinden ayıran temel özellik

hangisidir?

Beğenilme arzusu güdülmesin, yazmak için yazmayın. Yapacağınız işlerde şiir olur, roman olur

icraatiniz her ne ise maddiyatı gözetmeyin, ön plana almayın yani, her ne iş çıkaracaksanız

ortaya yüreğinizin eleğinden süzün o vakit emek kıymet görür ve maçına ulaşır, gider bir

yüreğe dokunur. Deneyimlemişliğim var bu konuyu, beni yüz bin kişi beğenmesin, on kişi

anlasındı şiarım ve yerini buldu elhamdülillah. Dokunduğumuz bir yürek hayatında bazı

kararları daha sağlam almaya, daha pozitif olmaya başladı hayata karşı ve duasında yer verdi

bana. Bir şair için bu çok önemli bir şey esas başarı benim için budur ve nasip eden Rabbe

şükürler olsun.

 

11) Son olarak, yeni kitap ya da edebiyat projeleriniz var mı? Okurlarınızı yakın

gelecekte neler bekliyor?

İlk kitabım şiir kitabına göre kalın olarak çıktı. Amacım yirmi küsur senedir yazdıklarımı, tek

seferde çıkarıp benden sonra kızıma dünyaya bir anı kalmasıydı. Bu benim için bir handikap

oldu çünkü o dönemler başka şiirim yoktu. İkinci kitap veya başka bir çalışma durumu

düşüncede de yoktu aksiyonda da. Ancak yakın ailemin ve çevremin motivesi telkinleri

sonucunda sosyal medyaya geçtik, daha çok dosta ulaştık güzel yüreklere denk geldik ve

neticesinde insanlar beklenti haline girdi soranlar oldu ve belli zamanlarda yazdıklarımız oldu

bunları taslak olarak çalışmaya başladık. Bir de roman çalışmamız var taslak aşamasında.

Hasılı kelâm vakti belli olmamakla birlikte ikinci şiir kitabı ve bir de roman çalışmamız hayata

geçecek inşallah vakti geldiğinde.

 

SENSİZLİĞİN FERYADI

Maviye çalardı türküler sen yoktun

Yine pencerem buğulu

Elimde sigaram aklımda sen

Yudumlarken kaçaktan çayımı

Senle dolu yüreğim ıslattı yine kirpiklerimi

Sol yanım sızladı sen yoktun

Gecenin ayazında Allah’a niyazımda

Aklımda fikrimde var olan

Yadım boş yüreğim sarhoş

Sen yine yoktun

Var mıydı çaresi ayrılığın

Hani bir sabahı olurdu mutlaka her karanlığın

Işığım sen yoktun

Çayıma damladı gözlerimden süzülen yaşlar

Bir nefes daha çektim

Küf tutmuş ciğerlerime sigaramdan

Türkü tadında özledim seni

Anlamsızca dikildi gözlerim

Sobanın dumanından is tutmuş tavana

Sen yoktun

Bir gece daha sabaha dönüyor

Yine kuşlar ötecek

Sıcacık ekmek kokuları yayılacak sokaklara

Yine her zamanki şeyler işte

Ama bunları göremeyecek

Bu uykusuz ve nemli gözler

Çayım sigaram hüznüm gamım kederim bitti

Sevdiğim ben bittim

Ölüyorum

Ve sen yoksun.

 

Bekir Bayar

11.11.2025

 

 

Türk Edebiyatına ve Türk Şairlerine Vefa serisinin ilk konuğu Bekir Bayar’a, bu söyleşimize zaman ayırdığı ve şiir dünyasının kapılarını bizlere açtığı için teşekkür ediyor; edebiyat yolculuğunda kendisine başarılar diliyorum.

Kafkasya Haber

Recent Posts

Bunlardan medet umanlar var işte!

ADNAN ONAY   Ülkenin en önemli konusu hakkında grup kararı alıp “evet” veya “hayır” diyemiyorsan…

1 saat ago

Of Çaysan’da Grev Başladı: İşçiler Toplu İş Sözleşmesi İçin İş Bıraktı

Trabzon’un Of ilçesinde faaliyet gösteren OF ÇAYSAN Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’de toplu iş sözleşmesi…

1 saat ago

Geleceğimizin ve Çalışanlarımızın Güvenliği İçin Bir Aradayız!

Rize Valiliği koordinasyonunda ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü…

1 saat ago

ÇAYKUR İçin Varlık Fonu’ndan Çıkış Kararı

AK Parti Rize İl Başkanı Yılmaz Katmer, ÇAYKUR’un Türkiye Varlık Fonu kapsamından çıkarılması yönünde karar…

2 saat ago

KOCA REİS EKREM ORHON VEFATININ 43. YILDÖNÜMÜNDE, KALEDEKİ MEZARI BAŞINDA DUALARLA ANILDI

Rize Belediyesi eski Başkanı merhum Ekrem Orhon, vefatının 43. yıl dönümünde Rize Kalesi’ndeki kabri başında…

2 saat ago

Saadet Partisi Rize İl Başkanı Kaçar: “Motokuryeler Yalnız Değildir, Emek ve Can Güvenliği Korunmalıdır”

Saadet Partisi Rize İl Başkanı Av. Muhammet Kaçar, motokuryelerin çalışma koşullarına dikkat çekerek, çalışanların can…

2 saat ago