Categories: GÜNDEM

TÜRKİYE’NİN İSRAİL’LE TİCARETİ DEVAM ETTİRDİĞİ YALANLARI YİNE DEVREDE

ADNAN ONAY

 

Milli İrade Platformu ve İnsanlık İttifakı öncülüğünde organize edilen Galata Köprüsü’ndeki Gazze’ye (Filistin’e) destek mitingi/yürüyüşü üzerine bazı medya organlarında ve sosyal mecralarda yine Türkiye’den İsrail’e ticaret gemilerinin gittiği, İsrail’le ticaretin devam ettiği yalanları ortaya atıldı.

 

Mitingte Bilal Erdoğan’ın konuşma yapmış olması üzerinden iktidara çakma adına yapılan bu tür paylaşımlar bir yönüyle katiller ordusu İsrail’i meşru gösterme çabası. İşin ilginç yanı; FETÖ kaynaklı bu yalanlara bir zamanlar Filistin davasına sahip çıkmış olan bazı sözde solcuların balıklama atlaması!

 

Türkiye resmi olarak Mayıs 2024’te İsrail’le doğrudan ticareti durdurduğunu açıkladı. Haziran 2025’ten itibaren ise İsrail bayraklı gemilerin Türk limanlarına girişi ve Türk bayraklı gemilerin İsrail limanlarına gitmesi yasaklandı.

 

Peki bu yalan ve iftiraların aslı nedir?

 

Hayfa limanında oldukları bahsedilen gemilerin çoğu yabancı bayrak taşıyor (örneğin Panama, Liberya, Marshall Adaları, Hong Kong gibi “ucuz bayrak” ülkeleri). Bunların bazıları Türk limanlarından (Mersin, İzmir Aliağa, İskenderun, Kocaeli vb.) çıkış yapmış veya yük almış gemiler olduğu için bunlar “Türk bağlantılı” olarak nitelendiriliyor.

 

Türkiye’nin üçüncü ülke bayraklı (yabancı bayrak taşıyan) gemileri, sadece İsrail’e yük taşıdıkları veya oraya gittikleri gerekçesiyle açık denizde durdurma, arama veya engelleme hakkı yoktur. Bu, uluslararası deniz hukuku (özellikle UNCLOS – Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi) kurallarına aykırıdır.

 

Açık denizlerde tüm gemiler seyir özgürlüğüne sahiptir (UNCLOS Madde 87-90). Bir devlet, ancak korsanlık, köle ticareti, uyuşturucu gibi sınırlı istisnalar dışında yabancı bayraklı gemiyi durduramaz. Tek taraflı ticaret ambargosu bu istisnalara girmez; açık denizde zorla müdahale korsanlık sayılır.

 

Kendi karasularında (12 deniz mili) yabancı gemiler masum geçiş hakkına sahiptir (UNCLOS Madde 17-19). Masum geçiş, kıyı devletinin barışını bozmayan geçiş anlamına gelir. Bu gemiler silah kullanımı, casusluk gibi faaliyetler yapmadıkça engellenemezler.

Limanlara girişte ise limanlar iç sular sayılır ve kıyı devleti tam egemenliğe sahiptir. Her devlet, kendi limanlarına hangi gemilerin gireceğini serbestçe belirleyebilir. Ticari nedenlerle (ambargo gibi) yabancı gemiyi limana almamak tamamen yasaldır; bu, masum geçiş hakkını etkilemez çünkü limana giriş zorunlu değildir.

 

Türkiye, Mayıs 2024’te İsrail’le doğrudan ticareti durdurduktan sonra 2025’te deniz trafiğini sıkılaştırdı: İsrail bayraklı veya İsrail bağlantılı gemilerin Türk limanlarına girişi yasaklandı, (Türk bayraklı gemilerin de İsrail limanlarına gitmesi yasaklandı), yabancı bayraklı gemilerden İsrail’e askeri/tehlikeli yük taşımadıklarına dair beyan isteniyor. Yani İsrail’e giden birçok yabancı geminin Türk limanlarını kullanması bir şekilde engellenmeye çalışılıyor.

Türkiye bu önlemlerle liman erişimini kısıtlıyor ve kendi egemenliğinde yasal olarak bunları uygulayabiliyor. Ancak gemileri açık denizde durduramıyor; sadece limanlarını kapatıyor veya koşullu açıyor.

 

Sonuç olarak; Türkiye bu gemileri limanlarına almayarak dolaylı olarak engellemeye çalışıyor ama zorla durdurma veya yükü el koyma hakkı yok. Eğer gemi Türk limanına uğramadan doğrudan İsrail’e gidiyorsa, Türkiye uluslararası sularda bunlara müdahale edemez. Ambargo ancak BM Güvenlik Konseyi kararıyla açık denizde zorla uygulanabilir; tek taraflı ticaret ambargosu için böyle bir yetki yok.

 

Öte yandan; Filistin’in denize kıyısı olmadığı için gönderilen yardımlar Hayfa/Aşdod üzerinden karayoluyla Batı Şeria veya Gazze’ye ulaşıyor. Her sefer Filistin Ekonomi Bakanlığı tarafından onaylanıyor ve İsrail’e yasaklı yük içermediği taahhüt ediliyor.

 

Bu gerçekler kamuoyuna birçok kez açıklanmış olmasına rağmen iktidarı İsrail’le gizli ticari ilişkiler içinde göstermek ve itibarsızlaştırmak için yapılan bu tür yalan haberlerin ne yazık ki ardı arkası kesilmiyor. Bu tür yalan haberleri yayanlar hakkında yargı devreye girdiğinde de bu kez basına baskı uygulandığı sesleri yankılanıyor.

 

Ayrıca, bu gibi yalan haberlere balıklama atlayan ne olduğu belirsiz bazı sol çevrelere hatırlatmakta yarar var; Bölgeyi kan gölüne çeviren katiller sürüsü İsrail Devletini ilk tanıyan İslam Ülkesi (28 Mart 1949), İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanı olduğu CHP Hükümeti Türkiye’siydi.

Kafkasya Haber

Recent Posts

FON SOYGUNU, KENT VURGUNU

ADNAN ONAY   Bu ülkede yaşanan her felaketin ve yozlaşmanın arka planında sınırsız bir açgözlülük,…

14 saat ago

Anne Carson’a Nobel: Edebiyatın sınırlarını aşan bir yazarın hikâyesi

Biyografi:Filozof Sosyolog   Klasik ile modern arasında kurulan edebî köprü, şiir ile düzyazının buluşması ve…

14 saat ago

Çaykur Rizespor’da sakatlık raporu açıklandı: 3 futbolcunun dönüş süresi belli oldu

Çaykur Rizespor’da Attila Mocsi, Ahmed Kutucu ve Can Bozdoğan’ın sakatlıkları nedeniyle sahalardan uzak kalacağı süreler…

14 saat ago

AFET DEĞİL, İHMAL ÖLDÜRÜYOR!

Fethi Karadeniz Yağmur yağınca sel, deprem olunca yıkım… Sonra aynı söz: “Doğal afet!” Peki dere…

14 saat ago

Ödüllü Yazar Halise Aydoğdu: Yaşam mücadelesinden edebiyata uzanan bir yolculuk

Söyleşi:Filozof Sosyolog   Türk Dili ve Edebiyatı’na, Türk şiirine, şairlere ve mesleğine emek vererek iz…

15 saat ago

SGK ŞEFİ NERMİN BAKOĞLU HAYATINI KAYBETTİ

RİZE'DE VEFAT EDEN NERMİN BAKOĞLU (65) RİZE PAZAR'DA TOPRAĞA VERİLDİ

15 saat ago