Doğu Karadeniz’in can damarı olan çayda yeni sezon kapıdayken, rakamların ötesinde bir varoluş mücadelesini konuşmak zorundayız..
Bugün çay üreticisi sadece coğrafyanın zorlukları ile , doğayla ve iklimsel zorluklarla değil, yanlış yönetim politikaları ve daralan kotalarlada mücadele ediyor.
FİYAT VE KOTA ÜRETİCİNİN SİGORTASIDIR.
Yaş çay fiyatının en az 40 TL olması bir lütuf değildir. Artan maliyetler karşısında üreticinin toprağına küsmemesi için bir zorunluluktur.
Ancak fiyat kadar kritik olan bir diğer husus ise kota’dır.
Sabit Kota Talebi: Üç sürgün boyunca dönüm başına toplam 3 ton (her sürgünde 1000 kg) kota sabitlenmelidir.
Bu, üreticiyi çay üretiminin argümanlarına tahammül noktasında ve azmin de devamlılık kazandırması için zorunluluktur.
DÜŞÜK KOTA NE DEMEKTİR ?
Kotayı düşük tutmak, üreticiyi Çaykur kapısından geri çevirip, emeğini özel sektörün insafına (ve düşük fiyatına) terk etmektir. Üreticiyi yormak ,azmini kırmak ve çay üreticisi olmaktan soğutmaktır.
Aynı zamanda üreticinin emeğini heba etmektir.
Bu durum, dolaylı yoldan üreticinin cebinden alıp özel sektörün kasasına kaynak aktarmaktır.
YÖNETİM PERFORMANSI,KAPASİTE NEDEN YERİNDE SAYİYOR ?
Bir kurumun başarısı, teknolojinin ve değişen şartların gerisinde kalıp kalmadığıyla ölçülür. Üreticinin gözünde Çaykur’un yönetim karnesini şu iki dönem arasındaki fark net bir şekilde ortaya koyuyor:
YATIRIMCI VE VİZYÖN :
İmdat Sütlüoğlu döneminde günlük işleme kapasitesinin 6 bin tonlardan 10 bin ton seviyelerine çıkarılması, üreticiyi rahatlatan ve kurumun gücünü artıran somut bir adımdır.
KAPASİTE DURAKLAMASI :
Makineli tarımın yaygınlaştığı, çay motorlarının hasadı hızlandırdığı Yusuf Ziya Alim döneminde ise işleme kapasitesinin artırılmaması büyük bir çelişkidir.
Hammadde daha hızlı toplanırken fabrikanın aynı hızda kalması, kaosun ve özel sektör hegemonyasının kapısını aralamıştır.
SONUÇ NE Mİ ?
Üretici Küserse Gelecek Kaybolur.
Düşük kota ve yetersiz kapasite politikası, sadece üreticiye değil, mevcut hükümetin halk nezdindeki güvenine de zarar vermektedir.
Çaykur, üreticisini koruduğu müddetçe “milli” bir kurumdur.
Üreticiyi mağdur eden her politika, çay bahçelerinin terk edilmesine ve bölge ekonomisinin çökmesine neden olur.
ÇÖZÜM ORTADA :
Maliyet odaklı, gerçekçi taban fiyat ,3 sürgün boyunca toplam 3 ton sabit kota, Hızlanan hasat teknolojisine uygun, günlük işleme kapasitesi artışı,
Ve çaykur’un küresel üretim oyunlarına alet edilmeden ve milli üretim politikalarıyla ,üreticinin öncelendiği bir konumda tutulması,
Ve üretim maliyetinin ucuzlatıldığı ve tüketimin dünya pazarına aktarıldığı bir milli politikayla çay sektorunun devlet desteğinde güçlü tutulmasi gerekmektedir.
SON SÖZ
Çaykur, çay üretiminin öncüsü kabul edilmelidir.
Fiyatlandırmasını ve üretim miktarının kotasını belirleyen öncü kurum olmalıdır .
Kota ve fiyatlandırmanın miktarlarını koyan yegane merkez olmalı ve özel sektöre çaykur’un politikalarına uyma zorunluluğu getirilmelidir ve Mustahsil ve Çay pazarı devlet eliyle devlet destekleri ve yasalarla korunmalıdır .
Bilgin Uzuner
SP Artvin İl Müfettişi
İKİZDERE-TOZKÖY’DE DOĞAL ORTAMDA NADİDE BİR TESİS
Bakü’de düzenlenen 2026 Başkanlık Kupası’nda Türk sporcular önemli başarılara imza atarken, Rizeli milli kanocu Bedirhan…
ADNAN ONAY Hepimiz Dıyarbakır spor’un o görkemli yıllarını hatırlarız. Kulüp maddi imkansızlıklar içerisine girince…
Saadet Partisi Rize İl Başkanı Muhammet Kaçar, Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye Divanı toplantısı ve gündeme ilişkin…
Trabzonlu milli boksör Emirhan Kalkan’ın Rus boksör Sergei Gorokhov’a yenilmesinin ardından ringin bir anda bir…
ADNAN ONAY Gaziantep ile Mersin arasında büyük bir hızla yükselen yüksek standartlı demir yolu…