Categories: GÜNDEM

YATIRIM VE HİZMETLERİN BÜYÜKŞEHİRLERDE TOPLANMASININ DİĞER İLLERE OLUMSUZ ETKİLERİ

Cumhuriyetin üzerinden bir asır geçmiş olmasına rağmen idari sistemimizin nasıl olması gerektiğine dair tartışmalar bitmedi.

 

12 Eylül darbesi sonrası, Kenan Evren 1983’te bölge valilikleri kararnamesi hazırlatmış; Türkiye’yi 8 bölgeye bölmeyi ve valilerin halk tarafından seçileceği bir “eyaletler yönetim biçimine” geçişi öngörmüştü.

 

ADNAN ONAY

Sonrasında da Özal bizzat “eyalet sistemi” ve hatta “federasyonu tartışmalıyız” demiş, İçişleri Bakanlığı 1990’da 13-18 eyalet öneren rapor hazırlamıştı.

İl sayısını artırma formülüyle ileri sürülen bu öneriler tartışmalara neden olmuş ancak kabul görmedikleri için uygulanamamıştı.

 

1984 yılında üzerinde ittifak edilen Büyükşehir kanunu çerçevesinde Ankara, İstanbul, İzmir Büyükşehir yapıldı. Sonrasında Büyükşehir sayıları adım adım artırıldı. 2012’de 6360 sayılı Kanun ile de büyükşehir sayısı 30’a çıkarıldı.

 

Türkiye’de kamu yönetiminde bir model şekline dönüşen Büyükşehir, merkez şehir gibi uygulamalar iktidarlar tarafından çeşitli nedenlerle gerekli görülse de Büyükşehir dışında kalan illerin gelişmesine engel olduğu yönünde çeşitli eleştirilere yol açıyor.

 

Doğu Karadeniz Bölgesinde birçok ilin kurumlarının Büyükşehir olması nedeniyle Trabzon’da Bölge müdürlükleri kurularak, bu ile bağlanması çevre illerde yaşayanlar arasında çeşitli tartışmalara neden olmakta.

 

Bu tür modellemeler tasarruf tedbirleri ve verimlilik adına savunulurken, küçük iller adına çeşitli riskler taşıyor. Son günlerde en çok tartışma konularından biri olan Posta ve Telgraf Teşkilatının yeni yapılanma örneği (PTT) bölgesel merkezileşmenin olumsuz etkilerine örnek olarak dikkat çekiyor. Her şeyden önce bu tür bir yapılandırmalar, küçük illerin idari özerkliğini zayıflatarak merkeziyetçiliği artırıyor.

 

Küçük iller, kendi başmüdürlükleri sayesinde hızlı karar alma ve yerel ihtiyaçlara anında yanıt verme imkanına sahipti. Şimdi ise illerdeki çeşitli işlemler büyükşehirlerdeki bölge müdürlüğüne yönlendirilecek; bu da bürokratik gecikmelere, yazışmaların uzamasına ve hizmet aksamalarına yol açacak.

 

Doğu Karadeniz’deki Bölge Müdürlüklerin Trabzon’a toplanması nedeniyle çevre illerde yaşayan vatandaşlar, basit bir işlem için yüzlerce kilometre yol kat etmek zorunda kalıyorlar, bu da kamu hizmetinin erişilebilirliğini azaltıyor, zaman kaybına yol açıyor.

 

Personel açısından bakıldığında da bu tür yapılanmanın çeşitli sakıncaları söz konusu . Yıllarca küçük illerde görev yapan deneyimli kamu çalışanları, aileleri ve sosyal çevreleriyle birlikte yerlerinden edilme riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Yetişmiş personelin dağılmasının o ilde uzun vadede hizmet kalitesinin düşmesine neden olduğu örnekleriyle sabit.

 

Öte yandan bu tür yapılanmanın küçük illere çeşitli olumsuz ekonomik etkileri var; Küçük iller, kendi müdürlükleri sayesinde yerel ekonomiye katkı sağlayan bir istihdam ve harcama merkeziydi. Müdürler, yardımcılar, idari personel ve destek birimleri sayesinde esnaf, konaklama, ulaşım gibi sektörler dolaylı fayda görüyordu. Bunların Büyükşehire kaydırılması zaten sınırlı ekonomik hareketliliğe sahip küçük illerde işsizlik ve göçü tetiklemekte. Gençler ve nitelikli personel büyükşehirlere yönünü çevirirken, geride kalan iller daha da küçülmekte ve Merkez illerle diğer iller arasında kalkınma farkı derinleşmekte.

 

Özetle; bu tür yapılanmalar bölgesel eşitsizliği de körüklüyor. Büyükşehirler daha da güçlenirken, küçük iller Büyükşehirlere “bağımlı” hale geliyor.

 

Sonuç olarak, tasarruf adına yapılan bölgesel merkezîleşmeler kısa vadeli mali kazanç sağlasa da uzun vadede kamu hizmetinin etkinliğini, personel motivasyonunu ve bölgesel dengeleri zedeliyor. Küçük illerin her yönde git gide zayıflamasına yol açıyor.

Oysa; Küçük illerin kendi müdürlüklerini koruması, hem yerel demokrasiyi hem de hizmet kalitesini güçlendirir.

 

Çeşitli nedenlere dayalı yeni düzenlemeler, yapısal değişiklikler yapılırken insan faktörü ve bölgesel gerçekler ön planda tutulmalı; yoksa “verimlilik” adına daha büyük kayıplar yaşanması kaçınılmaz.

Türkiye’nin üniter yapısı içinde yerinden yönetim ilkesi, küçük illeri de kapsayacak şekilde güçlendirilmelidir ki, o şehrin insanları Büyükşehirlere göç etmesin.

 

Merkezileşmenin olumsuzluğunu gözler önüne seren en belirgin örneklerden biri taşımalı eğitimdir. Taşımalı eğitim köylerin şehir merkezlerine kaymasına yol açmış, köyler adeta boşaltmıştır. Şimdi de bu tür bölgesel merkeziyetçilik illeri bölgelere mahkum etmektedir.

 

İktidarlar nedense aldıkları kararlara sadece ekonomik yönden bakarlar. Oysa, bu konularda öncelikli olarak toplumsal etkilere bakılmalı. Bunun için sosyologların görüşlerine başvurmak gerekiyor.

Zira; Sosyolojiyi önemsemeyen toplumlar sağlıklı bir gelecek inşa edemezler. Toplumsal sorunların zamanla büyümesine yol açarlar.

 

Bölgesel kamusalcılığın yeniden düzenlenmesi gerektiğini gözler önüne seren nice gerekçe var. En azından; “küçük iller, Bölge merkezlerine kayan hizmetlere neden bu derece tepkili” şeklindeki soruların cevapları aranmalı, halkın talepleri dikkate alınmalı.

 

Eğer, Büyükşehirlere yönelinmenin önüne geçilemezse küçük illerin git gide zayıflaması kaçınılmaz hale gelecektir..

ADNAN ONAY

Kafkasya Haber

Recent Posts

Sanayi sitesinin sorunları konuşuldu, çözüm istendi

Rize Küçük Modern Sanayi Sitesi Başkanı Davut Soykan, oda başkanlarının da katıldığı toplantıda Rize Milletvekili…

15 saat ago

Saadet Lideri Arıkan:”Bu Taksimi Kimden Öğrendiniz?

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada bölgesel gelişmeler ve Türkiye’nin…

17 saat ago

Saadet Malatya’dan “Kim Malatya Milletvekili Olmak İster?” parodisi

Saadet Partisi Malatya İl Başkanlığı, ünlü yarışma programı ''Kim Milyoner Olmak İster?'' uyarlaması yaparak iktidar…

18 saat ago

Hüseyin Cahit Köse: “175,8 Milyar TL’lik Desteğe Rağmen Nefes Alamayan Esnaf Gerçeği Büyüyor”

Anahtar Parti Trabzon İl Başkanı Hüseyin Cahit Köse, esnaf ve sanatkârlara yönelik kredi, vergi ve…

18 saat ago

DEVA Partili Karal: Emekliye verilmeyen her kuruş, saniyede 86 bin 948 TL olarak faize akıyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısının temel…

18 saat ago

Ardeşen’de Hatalı Park Edilen Tır Kaldırıldı, Güzergâh Güvenli Hale Getirildi

Ardeşen’de tehlikeli park eden bir tır, İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından kaldırıldı. Sürücülerin güvenliği sağlanırken, vatandaşlar…

18 saat ago