Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

“SİYASETİN “EFENDİLER DÖNEMİ”

Makale:Kenan ŞAHİN “Bağırmadan Büyüyen Yeni Dalga”   Türk siyasi tarihi,

Makale:Kenan ŞAHİN

“Bağırmadan Büyüyen Yeni Dalga”

 

Türk siyasi tarihi, mikrofonu eline aldığında sesinin desibeliyle iktidar kurmaya çalışan, parmak sallayarak hizaya getiren ve “Eyyyy!” nidalarıyla kutuplaşmadan beslenen uzun bir dönemin yorgunluğunu taşıyor.

 

Meydanlarda hiddetin, ekranda öfkenin prim yaptığı bu devir, şimdilerde sessiz ama derinden gelen bir dalgayla sarsılıyor.

 

Bu yeni dalganın temsilcileri; ne yüzüklerin gizemli mesajlarına sığınıyorlar ne de bir şarkı sözüyle rakiplerine gönderme yapıyorlar.

 

Onlar, siyaseti bir güç gösterisinden ziyade, bir zarafet ve çözüm sanatı olarak icra ediyorlar.

 

Bağırmayanların Gücü ve Yeni Temsilciler

Yeni nesil siyasetçi profili, halkın özlediği o “edep” zırhına bürünmüş durumda.

 

Kürsüye çıktıklarında sesleri kısılana kadar bağırmıyorlar; çünkü sözün gücünün, sesin gürültüsünden daha etkili olduğunu biliyorlar.

 

Bu makul çizginin bugün sahada farklı yansımalarını görüyoruz:

 

Mahmut Arıkan,

Milli Görüş’ün o ağırbaşlı ve teknik dilini “Yeni Nesil Siyaset” mottosuyla harmanlıyor. Onun üslubunda siyaset, bir kavga alanı değil; nezaketle yürütülen bir hizmet yarışı.

 

Fatih Erbakan,

“Doğruya doğru, yanlışa yanlış” diyebilen, verilerle ve akademik bir disiplinle konuşan tarzıyla, bağırmadan da muhalefet yapılabileceğini kanıtlıyor.

 

Yavuz Ağıralioğlu ise,

Türkçenin zenginliğini bir kalkan gibi kullanarak, öfkeye başvurmadan hitabetin zirvesine ulaşıyor. “Efendiler” hitabına en yakın, edebi ve vakur duruşuyla, kutuplaşmanın panzehiri olmaya aday bir profil çiziyor.

 

Az Konuşup Çok Dinleyenlerin Dönemi

 

Klasik siyasetin “her şeyi ben bilirim” kibri, bu yeni tarzda yerini “sizi dinlemeye geldim” tevazusuna bırakıyor.

 

Muhalefet yapmayı, her şeye körü körüne itiraz etmekten ibaret görmüyorlar. Bu isimler, aslında yüz yıl öncesinin o asil duruşuna bir selam gönderiyorlar.

 

Meclis kürsüsünden halkına “Efendiler!” diye hitap eden o ilk kurucu iradenin, muhatabına değer veren, onu tebaası değil paydaşı gören vizyonunu günümüze taşıyorlar.

 

“Çok Baş Ağrısı Yapacaklar”

 

Evet, bu yeni nesil siyaset tarzı yerleşik düzen için ciddi bir “baş ağrısı” olacak.

 

Çünkü kavgadan beslenenlerin elinden en büyük kozu, yani çatışmayı alıyorlar.

 

Zeka ve nezaketi birleştirerek, “sert siyaset” imajını demode bırakıyorlar.

 

Mesajlarını rozetlerin arkasına gizlemiyorlar; zira fikirleri o kadar berrak ki sembollere ihtiyaç duymuyorlar.

 

Parmak sallamayan, ötekileştirmeyen ve sadece işine odaklanan bu isimler, halkın gönlünde karşılık bulmaya başladı bile.

 

Siyasetin bu “yeni-eski” tarzı, Türkiye’nin normalleşme yolundaki en güçlü anahtarı gibi görünüyor.

 

Görünen o ki;

bağırıp çağıranların devri kapanırken, “Efendiler” diyerek söze başlayan o vakur üslup, geleceği inşa etmeye hazırlanıyor.