NİHAT ERENCE
Bilmeyenler olabilir…
Eskilerin deyimiyle Babıali’nin okulu Günaydın’dır…
Basının en önemli isimleri hep oradan çıkmıştır…
Bugün piyasada olan, ya da piyasadan yok olan onlarca gazete ve dergi, Günaydın ekolünden gelen gazeteciler tarafından çıkarılmıştır…
Elbette, Hürriyet’i, Tercüman’ı, Milliyet’i ve Cumhuriyet’i yok saymıyorum ancak Günaydın gerçek anlamıyla, gerçek gazeteciler için bir okul olmuştur hep…
Rahmi Turan, Zafer Mutlu, Necati Zincirkıran, Bekir Coşkun, Tevfik Yener, Can Ataklı, Can Aksın, Ahmet Vardar, Oğuz Aral, Tekin Aral, Orhan Vural, İnan Göksel, Talay Erker, İlker Ateş, Turgay Vardar, Ersan Çelik, Cengiz Çandar, Abbas Satır, Metin Gören, Orhan Uğuroğlu, Metin Yılmaz ilk aklıma gelenler…
Elbette unuttuklarım vardır, bunun için şimdiden özür diliyorum, hem de en içteninden…
++++++++++++
Günaydın’ın kapısından ilk girdiğimde yıl 1983’tü…
Yukarıda saydığım ustaların tamamı, ‘Günaydın’ı bilgi ve becerileriyle ‘Efsane’ yaparken, bir ismin benim meslek hayatımda yeri çok başka oldu…
Nahif, kibar, beyefendi ve meslekte hep yeniyi arayan, çıkardığı sayısız gazete ile, ‘Babıali’nin adeta nefes almasını sağlayan, Tevfik Yener’den başkası değildi bu usta…
++++++++++++
Kader arkadaşım, Can dostum Orhan Zeki Ak, 94 yılında, Tan Gazetesi’nin Spor Müdürlüğü’nü yaptığım dönemde, “Nihat, Milliyet Gazetesi bünyesinde yeni yayınlar yapacağız. Bir ekip oluşturduk. Tevfik abi seni de burada görmek istiyor. Tan’ı bırak. Buraya gel” dedi.
Kolay değildi elbet, 11 yıl birçok zorluklar yaşadığımız, bunların üstesinden gelebilmek için büyük fedakarlıklar yaptığımız Günaydın’dan ayrılmak…
Zor da olsa Tan’ı bırakıp, Milliyet bünyesindeki bu oluşumun içinde yer aldım.
Kimler yoktu ki orada;
Süleyman Yağız, Orhan Zeki Ak, Turgay Vardar (Rahmetli), Figen Dalgakıran, Yaşar Çalışkan, Atilla Gümüş, Aşkın Gönüler…
Elbette ekibin başında Tevfik Yener…
8 ay kadar orada kaldık.
Yeni yayınlar hazırladık.
‘Şut’ ismindeki spor gazetesi hala hafızalarımda…
Günlük, siyasi, magazin ağırlıklı gazeteler de yaptık Milliyet’te…
Ancak, bu yayınların hayata geçmesi uzayınca, gazetenin patronu Aydın Doğan ile Tevfik Yener arasında anlaşmazlık çıktı.
Uzatmayayım, ayrılmak durumunda kaldık oradan.
Aynı gün, Milliyet’le yolları ayırırken, Tevfik abinin yoğun çabaları bize Sabah grubunun yolunu açtı…
++++++++++++
Artık Sabah grubundaydık…
Orada da tıpkı Milliyet’te olduğu yeni gazeteler yaptık.
Hala piyasada olan Takvim’i çıkardık.
Taraftar isminde spor gazetesi yaptık.
Ekip, Şok, Dedektif, Halkçı yine çıkardığımız yeni yayınlar oldu…
Takvim’de çalışırken Tevfik abi ile çok daha sıkça bir arada oluyorduk.
Fırsat buldukça, özel sohbetler yaptık…
Futbolu çok seviyordu mesela…
Zaman zaman da Sabah Gazetesi’nin hemen yakınında bulunan halı sahaya gelir bizi seyrederdi.
Çok keyif alırdı bizi izlemekten…
O halı saha takımlarında kimler yoktu ki;
Turhan Sofuoğlu, Özcan Kızıltan, İskender Günen, Güngör Şahinkaya, Hayri Ülgen, Mehmet Çakıroğlu, Ferdal Uzundurukan, Altan Tanrıkulu, rahmetli Selahattin Duman…
Herkese yakınlığı vardı elbette ancak belki de futbol oynadığım için daha bir yakın hissederdim Tevfik abiyi…
Oyun stilimi Brezilya efsanesi Pele’ye benzettiği için ‘Pele’ diye çağırırdı…
Hani, hoşuma da gitmiyor değildi bu durum…
++++++++++++
Her güzel şeyin bir sonu olur ya;
Sabah grubunda yaşanan ekonomik sorunlar, bu ekibi dağıttı…
Hepimiz bir yaprak misali savrulduk gittik…
Bazılarımız gazetelerde, bazılarımız ise televizyonlarda çalışmaya başladı…
Yıllar sonra bir kez daha kesişti yollarımız Tevfik abi ile…
Bu kez Sirkeci’de yeniden yayın hayatına başlayan Fotospor’da birlikte olduk…
Orada da uzun sayılacak birlikteliğimiz oldu…
Yine dinamik, yine heyecanlı, sanki mesleğe yeni başlamış gibiydi…
Onun meslek heyecanı hepimize en güzel örnek oldu Fotospor’da…
Sözcü ve Fotogol Gazeteleri’ne gideceğimi söylediğimde yüzündeki ifade hala gözlerimin önünde…
‘Demek beni bırakıyorsun Pele? Özleyeceğim seni’ sözleri hala kulaklarımda…
++++++++++++
25 Haziran günü acı haberi aldığımda, boğazımda sanki bir şey düğümlendi.
Sevgili Mustafa Anıklı, whatsup’tan, “Tevfik Yener vefat etmiş haberin olsun” mesajını attığında gözlerim doldu…
Ağabey, usta, hemşehrim, meslek yaşantımdaki en önemli isim artık yoktu…
Güle güle sevgili ustam… Mekanın cennet olsun…
Bil ki; Pele Nihat seni hiç unutmayacak…
Hafızalarımda hep gülen yüzün kalacak…

