Yıl: 1967..
İstanbul’un o dönem gözde ve
eski semtlerinden Kocamustafapaşa
ile Samatya arasında tarihi bir okul..
Adını İstiklal Marşı Şairi
Mehmet Akif’ten almış..
♡♡♡♡
Siyah önlüklü,
beyaz yakalı minikler
bir o yana bir bu yana koşuşturuyor..
Zil sesiyle birlikte herkes sınıflara giriyor..
Kimi öğretmenin boynuna sarılıyor..
Kimi yanağından bir buse almak için
adeta birbiriyle yarışıyor..
♡♡♡♡
Orta sıralarda kıvırcık saçlı,
Esmer tenli bir erkek çocuğu
sessiz ve hayret verici gözlerle
olanları izliyor..
Kendi kendine,
“Buralarda öğretmen-öğrenci
ilişkisi böyle demek ki”
diye söyleniyor..
♡♡♡♡
Öğretmenin,
“Haydi bakalım herkes yerine”
sözleri üzerine tüm öğrenciler sıralarına geçiyor..
İlk ders başlıyor..
Öğretmen bir şey soruyor..
Tüm parmaklar havada..
Birisi hariç..
Sonraki günlerde de
bu böyle devam ediyor..
Öğretmen bir şeyler soruyor..
Tüm parmaklar havada..
Ve o parmak yine kalkmıyor..
♡♡♡♡
Kıvırcık saçlı, esmer tenli minik
sanki farklı bir gezegene gelmiş gibi
bakınıp duruyor etrafına..
Çünkü geldiği yerde öğretilenlerden
çok farklı şeyler işleniyor burada..
Öğretmen durumun farkına varıyor..
“Üzülmene gerek yok!
Eğer arkadaşlarına yetişmek istiyorsan,
her gün seninle 1 saat fazladan
çalışacağız” diyor..
Dünyalar onun oluyor..
Başlıyorlar çalışmaya..
Yılmadan..
Pes etmeden..
♡♡♡♡
Herkes evine giderken,
O, her gün öğretmeniyle
okulda kalıp
eksik gideriyor..
İkinci ay bittiğinde fark kapanıyor..
Artık onun da parmağı
tıpkı diğerleri gibi hep havada..
Sorulan soruya cevap vermek için
arkadaşlarıyla adeta yarış içine giriyor..
♡♡♡♡
Erzincan’dan gelip İstanbul’a yerleştiğimizde
ilk öğretmenimdi benim Macide Tanır..
İyi bir eğitimciydi..
Güler yüzlü, sevecen..
Tam bir anneydi..
Öğretirken, eğitirdi..
Bize ilk öğrettiği şey,
‘İyi insan olun’ idi..
Macide Tanır’a göre
‘iyi insan olmak’ her şeyin başıydı..
Cumhuriyet aşığı,
Atatürk sevdalısıydı..
“Onlar bu vatanı size emanet etmek için canlarını verdiler..
Siz de vatanınızı korumak için
canınızı vermekten korkmayın’
vasiyeti olmuştu bizlere..
+++++
Yıl: 2017..
Haziran’ın 9’uncu günü..
Yer: Batman’ın Kozluk ilçesi.. İlçenin önemli lisesinde her zamankinden daha hareketli bir gün yaşanıyor.. Herkeste bir heyecan, herkesin yüzünde ayrı bir gülümseme var ancak birisi için durum çok farklı..
Aybuke öğretmen öylesine mutlu ki..
Nasıl olmasın?
Öğrencilerine karnelerini dağıtmış,
büyük bir huzurla evine gidiyor..
Nereden bilebilir ki birazdan kahpe pusunun kurbanı olacak?
Hain kurşunlar onu bulacak!..
Oysa bindiği araçta söylediği türkü hala arkadaşlarının kulağında..
“Magusa limanı, limandır liman..
Beni öldürende yoktur din iman ..
Uyan Alim uyan, uyanmaz oldun
Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldun..”
Kahpelerin kurşunları
Aybuke öğretmeni yaralıyor..
Hastaneye kaldırılıyor ama nafile..
Bir kuş gibi olan bedeni,
hain kurşunlara dayanamıyor ve
Aybuke öğretmen yaşamını yitiriyor..
+++++
Şenay Aybüke Yalçın
yaşamını yitirdiğinde 22 yaşındaydı..
Müzik öğretmeni olarak atanmıştı Batman’a..
8 ay görev yaptı..
Yaşı küçüktü ancak
öğrencileriyle öylesine çabuk
kaynaşmıştı ki,
kimi arkadaş, kimi derttaş
kimi ise anne gibi görüyordu onu..
Hedefleri vardı..
“Müzik tüm kötülüklerin üstesinden gelir” diyordu..
Ama olmadı..
Kahpelerden,
kahpe kurşunlardan
koruyamadık onu..
Daha 22’sinde,
tıpkı bedeni gibi
hayalleri de uçtu gitti…
Geriye ise onun şu sözleri kaldı:
“Ölüm bu geleceği varsa
yapacak bir şey yok.
Kendimiz için değil
sevdiklerimiz için korkar olduk..”
ARAMIZDAN AYRILAN
TÜM ÖĞRETMENLERİN
RUHU ŞAD,
MEKANI CENNET OLSUN..
Nihat Erence / TRABZON
(6 Yıl olmuş… Dile kolay tam 6 Yıl.. )
