Yaklaşık bir kaç hafta önce birinci sürgün yaş çay sezonu tamamlandı. İkinci sürgün hasadının başlamasına günler kala, gerek sosyal medyada gerekse yerel basında dile getirilen bazı açıklamalar, kalıcı tedbirlerin alınma konusunu zorunlu kılmıştır.
Evet, bugün konuşmamız gereken temel sorun plansız ve yönetilemeyen yaş çay hasadıdır.
Ticaret Borsası bşk.tarafından yapılan Üçlü mutabakat çifçi sanayi cı ve kamu ve “Hasat süresinin planlanma.” açıklaması, hasat süresiyle ilgili uzun zamandır beklenen önemli bir tespittir. Temennimiz, bu açıklamanın yeni ve kalıcı çözümlerin başlangıcı olmasıdır.
Çünkü yaş çay üreticisinin çok iyi bildiği bir gerçek vardır: Yaş çay bir sanayi hammaddesidir.
Hasat edilen yaprak en geç 24-48 saat içinde fabrikaya ulaştırılıp işlenmelidir. Aksi halde ekonomik değerini kaybeder, çürür ve üreticinin bütün emeği boşa gider.
Ne yazık ki bugüne kadar bu sürecin doğru planlanamamasının faturası sürekli üreticiye kesilmiştir. Oysa asıl sorgulanması gereken, hasadı yönetenlerin planlama eksikliğidir.
Soruyorum…
Gerek Çaykur gerekse Özel sektör Çay Sanayi tesislerinin günlük işleme kapasitesi belli değil midir?
Fabrikaların ne kadar yaş çay işleyebileceği bilinmiyor mu?
Madem kapasite bellidir, neden hasat buna göre planlanmamaktadır?
Buradan yetkililere açık çağrımdır:
Ne alım yerlerinde, ne fabrikalarda, ne nakliye araçlarında ne de özel sektör sanayi tesislerinde, yeşil altınımız günlerce bekletilerek çürümeye terk edilmemelidir. Bunun için acilen yeni bir hasat planlaması hayata geçirilmelidir.
Çaykur alım kotası yerine üretici bazlı özel sektör dahil genel günlük hasat kotası uygulaması konulmalı
Emin Kanbur
Yaş çay üreticisi
