Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ŞAİRLER ÖLÜR, ŞİİRLER YAŞAR

ADNAN ONAY   “Kuş ölür, sen uçuşu hatırla” Füruğ  

ADNAN ONAY

 

“Kuş ölür, sen uçuşu hatırla”

Füruğ

 

Önceki gün kaybettiğimiz Ahmet Telli sevdiğim bir şairdi.

Ölümüne üzüldüm.

Her şaire şiirlerinden ötürü sevgi duyduğum içindir ki ölümlerinden etkilenirim.

 

Birilerine garip gelecek olsa da Ahmet Telli şiirlerine aşinaydım.

Onun inancının, ideolojisinin, düşüncesinin ne olduğu hiçbir zaman sorgu alanıma girmedi. Kendisine şair diyebileceğim kişilerle aramda hiç mesafe olmadı.

 

Sanatçının inancının, ideolojisinin veya siyasi koordinatlarının ne olduğu, şiirin hakikatine vakıf olanlar için hiçbir zaman birincil bir sorgu alanı olmamıştır. Gerçek şairlerle okur arasında ideolojik mesafeler barınamaz; çünkü şiir, şairin varlığından koptuğu an kendi özerkliğini ilan eder. Şairlerin yazdığı şiirler kendi kontrollerinden çıkar, bir dalga gibi önüne kattığı her şeyi kuşatarak ilerler.

 

Elbet, her şeyi birbirinden koparmak için bunca uğraş verilen günümüz dünyasında benim şairlere yaklaşımım yadırganabilir. Ancak ben bu tür eleştiride bulunanları şiirin dokunamadığı insan türünden gördüğüm için umursamam. Şiir, bana göre adressiz bir mektuptur. Bu mektup kimi ilgilendiriyorsa kendine gelmiş gibi alır, bağrına basar, kendinin yapar.

 

Alman filozof G.W.F. Hegel, estetik teorisinde sanatı, “Mutlak Ruh’un (Geist) duyusal olarak görünürlük kazanması” şeklinde tanımlar. Hegel’e göre sanat, maddesel olanı aşarak tinsel olanı açığa çıkarır. Dolayısıyla hayattayken birbiriyle kavga eden, taban tabana zıt fikirlere sahip şairlerin şiirleri, insanın zihninde muazzam bir ahenk içerisinde yol alır. Şiirler, zihinde hiçbir zaman birbirleriyle kavga etmezler..

 

Modern şiirin öncülerinden Rainer Maria Rilke, Malte Laurids Brigge’nin Notları’nda bir tek dize yazabilmek için insanın pek çok şehri, insanı, acıyı ve neşeyi görmesi, hayvanların uçuşunu hissetmesi ve her şeyin özüyle hemhal olması gerektiğini söyler. İşte insan, içindeki bu evrensel zenginlik sayesinde, kendisinden çok uzak görünen bir şairin dizelerinde kendi kayıp parçalarını bulur. Bu etki şiir var olduğu sürece hep devam eder. Şair ölür ama şiirinin etkisi ölümsüzleşir.

 

Fransız şair ve düşünür Paul Valéry, bu durumu “Şiir, şairin ölümüyle başlar” diyerek özetler. Valéry’ye göre metin, artık yazarın niyetine tabi değildir; okurun kalbinde yeniden doğar. Bu bağlamda şiir, şairden bağımsız olarak farklı dünyaların, taban tabana zıt fikirlerin insanlarının da ruhuna işleyen tılsımlı bir metne dönüşür. Şiir, şairden ayrı olarak farklı dünyaların insanlarının da ruhuna işleyen efsunlu bir metindir benim gözümde…

 

O nedenle, şiire kulak veren biri onu yazmış olan şairinin kimliğiyle, pasaportuyla ya da siyasi manifestosuyla ilgilenmez. Şiirin şairini, sadece insanda zaten var olan o gizli, tanrısal hazineyi açığa çıkarmış bir “kaşif” veya bir “vesile” olarak görür. Okur, o dizeyi göğsüne bastırdığı an şairi aradan çıkarır ve şiiri tamamen kendinin yapar.

Ahmet Telli’nin ya da bir başka büyük şairin ardından duyulan o saf hüzün, işte bu ortak insanlık hafızasının ve şiirin o muazzam, sınır tanımaz aşkınlığının en somut göstergesidir.

 

Her şeyden önce, insanın inanç, düşünce ve ideolojisi ne derece derinlere saplanıp kalmış olursa olsun, her insanda bir diğerinin halinden esintiler vardır. Kişinin duygu ve düşünceleri çeşitli duygu ve düşünce etrafında istemsiz şekilde dolanır durur. Bir an gelir kişi o ana kadar yüzünü döndüğü yönden bir başka yöne çevirebilir, bu hallerden birine aşina, aşık olabilir.

Zira, insan evrenin bütün özelliklerini içinde taşır ve evrendeki en önemsiz sandığımız bir varlıkta, cisimde dahi kendinden özellikler bulabilir. Bunun yarattığı etkileşim ise her an bir başka hale geçişe, değişime kapı aralar.

 

O nedenle, şiire kulak veren biri onu yazmış olan şairinin kimliğiyle ilgilenmez, şiirin şairini kendinde olan hazineyi açığa çıkarmış biri olarak görür, şiirini kendinin yapar.

Rize Haber