Emin Kanbur / Araştırmacı – Yazar
“İslam devleti değiliz ama İslam ülkesiyiz.”
Sevgili Yavuz Köktaş Hocam a teşekkürler, bu cümleyi sıradan bir insan söylemedi. Bir akademisyen, bir ilahiyatçı, bir üniversite hocası söyledi.
Ve bence bu söz, son günlerde “gavur” kelimesi üzerinden yürütülen tartışmadan çok daha büyük bir meseleyi önümüze koydu.
Biz gerçekten Müslüman mıyız, yoksa sadece Müslüman olduğumuzu mu söylüyoruz?
Türkiye Cumhuriyeti laik ve demokratik bir devlettir.
Buna kimsenin itirazı yok. Ancak bu topraklarda yaşayan toplumun % 95 kendisini Müslüman olarak tanımlıyorsa, artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Müslüman olmak sadece kimlik meselesi midir?
Son bir haftadır yaşanan tartışmalar, toplumun önünde “akıl insanı”, “fikir önderi”, “aydın” diye duran nice insanın bile Kur’an’ın ortaya koyduğu ölçülerden ne kadar uzak yaşadığını yaptıkları açıklamalar doğrultusunda söylemleriyle kamu oyuna gösterdi.
Asıl acı olan da budur.
Çünkü “Elhamdülillah Müslümanım” demek kolaydır. Müslüman gibi yaşamak ise sorumluluk ister.
İşte buradan Diyanet İşleri Başkanlığı’na açıkça sesleniyorum:
Yeter artık!
Bize sadece güzel Kur’an okumayı öğretmeyin.
Kur’an’ı anlatın!
Ayetleri açıklayın. Anlamını toplumun önüne koyun. Kur’an’ın hayatımıza nasıl ölçü koyduğunu anlatın.
Güzel Kur’an okuma yarışmaları değil güzel Kur’an anlama yarışmaları düzenleyin.
Peki neden aynı heyecanla “Kur’an’ı Güzel Anlama ve Anlatma Yarışması” yapmıyorsunuz?
Çocuklarımız güzel okuyor ama ne okuduğunu bilmiyor.
Gençlerimiz ezberliyor ama anlamıyor.
Toplumumuz “Müslümanım” diyor ama Müslümanlığın gerektirdiği ahlak, adalet, merhamet ve sorumluluk konusunda giderek savruluyor.
İşte bunun adı erozyondur.
İşte bunun adı deformasyondur.
Kur’an Merkezli yaşamdan uzaklaşmak, asli değerlerini kaybetmek tır…
Artık silkinmemiz gerekiyor.
İslam devleti olmayabiliriz. Ama İslam ülkesi olmanın gereğini, en azından bireyler olarak yaşamak zorundayız.
Çünkü mesele nüfus sayımı değildir.
Mesele, “Kaçımız Müslümanız?” sorusu da değildir.
Asıl mesele şudur:
KAÇIMIZ MÜSLÜMANCA YAŞIYORUZ?
Benim derdim budur.
Ve artık yeter diyorum:
Bize Kur’an’ı sadece dilimizle okumayı değil, hayatımızla yaşamayı öğretin!
Bir akademisyen olarak Yavuz Köktaş hocama teşekkür ediyorum.
Toplumsal sılkelenme ye sebep olan söylemin den dolayı halk neznin de gerekli takdiri topladı bu inkâr edilemez bir gerçek. Akademik çevreden de değil soruşturma takdir alması
beklentindeyiz kamuoyunun beklentisi de budur.
