Fethi KARADENİZ
Eğitimci – Yazar
Rize’nin Ardeşen ilçesinde Köprü Köy İlkokulu’nun kapatılarak yerine huzurevi yapılacağı yönündeki gelişme, yalnızca bir bina değişikliği olarak görülmemeli.
Çünkü ortada iki önemli ihtiyaç var: Eğitim ve yaşlı bakım hizmeti.
İkisi de toplum için değerlidir. Yaşlılarımızın huzur içinde, güvenli ve insan onuruna yakışır şartlarda yaşayabileceği merkezlere elbette ihtiyaç vardır. Ancak bunun yolu, eğitim kurumlarının geleceğini tartışmaya açmaktan mı geçmelidir?
Bir okul sadece dört duvar değildir.
O okulda çocuklar ilk harflerini öğrenir, ilk şiirlerini okur, arkadaşlık kurar, öğretmeninden hayatı öğrenir. Köy okulunun kapısı yalnızca sınıfa değil, köyün geleceğine açılır.
Özellikle nüfusu azalan köylerde okulun kapanması, çoğu zaman köyün sosyal hayatındaki canlılığın da azalması anlamına gelir. Çocuk varsa aile vardır. Aile varsa köyün geleceği vardır.
Bugün “öğrenci sayısı az” diyerek kapattığımız bir okulun, yarın yeniden çocuk sesleriyle dolmayacağının garantisi var mı?
Asıl sorulması gereken budur.
Öte yandan huzurevi ihtiyacını da küçümsememek gerekir. Yaşlanan nüfus, sosyal hizmetler açısından yeni ve önemli sorumluluklar getiriyor. Büyüklerimizin yaşamlarının son dönemini güvenli ve huzurlu ortamlarda geçirmeleri hepimizin ortak sorumluluğudur.
Fakat eğitim ile sosyal hizmeti birbirinin alternatifi haline getirmeden çözüm üretmek mümkün değil mi?
Köprü Köy İlkokulu gerçekten artık eğitim amacıyla kullanılamıyorsa; bina, fiziki yapısı, öğrenci durumu ve bölgenin gelecekteki nüfus projeksiyonu kamuoyuna açık biçimde ortaya konulmalı.
“Okul neden kapatılıyor?”
“Kaç öğrencisi var?”
“Öğrenciler nereye taşınacak?”
“Binanın başka bir eğitim amacıyla kullanılması mümkün mü?”
“Yeni huzurevi için başka bir kamu binası veya arsa alternatifi değerlendirildi mi?”
Bunlar sorulması gereken basit ama önemli sorulardır.
Çünkü bir okulun kapatılması kolay, yeniden açılması çok zordur.
Ben bir eğitimci olarak şuna inanıyorum:
Bir binanın kullanım amacı değişebilir. Fakat çocukların eğitim hakkının ve köylerin yaşama hakkının alternatifi yoktur.
Eğer huzurevi yapılacaksa yapılsın.
Ama mümkünse başka bir yerde.
Köprü Köy İlkokulu eğitim için yeniden değerlendirilebiliyorsa değerlendirilsin. Köy okulu olarak kullanılamıyorsa bile; eğitim müzesi, kütüphane, köy yaşam merkezi, çocuk etkinlik alanı veya başka bir eğitim-kültür projesiyle yaşatılabilir.
Çünkü bazı binaların değeri, metrekaresiyle değil, içinde bırakılan hatıralarla ölçülür.
Bugün Köprü Köy’de bir okulun kapısını kapatırken yarının çocuklarının kapısını da kapatmayalım.
Huzurevlerine de ihtiyacımız var, okullara da.
Mesele birini seçmek değil.
Mesele, ikisini de yaşatacak aklı ve çözümü bulabilmek.
Çünkü çocukların geleceği ile büyüklerimizin huzuru, birbirinin rakibi değil; aynı toplumun iki farklı yüzüdür.
