Fethi KARADENİZ
Eski Futbol Hakemi ve Gözlemcisi
Bir atasözümüz var:
“Taşıma su ile değirmen dönmez.”
Son günlerde Millî Takımımızın peş peşe aldığı yenilgileri izlerken bu söz aklımdan çıkmıyor.
Fransa, İtalya, Belçika ve yine İtalya…
Dört maç, dört yenilgi ve sıfır puan.
Elbette futbolcularımızın yeteneğini tartışmıyorum. İçlerinde Avrupa’nın önemli kulüplerinde oynayan, dünya futbolunun dikkatini çeken yıldızlarımız var. Arda Güler, Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız ve diğerleri…
Ama asıl soruyu sormamız gerekiyor:
Biz Millî Takım mı kuruyoruz, yoksa farklı takımlarda oynayan futbolcuları toplayıp bir araya mı getiriyoruz?
Millî takım forması başka bir şeydir.
Kulüp takımında futbolcular haftanın altı günü birlikte antrenman yapar. Birbirlerinin koşusunu, pasını, refleksini bilir. Sistem oturur, takım ruhu oluşur.
Millî Takım’da ise futbolcular dünyanın farklı ülkelerinden, farklı kulüplerinden geliyor. Birkaç gün içerisinde aynı formayı giyip aynı futbolu oynamaları bekleniyor.
Sonra da “Neden takım olamadılar?” diye soruyoruz.
PEKİ, KAYNAK NEREDE?
İşin daha acı tarafı burada başlıyor.
Bugün Süper Lig’de yabancı futbolcu sayısı öylesine arttı ki, Türk gençlerinin A takım kadrolarında düzenli forma bulması ciddi bir mesele hâline geldi.
Peki genç Türk futbolcusu nerede oynayacak?
Kulübünde yeterince oynayamayan genç futbolcuyu nasıl geliştireceğiz?
Sonra dönüp Millî Takım’da “Neden yeni yıldız yetişmiyor?” diye hayıflanacağız!
ESKİDEN NE VARDI?
Eskiden kulüplerimizin kadrolarında birkaç yabancı futbolcu olurdu.
Geri kalan formalar için bizim çocuklar mücadele ederdi.
Mahallelerden, amatör kulüplerden, altyapılardan gelen gençler önce A takım kadrosuna girer, sonra formayı kapar, ardından Millî Takım’a yükselirdi.
Bugün ise futbolcuyu yetiştirmek yerine hazır futbolcuyu satın alma kolaylığına daha fazla yöneliyoruz.
Oysa futbolcu da ağaç gibidir.
Dikmeden gölge bekleyemezsiniz.
MİLLÎ TAKIMIN İHTİYACI SADECE YILDIZ DEĞİL, TAKIM!
Millî Takımımızın son dönemde aldığı sonuçlar ortada.
Buradan “Futbolcular kötü” sonucunu çıkarmak kolaycılık olur.
Bence mesele daha derinde.
Biz yıllardır Millî Takım’ın sorununu Millî Takım’da çözmeye çalışıyoruz.
Oysa sorun kulüplerde, altyapılarda, futbolcu yetiştirme sisteminde başlıyor.
Millî Takım’a geldiğinde hazır bir futbolcu bulmak istiyorsanız, onu önce kulübünde yetiştireceksiniz.
SORUYORUM:
Neden Süper Lig kulüplerimiz kendi altyapısından yetişen 18-20 yaşındaki Türk futbolcusuna güvenmekte zorlanıyor?
Neden gençlerimiz forma beklerken milyonlarca lira harcanarak hazır futbolcular transfer ediliyor?
Neden Millî Takım’a futbolcu yetiştirecek bir sistem kurmak yerine, Millî Takım’a futbolcu arıyoruz?
Artık şunu anlamamız gerekiyor:
Millî Takım, futbolcu yetiştirme yeri değildir.
Millî Takım, yetiştirilmiş futbolcuların buluştuğu yer olmalıdır.
Taşıma suyla değirmen belki bir süre döner.
Ama su kesildiğinde değirmen durur.
Kendi futbolcumuzu, kendi altyapımızı, kendi sistemimizi yetiştirmediğimiz sürece Millî Takım’da da aynı döngüyü yaşamaya devam ederiz.
Çünkü mesele yalnızca yenilmek değil…
Mesele, yarının Millî Takımı’nı bugün nerede yetiştirdiğimizdir.
Ve son söz:
Yabancı futbolcuya değil, yabancılaşan futbol sistemimize bakmanın zamanı geldi!
