Söyleşi:Filozof Sosyolog
“Türk Dili ve Edebiyatına, Türk Şiirine ve Türk Şairlerine Vefa” yazı dizisi kapsamında gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide, Şiir Saatim mahlasıyla tanınan Sayın Emin PEKMEZCİ ile şiire gönül vermenin, şairlerin sözünü yaşatmanın ve şiiri daha geniş kitlelerle buluşturmanın anlamını konuştuk. Şiirin insanın iç dünyasına, toplumsal hafızaya ve ortak duygularımıza nasıl dokunduğunu; vefanın yalnızca hatırlamak değil, değer verilen eseri yeniden yaşatmak olduğunu ele aldık.
Şiir, yalnızca yazılan değil; okunan, hissedilen, paylaşılan ve zamanın içinden yeniden geçirilerek yaşatılan bir edebiyat biçimidir. Bir şiire ses vermek ise kelimeleri dile getirmekten çok daha fazlasını gerektirir; şairin duygusuna yaklaşmayı, eserin ruhuna sadık kalmayı ve o duyguya yeni bir dinleyicide karşılık bulabilecek bir nefes kazandırmayı gerektirir.
Bu söyleşide Sayın Emin PEKMEZCİ, şiirle kurduğu bağı, seslendirmeye yüklediği anlamı, edebiyata ve şairlere bakışını samimi ve içten değerlendirmeleriyle paylaşıyor. Ortaya çıkan bu sohbetin, şiirin yalnızca okunacak bir metin değil, insandan insana taşınan güçlü bir duygu ve hafıza olduğunu bir kez daha hatırlatacağına inanıyorum.
Sayın EMİN PEKMEZCİ, merhaba, söyleşimize hoş geldiniz. Yürek sesinizi ve şiire dair duygularınızı bizlerle paylaştığınız için öncelikle teşekkür etmek istiyorum.
Sayın Emin Pekmezci, öncelikle sizi kendi cümlelerinizle tanımak isteriz. Bize kendinizden, hayatınızdan ve şiirle kurduğunuz bağın nasıl başladığından söz eder misiniz?
Merhaba Jale Hanım, hoş bulduk. Öncelikle bu güzel söyleşi için teşekkür ederim. Yaklaşık beş yıldır şiir seslendiriyorum. Ama açık söylemek gerekirse, şiire oturup “Ben şiir okuyacağım” diyerek başlamadım. Hayatım boyunca hiç şiir okumadım beş yıldır okuyorum. Hayatımda çok zor bir dönem vardı. Babamın hastalığı ve özellikle vefat süreci beni derinden etkiledi. İnsan sevdiği birini kaybetme duygusuyla karşı karşıya kaldığında, içinde anlatamadığı çok şey birikiyor. Benim de öyle oldu.
O dönemde şiirlere daha farklı bakmaya başladım. Bazı dizeleri okurken sanki şair benim içimden geçenleri anlatıyormuş gibi hissettim. Söyleyemediklerimi şiir söylüyordu. Sonra şiirleri seslendirmeye başladım. İlk zamanlar belki sadece bir uğraştı. Fakat zaman içerisinde bunun benim için bir gönül işi olduğunu anladım ve 5 yılda 1300 şiir seslendirdim.
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu söyleyebilirim: Ben şiiri seçmedim belki; hayat beni şiire getirdi.
Sosyal medyada “ŞİİR SAATİM” adıyla şiir seslendirmeleri yapıyorsunuz. “Şiir saatim” nasıl ortaya çıktı?
Şiir saatim benim için aslında çok basit ama çok anlamlı bir düşünceden ortaya çıktı. Hayatın içerisinde hepimizin biraz durmaya, nefes almaya, kendimizi dinlemeye ihtiyacı var. Ben de insanların gün içerisinde birkaç dakikasını şiire ayırmasını istedim. “Şiirsaatim” derken aslında şunu anlatmak istiyorum:
Hayatın telaşından biraz uzaklaş, bir şiir dinle, kendine dön.
Zaman içerisinde bu isim benim için sadece bir sosyal medya adı olmaktan çıktı. Şairlerle, şiirlerle ve şiir seven insanlarla kurduğum bir bağ haline geldi.
Bir şiiri yalnızca okumakla, onu gerçekten seslendirmek arasında sizce nasıl bir fark var?
Bence çok büyük bir fark var. Şiiri okumak kelimeleri söylemektir. Ama seslendirmek, o kelimelerin arkasındaki duyguyu karşı tarafa geçirmeye çalışmaktır. Ben bir şiiri seslendirmeden önce mutlaka anlamaya çalışırım. “Şair ne anlatmış? Hangi duyguyla yazmış? Nerede kırılmış, nerede umutlanmış?” Çünkü sadece güzel bir sesle şiir okunabileceğine inanmıyorum. Şiirin önce kalbe dokunması gerekiyor ki sesten çıkıp başka bir kalbe ulaşabilsin.
Hayat felsefenizi oluşturan temel değerler nelerdir? Yaşadığınız hayat size en çok neyi öğretti?
Benim için sevgi, saygı, dürüstlük, insanlık ve vefa çok önemli. Ama hayat bana en çok şunu öğretti: Hiçbir şeyin garantisi yok.
Bugün yanınızda olan bir insan yarın olmayabilir. Bugün söylemek istediğiniz bir sözü yarın söyleme fırsatınız olmayabilir.
Babamın yaşadığı süreç bunu bana çok ağır bir şekilde öğretti. O yüzden insanları kırmamaya, elimden geldiğince güzel konuşmaya ve insanlarda güzel bir iz bırakmaya çalışıyorum. Çünkü hayatın sonunda geriye ne kadar para kazandığınızdan çok, insanların sizi nasıl hatırladığı kalıyor.
Şiir seslendirmek sizin için sanat faaliyeti mi, gönül işi mi, yoksa şaire karşı sorumluluk mu?
Benim için öncelikle gönül işi. Ama zaman içerisinde bunun bir sorumluluk da olduğunu öğrendim. Çünkü bir şair şiirini yazarken aslında kendisinden bir parçayı ortaya koyuyor. Ben de o şiiri seslendirirken bana emanet edilen bir duyguyu taşıyorum. Bu nedenle şairin emeğine saygı duymak gerekiyor. Ben şiirin önüne geçmek istemiyorum. Benim sesim duyulsun diye değil, şairin sözü daha çok insana ulaşsın diye seslendiriyorum.
“Vefa” sizin için ne ifade ediyor?
Vefa, benim için çok büyük bir kelime. Çünkü vefa, insanın işine geldiğinde değil, aradan yıllar geçtiğinde de hatırlamasıdır.
Bir şairin yıllar önce yazdığı şiiri bugün yeniden seslendirmek bana göre bir vefa biçimidir. Belki o şair artık hayatta değil. Ama onun yazdığı bir dize bugün başka bir insanın kalbine dokunuyorsa, o şair hâlâ yaşıyor demektir. Ben de seslendirdiğim her şiirde biraz bunu yapmaya çalışıyorum.
İyi bir seslendirme şiirin anlamını çoğaltabilir mi?
Kesinlikle çoğaltabilir. Ama burada çok ince bir çizgi var. Seslendiren kişi şiiri kendisine göre değiştirmemeli. Şiirin ruhuna saygı göstermeli. Ben bir şiiri okurken “Ben bunu nasıl daha gösterişli okurum?” diye düşünmekten çok, “Şair bunu nasıl hissetmiş?” diye düşünürüm. Çünkü bazen en güzel seslendirme, en yüksek sesle yapılan değil; en doğru duyguyla yapılan seslendirmedir.
Topluma ve yaşadığımız ülkeye karşı sorumluluklarımız olduğunu düşünüyor musunuz?
Elbette düşünüyorum. Hepimizin yaşadığımız topluma karşı sorumluluğu var. Bence önce insan olarak birbirimize karşı sorumluyuz. Siyaset konusunda ise herkesin kendi düşüncesi ve tercihi vardır. Ben farklı düşüncelere saygı duyulması gerektiğine inanıyorum. Benim için önemli olan insanları birbirinden uzaklaştırmak değil, ortak değerlerimiz üzerinden birbirimizi anlamaya çalışmak. Şiirin de bunu yapabilecek çok güçlü bir tarafı var. Çünkü farklı düşünen iki insan bile bazen aynı şiirde, aynı duyguda buluşabiliyor.
Seslendirdiğiniz şiirler arasında sizi özellikle etkileyen bir eser oldu mu?
Beni etkileyen çok şiir oldu. Özellikle Peygamberimizi ayrı tutarak söylüyorum,, baba, anne, ayrılık, özlem ve kayıp üzerine yazılmış şiirler bende daha farklı bir yere sahip. Çünkü insan yaşadığı acılardan sonra bazı kelimeleri başka türlü anlamaya başlıyor. Örneğin “baba” kelimesi benim için artık sadece bir kelime değil. Bir şiirde baba kelimesi geçtiğinde ister istemez kendi hayatımdan bir şeyler geliyor aklıma. Bazen bir şiiri okurken birkaç saniye durduğum oluyor. Çünkü o anda şiiri değil, kendi hayatımı okuyormuş gibi hissediyorum. Azerbaycanlı şair Bahtiyar Vahapzade’nin yazdığı Allahu Ekber şiiri benim için en özel şiir.
Sosyal medya şiire nasıl bir katkı sağlıyor?
Sosyal medyanın şiir açısından çok büyük bir kapı açtığını düşünüyorum. Bugün hiç tanınmayan bir şairin şiiri, doğru insanlara ulaştığında binlerce kişi tarafından dinlenebiliyor. Ama bunun bir tehlikesi de var. Her şeyin çok hızlı tüketildiği bir dönemde şiirin de hızlı tüketilen bir içeriğe dönüşmesini istemiyorum. Benim arzum, insanın bir şiiri dinledikten sonra hemen diğer videoya geçmesi değil. Bir an durması… Bir dizeyi düşünmesi… Belki kendi hayatından birini hatırlaması… Benim için asıl değerli olan bu.
Tanınmayan şairlerin şiirlerini seslendirmek size göre nasıl bir katkı sağlıyor?
Bence şiir dünyasında en güzel şeylerden biri, görünmeyeni görünür hale getirmek. Bir şair çok güzel yazıyor olabilir ama eserleri yeterince kişiye ulaşmıyor olabilir. Ben kendi sesimi burada küçük bir köprü olarak görüyorum. Ben bir edebiyat eleştirmeni değilim. Kendimi büyük bir sanatçı olarak da görmüyorum. Ben sadece şiiri seven ve sevdiği şiiri daha fazla insana ulaştırmak isteyen bir insanım. Bir şairin şiirini seslendirdikten sonra insanların o şairi merak edip araştırması benim için büyük mutluluk. Birde halk ozanlarının ve aşıklarının yazdıklarını okumayı seviyorum.
Şiir insanı ve toplumu anlamada nasıl bir imkân sunuyor?
Şiir bana göre insanın iç dünyasının aynası. Bir insanın ne yaşadığını bazen konuşmasından anlayamazsınız ama yazdığı bir şiirden anlayabilirsiniz. Şiir; aşkı da anlatıyor, ayrılığı da, yoksulluğu da, özlemi de, memleket sevgisini de, kaybı da… Bu yüzden şiirin toplumun duygusal hafızasını taşıdığına inanıyorum. Tarih bize ne olduğunu anlatır. Şiir ise insanların yaşananları nasıl hissettiğini anlatır.
Şiir dışında neler yapmaktan hoşlanırsınız?
Ben insanlarla sohbet etmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi seviyorum. Çünkü her insanın içinde bir hikâye var.
Bazen hiç tanımadığınız bir insan size hayatından bir şey anlatıyor ve o hikâye günlerce aklınızdan çıkmıyor.
Müzik dinlemek de benim için önemli. O yuzden şiirlerime fon bulma konusunda iyi sayılırım.1300 şiirimin 1300 ayrı fon müziği var. Ama galiba benim en büyük uğraşım yine şiir. Çünkü şiirden uzak durmaya çalışsam bile bir şekilde şiir gelip beni buluyor.
Bir gün kendi hayatınızı kitapta anlatmayı düşündünüz mü? Kitabınızın adı ne olurdu?
Evet, zaman zaman düşünüyorum. Eğer bir gün hayatımı yazarsam kitabın adı sanırım: “Bir Ses, Bin Duygu”
olurdu. Çünkü benim şiir yolculuğumun içerisinde acı da var, özlem de var, dostluk da var, insanlar da var. Ve bu hikâyenin başlangıcında babamın yaşadığı o zor dönem var.
Belki kitabın ilk sayfalarında babamdan bahsederdim. Çünkü bugün şiirleri seslendirmem de onun da büyük bir izi var. İnsan bazen kaybettiği insanlardan sonra onların bıraktığı izlerle yaşamaya devam ediyor.
Ben de babamdan kalan bazı duyguları belki şiirlerde yaşatıyorum. Ama ben kitap okumayı sevmiyorum.iyi bir izleyici ve gözlemciyim..Ezbere şiir bilmem şiirleri okuyarak seslendiririm,buda kendim için yaptığım bir eleştiridir
Türk şiirine ve şairlerine nasıl vefa gösterebiliriz? Ve sizin için şiir nedir?
Bence önce şiir okumalıyız. Şairleri sadece öldükten sonra hatırlamamalıyız. Yaşayan şairlerin de eserlerine sahip çıkmalıyız. Gençlere şiiri sevdirmeliyiz. Eski şairlerimizi unutturmamalıyız. Ve özellikle sosyal medyanın imkânlarını kullanarak güzel şiirleri daha fazla insana ulaştırmalıyız. Ben kendi adıma bunu sesimle yapmaya çalışıyorum. Beş yıldır şiir okuyorum. Bu beş yıl içerisinde şunu çok iyi anladım: Bir şiiri seslendirmek bazen sadece bir şiiri okumak değildir. Bir şairin duygusuna sahip çıkmaktır. Ve bana “Şiir nedir?” diye tek cümleyle sorarsanız cevabım şu olur:
Şiir, insanın söyleyemediğini kalbinin yerine söyleyen sestir.
Belki benim şiir hikâyemi de en güzel anlatan cümle şudur:
“Bir babanın ardından başlayan sessizliğim, zamanla şiire dönüştü; şimdi o şiirlerle başka insanların sessizliğine ses olmaya çalışıyorum.”
Emin PEKMEZCİ ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide; şiirin yalnızca kelimelerden oluşan bir metin olmadığını, insanın yaşadığı acılardan, özlemlerden, sevgilerden ve hatıralardan beslenen güçlü bir duygu dünyası olduğunu bir kez daha gördük. Onun şiire yaklaşımında dikkat çeken en önemli noktalardan biri ise kendi sesini öne çıkarmaktan çok, şairin sözünü ve duygusunu dinleyiciye ulaştırma sorumluluğunu ön planda tutması.
Binlerce dizeye ses verirken farklı şairlerin dünyalarına dokunmak, özellikle görünürlüğü sınırlı olan şairlerin eserlerini daha geniş kitlelerle buluşturmak, edebiyata verilen değerli bir gönül emeğidir. Çünkü bazen bir şiiri seslendirmek, yalnızca bir eseri okumak değil; bir şairin duygusuna, hatırasına ve bıraktığı söze sahip çıkmaktır. Bu yönüyle Emin PEKMEZCİ’nin şiir yolculuğunu, edebiyata gösterilen anlamlı bir vefa biçimi olarak değerlendiriyorum.
Bu güzel söyleşi için Emin PEKMEZCİ’ye tekrar teşekkür ediyor; samimiyeti, içtenliği ve şiire duyduğu gönül bağı için kendisini ayrıca takdir ediyorum. Şiire yalnızca ses değil, duygu ve emek de katan bu değerli yaklaşımının uzun yıllar devam etmesini diliyorum.
Kendisine bundan sonraki şiir yolculuğunda başarılar diliyor, Türk şiirine ve şairlerine verdiği emekleri kıymetli bulduğumu özellikle ifade etmek istiyorum. Bu söyleşide şiirin sesiyle buluştuğumuz için kendisine teşekkür ediyor, saygı ve takdirlerimi sunuyorum.
