Bazı insanlar vardır; bu dünyadan göçüp giderler ama geride bıraktıkları iyilikler, hatıralar ve sevgiler hiç tükenmez. Dursun Ali Hacıoğlu da onlardan biriydi.
Bugün, bundan tam 26 yıl önce, Ardeşen’in çalışkan, yardımsever ve sevilen insanlarından Dursun Ali Hacıoğlu’nu kaybettik. Aradan çeyrek asırdan fazla zaman geçti ama bazı insanların yokluğu, yıllar geçse de ilk günkü gibi hissedilir.
O, çalışmayı hayatının merkezine koymuş, emeğiyle yaşamış, kazandığını paylaşmayı bilmiş bir insandı. Uzun yıllar Ankara’da pastane işletti, ardından marketçilik yaptı. Kırmızi 200 Doç pikabıyla da insanların işine koştu, ihtiyaç sahiplerinin yardımına yetişti. Nerede bir ihtiyaç, nerede bir dert varsa Dursun Ali oradaydı. Üstelik bütün bunları karşılık beklemeden, gönülden yapardı.
Sonunda doğup büyüdüğü, sevdiklerinin bulunduğu memleketi Ardeşen’e döndü. Ancak o, dinlenmeyi pek bilmeyenlerdendi. Bir salı günü, Ardeşen’in pazar günüydü. Yine her zamanki gibi koşturmuş, çalışmış, yorulmuştu. Akşam evine geldiğinde kanepenin üzerine uzandı. Eşi Ayşe Hanım namazını kılıp yanına geldiğinde ise onu mosmor buldu. Dursun Ali, bir kalp krizi sonucu, uzandığı yerde hayata gözlerini yummuştu.
Ne acı bir vedaydı bu! Belki de ertesi gün yapacağı işleri, göreceği dostları, yerine getireceği sözleri vardı. Ama hayat, ona ayrılan zamanı o gün, o kanepenin üzerinde sonlandırmıştı. Bir ömür çalışmış, herkese yetişmiş, fakat kendisine ayrılan ömrün bittiğini bilememişti.
Geride üç oğlunu, bir kızını, torunlarını ve tarifsiz bir özlemi bıraktı. Torunlarının hepsi erkekti. Her zamanki nüktedanlığıyla, “Yahu, ben kan davalınız mıyım ki durmadan erkek doğuruyorsunuz? Ben kız torun isterim!” diye takılırdı. O sözleri söylerken yüzünde beliren tebessümü, bugün ailesinin hafızasında kim bilir kaç kez yeniden canlanıyordur. Belki de şimdi, aramızda olsaydı, o çok istediği kız torunlarını sevmenin mutluluğunu yaşayacaktı.
Bir de onunla özdeşleşmiş kravatı vardı. Kravatını boynundan hiç çıkarmazdı. Belki de onun için kravat, yalnızca bir giyim kuşam meselesi değil, hayata karşı duruşunun, ciddiyetinin ve kendisine duyduğu saygının bir simgesiydi. Çalışırken de gezerken de hep aynı özenle yaşardı.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, bir insanın zenginliğinin malıyla mülküyle değil, kaç insanın gönlüne dokunduğuyla ölçüldüğünü bir kez daha anlıyoruz. Dursun Ali Hacıoğlu, ardında yalnızca bir aile değil, iyiliklerini hatırlayan dostlar, kendisine minnet duyan insanlar ve unutulmayacak hatıralar bıraktı.
26 yıl… Dile kolay! Zaman nice şeyleri eskitti, nice yüzleri hafızalardan sildi. Ama bazı insanlar vardır ki isimleri anıldığında gözler dolar, yüzlerde bir tebessüm belirir, ardından derin bir sessizlik çöker. Çünkü onların yeri kolay kolay dolmaz.
Sevgili Dursun Ali, sen herkese yetişmeye çalışırken kendi yorgunluğunu belki de hiç önemsemedin. Bugün seni sevenlerin yüreğinde hâlâ aynı sevgi, aynı özlem var. Keşke bir kez daha o kravatınla çıkıp gelsen, dostlarınla sohbet etsen, o güzel şakalarını yapsan…
Mekânın cennet, kabrin nurla dolsun. Seni sevgiyle, saygıyla ve hiç dinmeyen bir özlemle anıyoruz.
Kayınpederim Dursun Ali Hacıoğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum.
Fethi KARADENİZ Emekli Eğitim Müfettişi
Söyleşi:Filozof Sosyolog Bu yazı dizisinin temel amacı yalnızca bugün şiir ve edebiyat üreten isimleri…
Recep Ali Aksoylu Turizm Sektörü Analizi / 2026.10.02
Rize’de öğrenci yurtlarında olası afet ve acil durumlara karşı hazırlık çalışmaları devam ediyor.
Rize Ticaret ve Sanayi Odası (RTSO) Başkan Adayı Ahmet Arif Mete, kentteki sorunların çözümü için…
Rize’mizin Koca Çınarı Siyaset ve ticaret dünyasını değerli ismi Hüseyin Avni Agun büyüğümüzün vefat haberini…
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, 19 Eylül’de sel ve heyelanların yaşandığı Rize’nin Pazar ilçesini…