Categories: AKTÜEL

BİZİM KÖYLERİMİZ TATİL KÖYÜ DEĞİL, TARIM KÖYÜDÜR!

( KÖYDE YAŞAM NEDEN CAZİP DEĞİL) ?

Emin Kanbur

Rize Ziraat Odası Bşk. Ad.

 

İlgili S.T.K. lar ve bilhassa köy yerleşkesinin tarım kısmının temsilcisi olan Ziraat Odaları bu sorunlara eğilmesi ve kamuoyu oluşturup iktidar partisi politikalarına yön vermesi gerekir.

Bugün köyde yaşamak, birçok açıdan şehir merkezinde yaşamaktan daha pahalı hale gelmiştir.

Enerji giderleri, ısınma, ulaşım, bakım ve diğer zorunlu harcamalar köyde yaşayan insanın sırtında ciddi bir yük oluşturmaktadır.

Köyde yaşayan insan aynı zamanda üretmeye çalışıyor.

Bahçesine bakıyor, çayını yetiştiriyor, toprağını koruyor, sebzesini ve meyvesini üretmeye çalışıyor.

Fakat buna karşılık köyde yaşamı cazip hale getirecek yeterli destek mekanizmalarını oluşturamazsak, insanları köyde tutmamız mümkün değildir.

Köyde yaşam desteklenmelidir.

Çünkü köyde insan varsa bahçe vardır.

İnsan varsa tarım vardır.

İnsan varsa çay vardır.

İnsan yoksa, bir süre sonra bahçe de yoktur.

 

BİZ BAHÇE KÜLTÜRÜNÜ DE KAYBEDİYORUZ

Eskiden köylerimiz yalnızca çay üreten yerler değildi.

Sebzesi vardı.

Meyvesi vardı.

Hayvanı vardı.

Bahçesi vardı.

İnsanlar kendi ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü kendi toprağından karşılıyordu.

Bugün ise bu kültürü büyük ölçüde kaybettik.

Tarım Bakanlığı’nın ve ilgili kurumların burada çok daha kapsamlı bir politika geliştirmesi gerekiyor.

Tarım yapılabilecek köyler belirlenmeli, bu köylerde yaşam desteklenmeli, üretim teşvik edilmeli ve özellikle gençlerin köyde kalmasını sağlayacak ekonomik ve sosyal imkânlar oluşturulmalıdır.

Çünkü genç yoksa sürdürülebilir tarım da yoktur.

 

500 BİN KONUTU KONUŞURKEN KÖYLERİ DE KONUŞALIM

Konut politikalarını da bu açıdan değerlendirmeliyiz.

500 bin konutluk projeler elbette konut ihtiyacının karşılanması açısından önemli yatırımlardır.

Fakat başka bir pencereden de bakmak zorundayız.

Köylerimizde milyonlarca konut bulunmaktadır.

Üstelik birçok köyümüzde son derece kaliteli, kullanılabilir yapı stokları vardır.

Ancak insanlar bu evlerde yaşayamıyor.

Neden?

Çünkü köyde yaşamın maliyeti yüksek, sosyal imkânlar sınırlı ve ekonomik hayat yeterince cazip değil.

Sonuçta insanlar köyden şehre göç ediyor.

Şehirlerde yeni konutlara ihtiyaç doğuyor.

Oysa belki de aynı kaynağın bir bölümünü köylerin yaşam şartlarını iyileştirmeye, enerji maliyetlerini azaltmaya, altyapıyı güçlendirmeye ve üreticiyi desteklemeye ayırsak farklı bir sonuç ortaya çıkabilir.

İnsanları şehre taşımak yerine, köyde yaşamayı cazip hale getirebiliriz.

Bu yalnızca bir konut politikası değildir.

Bu aynı zamanda bir tarım, istihdam, nüfus ve üretim politikasıdır.

 

GENÇLERİ KÖYE GERİ DÖNDÜREBİLİRSEK…

Genç nüfusu köyde tutabilir veya köye geri dönüşünü sağlayabilirsek, Türk çaycılığında yepyeni bir dönem başlayabilir.

Düşünün;

On iki ay köyde yaşayan genç bir insan…

Hafta sonu bahçesine giriyor.

Çayını takip ediyor.

Sebzesini yetiştiriyor.

Meyvesine bakıyor.

Toprağını tanıyor.

Modern tarım tekniklerini öğreniyor.

Eğitimli bir üretici olarak çay bahçesini yönetiyor.

Böyle bir üreticinin bahçesi elbette farklı olacaktır.

Bakımlı bahçe, bilinçli üretici, doğru hasat ve kaliteli çay…

İşte sürdürülebilir çay tarımının temeli budur.

Bu nedenle artık sadece:

“Çay fiyatı ne olacak?”

diye sormamalıyız. Şunu da sormalıyız: “Gelecek 20 yıl içerisinde bu bahçelere kim girecek?”

Eğer bu soruya bugünden cevap veremezsek, bir kuşak sonra çok daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalabiliriz.

Çay bahçeleri bakımsız kalır.

Üretim azalır. Kalite düşer.

Ve sonunda bugün çay bahçesi olan alanların bir bölümü zaman içerisinde çay ormanlarına dönüşebilir.

Oysa bizim ihtiyacımız olan şey çok açık:

Köylerimizi tatil köylerine değil, yeniden yaşayan tarım köylerine dönüştürmek.

Çiftçiyi köyünde yaşatmak.

Gençleri toprağa yeniden bağlamak.

Üretimi cazip hale getirmek.

Çay bahçesini yalnızca dededen kalan bir miras olmaktan çıkarıp gençlerin geleceğini kurabileceği bir üretim alanına dönüştürmek.

Çünkü unutmayalım:

Bizim köylerimiz tatil köyü değil, tarım köyüdür.

Ve Türk çayının geleceği, yalnızca fabrikalarda değil; köylerde, toprakta ve o toprağa sahip çıkacak gençlerin ellerinde şekillenecektir.

Kafkasya Haber

Recent Posts

KAÇKAR COĞRAFİ MİRAS ÇALIŞTAYI SONUÇ RAPORU VALİ BAYDAŞ’A TAKDİM EDİLDİ

16 Eylül 2026 tarihinde Rize Valiliği uhdesinde; Rize Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Rize İl…

17 dakika ago

İKTİDARLAR ÜZERİNDEN ZENGİNLEŞENLER

ADNAN ONAY   İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, birçok devletten büyük olan İstanbul üzerinden cumhurbaşkanı olma…

39 dakika ago

Nereye bakıyorsak çürümüşlük!

ADNAN ONAY Meğer futbolda da sahte evraklarla bir sürü filim çevrilmiş! İşin başı da MHK…

40 dakika ago

Rize İl Sağlık Müdürlüğü’nden Dünya Kalp Günü Çağrısı: “Kalp Ritmini Kaçırma, Belirtileri Fark Et”

29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla Rize İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kalp ve damar hastalıklarına…

41 dakika ago

Ak Parti’ye katılımlar sürüyor

ADNAN ONAY   CHP, Yeniden Refah ve İYİ Parti'den toplam 9 belediye başkanı Ak partiye…

41 dakika ago

ÇAYKUR Ağustos Ayı Yaş Çay Paralarını Ödüyor

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü 2026 yılı Ağustos ayında üreticilrden satın aldığı yaş çay paralarını 30…

5 saat ago