Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BU NASIL ADALET?

Bugün, hepimizi yakından ilgilendiren

Bugün, hepimizi yakından ilgilendiren bir konuyu gündeminize taşımak istiyorum.
Biraz uzun olabilir ama lütfen sonuna kadar okuyun.
İlk eczanemi İstanbul-Kumkapı’da açmıştım ve tam 13 yıl; Kapalıçarşı, Mahmutpaşa, Gedikpaşa esnafıyla hala sürmekte olan çok güzel dostluklar kurduk.
Bunların arasında her şehirden, her inançtan, her kökenden insanlar vardı.
Kumkapı Karakolu evim, oradaki polisler de benim evlatlarım gibiydi.
Arabamı her sabah onların otoparkına bırakıp, akşamları yine oradan alırdım.
Kışın hava erken karardığı için Kadırga Parkından geçerken  çok korkardım.
Böyle günlerden birinde acele acele parkın önündeki yolda yürürken; bir anda boynumda birinin nefesini hissettim.
Korkumdan dönüp, bakamıyordum.
Adam fısır fısır bir şeyler  söylüyordu.
Karakola yaklaşmıştım.
Adımlarımı hızlandırdım.
O esnada karakolun önünde duran polislerden biri beni gördü
Öyle bir atladı ki ne olduğunu anlayamadan, adamı sol tarafta bir yere götürdü ve kayboldular.
Kan-ter içinde kendimi içeri attım, tüm polisler başıma üşüştü.
“Abla n’oldu? Bir şey yok değil mi?” diye beni yatıştırmaya çalıştılar.
Arabaya, bindim gittim.
Sabah geldiğimde o adamı adliyeye götürüyorlardı.
Elleri kelepçeli, gömleği yırtılmış, pis pis bana bakarak önümden geçti.
Yüzü gözü mosmor ve sırtında parmak izleri vardı.
Merak edip sordum
“O’lum ne yaptınız bu adama?”
“Biz bişey yapmadık abla!”
“Peki bu hale nasıl geldi?”
“Abla, bunlar nezarette kendi kendilerini dövüyor sonra savcıya ‘Beni polisler hırpaladı’ diyorlar”
“İyi de oğlum, bu adamın sırtında beş parmak izi var!”
Gülerek cevap verdi
“Abla, bunlar öyle uyanık ki ellerini sırtına koyup duvara duvara vuruyorlar”
Meseleyi anlamıştım.
Başkomser çağırdı çay içmeye, üst kata çıktım.
Olayı konuşurken biraz dertlendi.
“Ablacığım, bizde öyle yasalar var ki yakaladığımız adamlara dokunamıyoruz bile.
Her gün yediriyor, ihtiyaçlarını karşılıyor, gazetelerini alıyoruz. Adliyeye teslim edip çıkarken bir bakıyoruz, önümüzden gidiyor, serbest bırakılmış yani.
Çok geçmeden aynı şahıs gene anı suçu işliyor ve biz yine aynı şahsın peşinden koşuyoruz.
Yorulduk anlayacağın.
Yasaların değişmesi lazım.
Bu iş böyle devam ederse; biz suçlu kovalamaya, suçlular da her defasında daha deneyimli olarak suç işlemeye devam edecektir!”
Ne diyeceğimi bilemedim tabi yerden göğe haklılar.
Gelelim konumuza.
Ülkemizde iki sorun içinden çıkılamaz hale gelmiştir; sağlık, mahkemeler.
İkisine de girdin mi çıkamıyorsun, çok çok yoğunlar.
Nasıl olmasın; minicik bir rahatsızlıkta hastaneye koşan insanlar biliyorum.
Hatta elişisini alarak hastane bahçesinde oturan teyzeler gördüm.
Sonra “Doktor bize bakmıyor!” diye feryat ediyorlar!
Yahu!
Kişi başına 10 dakika düşüyor, doktor ne yapsın?
Bu yüzden gerçekten hasta olanlar mağdur oluyor, belki de hayatını kaybediyor.
Mahkemelerin de hastanelerden farkı yok!
Gidin, bütün hakimlerin önünde yığınla dosya var!
Hangi birine baksın hakim?
Kısacık zamanda nasıl adil olsun?
Burada da yanlış kararlar verilebiliyor ve belki de masum insanların özgürlükleri ellerinden alınıyor.
Bir de medya ve kamuoyu baskısı var ki Allah başa vermesin.
“Sokaklar suçlu dolu!”
“Ver gazı anasını satiimm!”

 

 

Şimdi “Bunlar nasıl oluyor da ortalıkta rahat dolaşıyorlar?” sorusuna cevap arayalım.
Birkaç tanım var önce onlara kısaca bakalım.

SORUŞTURMA
Suç duyurusu üzerine savcı, kişi ya da kurumlarla ilgili  işlem başlatır ve yürütür.
Bunun için adli kolluktan (polis veya jandarma)  yardım alır.
Buna ‘Soruşturma süreci’ denir.
Bu sürede savcı; suçu işlediği iddia edilen şüphelinin aleyhine ve lehine olan tüm delilleri  tarafsız hareket etmek koşuluyla toplar ve mahkemeye sunar.

KOVUŞTURMA
Kovuşturma evresi, görevli ve yetkili mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle başlayan yargılama sürecidir. Kovuşturma evresi mahkeme tarafından yürütülür ve bu evrede şüpheli artık ‘sanık’ olarak anılmaya başlanır.
Kovuşturma evresi, soruşturma evresinden farklı olarak aleni, sözlü ve duruşmalı olarak yürütülen bir süreçtir.
Suç nedeniyle verilecek olan ceza, soruşturma evresi sonunda değil, kovuşturma evresi sonunda belirlenir ve hükme bağlanır.

 

 

HÜKÜMLÜ
Hükümlü, ceza yargılaması neticesinde hakkında verilen mahkumiyet hükmü kesinleşen kişidir.

TUTUKLU
Hakkındaki soruşturma veya kovuşturma devam etmekle birlikte, kaçma veya delilleri karatma şüphesi gibi nedenlerle tutukevine konularak hürriyeti kısıtlanan kişidir.

Yani bir eylem var; bunun suç olup olmadığı soruşturuluyor.
“Suç var” kanaati oluşursa yasalara göre ancak o zaman kovuşturma süreci başlıyor.
Yargılamanın sonunda mahkemenin verdiği karar doğrultusunda zanlı suçlu bulunursa cezaevine konuyor, suçu ispatlamazsa serbest bırakılıyor.

Bununla bitmiyor elbette; sanık avukatları davaya itiraz ediyor, üst mahkemelere gidiyorlar…
Derkennnn…
Bir dava en az 5-6 yıl sürüyor.
Bu sürede sanığın suçu ‘katalog suç’ (kasten adam öldürme, hırsızlık, insan ticareti, silah kaçakçılığı, uyuşturucu imalatı, cinsel istismar, örgüt kurma, soykırım ve işkence suçları ) kapsamındaysa o zaman hüküm verilene dek cezaevinde ‘tutuklu’ olarak yargılaması devam ediyor.

 

 

“Hala gelemedin konuya be kadın. Bu adamlar neden ortalıkta elini kolunu sallayarak dolaşıyor?”

Çünkü onlar hükümlü değil!
Davaları devam eden kişiler
“Yahu bunlar suç makinesi beee!”
Haklısınız ama hukuk sistemimiz böyle maalesef.
Adamın suçu katalog suç kapsamında değilse ve işleyip işlemediği de ispatlanmamışsa onu hiçbir mahkeme cezaevine gönderemez!
“Oldu” diyelim.
Hakim adamın tipini, bakışlarını beğenmedi inisiyatif kullandı ve attı kodese.
Yargılama sonunda suç unsuru bulunamazsa o yargıç hakkında “Kişiyi hak ve hürriyetinden mahrum ettiği” gerekçesiyle dava açılır ve bu sefer yargılayan kişiler ceza alır.
Sokaktaki bizleri tehdit eden kişiler 500 tane suç işlemiş olsalar ve bu konuda henüz hüküm verilmemişse hukukun yapacağı bir şey kalmıyor.
İşte bu yüzden onlar rahatlıkla aramızda dolaşabiliyorlar.
Bizim yasalarımız daima zanlının yanında yer alır.
En ufak bir şüphe dahi; zanlı lehine kullanılır.
Yani öyle ‘pat’ diye hüküm veremezsiniz!
İşte bunun için soruşturma ve kovuşturma süreleri çok uzun oluyor.
Bu zaman zarfında zanlı
“Ülen nasıl olsa beni bir gün kodese atacaklar, bari kalan  zamanımı iyi değerlendireyim” diyerek, suç işlemeye devam edebiliyor.
İşte bu sokakta bizler için birer tehdit anlamını taşıyan suç makineleri; hüküm giymemiş, katalog suçlusu olmayan kişilerdir.
Bizim yapacağımız bir şey yok maalesef!
Hiç bir caydırıcılığı olmayan yasaların acilen değişmesi ve olayların günlerce medyada tartışılarak adeta suçluya yol göstermesi engellenmelidir.
Yorulduk!
Bıktık!
Artık bu YARGI sisteminin değişim zamanı gelmiştir ve en kısa zamanda değişmesi gerekir!

 

 

Saygılarımla
Sebahat Karagöz

Bahiscom Mariobet Bahiscom Giriş deneme bonusu veren siteler deneme bonusu