Categories: GÜNDEM

ÇALIŞKANIN SIRTINA YÜK, TEMBELİN CEBİNE ÖDÜL! BU NASIL ADALET?

 

Fethi KARADENİZ
Eğitim Müfettişi – Araştırmacı Yazar

Kemal Sunal, yıllar önce bir film sahnesinde güldürerek anlattı. Aradan yıllar geçti ama çalışma hayatındaki bu adaletsizlik hâlâ değişmedi!

“Bir toplumda çalışkanlar cezalandırılıyor, sorumluluktan kaçanlar ödüllendiriliyorsa orada yalnızca adalet değil, çalışma ahlakı da iflas etmiş demektir.”

Çalışma hayatının görünmeyen, konuşulmayan ama binlerce insanın yüreğinde biriken büyük bir yarası var: İşini iyi yapmak!

Evet, yanlış okumadınız. Bazı işyerlerinde işini iyi yapmak, ne yazık ki daha fazla çalışmanın, daha fazla yorulmanın ve daha fazla sorumluluk taşımanın cezasına dönüşmüş durumda.

İşini zamanında yapanın önüne yeni dosyalar konuluyor. Görevini eksiksiz yerine getirenin omuzlarına, işini savsaklayanların sorumlulukları da yükleniyor. Çünkü herkes biliyor ki o çalışkan insan yine sesini çıkarmayacak, yine işi bitirecek, yine kurum zarar görmesin diye kendinden fedakârlık edecek.

Peki, karşılığında ne alıyor?

Daha fazla maaş mı? Hayır! Daha fazla takdir mi? Çoğu zaman hayır! Daha iyi çalışma koşulları mı? O da yok!

Üstelik herkesle aynı ücreti alıyor, aynı haklardan yararlanıyor. Ancak iş yetişmediğinde hesap sorulan, eleştirilen, azar işiten yine o oluyor.

Diğer tarafta ise sorumluluğunu yerine getirmeyenler var. İşini geciktiren, görevinden kaçan, üzerine düşeni başkasına bırakanlar… Bazen hiçbir eleştiri almadan, hatta ödüllendirilerek yollarına devam ediyorlar.

Şimdi soruyorum: Bu mudur adalet? Bu mudur liyakat? Bu mudur çalışma barışı?

İşini iyi yapanın cezası daha fazla iş, işini yapmayanın ödülü daha az sorumluluk mu olmalı?

Kemal Sunal’ın 1979 yapımı Korkusuz Korkak filmindeki Mülayim karakterini hatırlayalım. Büroda herkes kendi işiyle ilgilenmek yerine sohbet ediyor, el işi yapıyor, dışarıdan yemek söylüyor. Dosyalar ise çalışkan Mülayim’in önünde birikiyor. O, evinden getirdiği haşlanmış patatesini yerken diğerleri keyif sürüyor. Patron geldiğinde herkes kendi dosyasını Mülayim’in önüne bırakıyor ve çalışıyormuş gibi davranıyor. Sonunda azar işiten de yine Mülayim oluyor!

Ne acı bir benzerlik değil mi?

Filmde gülüyoruz ama gerçek hayatta aynı durumla karşılaşınca gülmek bir yana, insanın içi acıyor. Çünkü Mülayim’in yaşadığı haksızlık, bugün pek çok çalışanın yaşadığı gerçek bir sorun.

Bir süre sonra o çalışkan insanın da içindeki heyecan söner. Eskiden gönüllü olarak yaptığı işleri artık yapmak istemez. Çünkü insan yalnızca yorulduğu için değil, emeğinin değersizleştirildiğini gördüğü için de tükenir.

En tehlikelisi de budur!

Bir kurumda çalışkan insanlar sessizleşmeye, sorumluluk almaktan kaçınmaya, ‘Bana ne, başkası yapsın!’ demeye başlamışsa orada ciddi bir yönetim sorunu var demektir.

Çünkü yanlış bir sistem, en iyi çalışanını bile zamanla sıradanlaştırır. Hatta onu da diğerleri gibi davranmaya iter.

Oysa yöneticilik, yalnızca emir vermek ve iş dağıtmak değildir. Kimin ne kadar çalıştığını, kimin sorumluluk aldığını, kimin başkasının emeği üzerinden geçindiğini görebilmektir.

Adalet, herkese aynı yükü yüklemek değil; herkese hakkını vermektir. Eşitlik adı altında çalışkan insanın emeğini sömürmek, adalet değildir.

Buradan bütün yöneticilere, kurum amirlerine ve çalışma hayatında yetki sahibi olanlara sesleniyorum:

Çalışkan insanları cezalandırmayın! Onların iyi niyetini, fedakârlığını ve sorumluluk duygusunu istismar etmeyin. İşini yapmayanı koruyup kollarken işini yapanı daha fazla çalışmaya mahkûm etmeyin.

Çünkü bir gün o çalışkan insan da yorulacak. Bir gün o da ‘Artık yeter!’ diyecek. İşte o zaman yıllardır onun sırtında yürüyen sistem, kendi ağırlığı altında ezilecek.

Unutmayın; çalışkan insanı kaybetmek kolay, onun yerini doldurmak zordur.

Ve son sözümüz:

Bir yerde tembelin rahatlığı, çalışkanın sorumluluğuyla; liyakatsizin ödülü, dürüst insanın emeğiyle finanse ediliyorsa orada yönetim değil, adaletsizlik hüküm sürüyor demektir!

Çalışanın hakkını teslim edin. Çünkü emeğin cezalandırıldığı yerde üretkenlik ölür, adaletin sustuğu yerde ise güven tükenir.

Admin/ Kafkasya Haber

Dilek Onay

Recent Posts

Rize’de Çocuk Evleri Sitesi İçin Protokol İmzalandı

Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş ve AK Parti Rize İl…

45 dakika ago

KIRIK TÜNELİ NE ZAMAN

7100 METRE TÜNELDE 2015 DE BAŞLAYAN DELME ÇALIŞMASININ 2027 DE TAMAMLANMASI BEKLENİYOR 

46 dakika ago

VERGİ VATANDAŞTAN, SERVET YOLSUZLARDAN MI TOPLANIYOR?

“Kuzuların derilerini yüzmektense, koçların yünlerini kırkmak daha iyidir.”

17 saat ago

AVM’lerde Büyüyen Çocuklar

Çocukların takvimi dolu, peki çocukluklarına yer kaldı mı?

20 saat ago

Halk Şairi Mesut Altunkaynak ile Sitem’den Asude’ye

Vefa Söyleşileri, Türk Dili ve Edebiyatına, Türk şiirine ve şairlerine emek veren isimleri tanıtmak, edebiyatımızın…

20 saat ago

Vali İhsan Selim Baydaş, Kalkandere’de Muhtarlarla Buluştu

Vali İhsan Selim Baydaş, Kalkandere İlçesinde düzenlenen muhtarlar toplantısına katılarak muhtarların sorun ve taleplerini dinledi.

20 saat ago