Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır’a ziyarette bulunup, bazı önemli anlaşmalar imzaladı. Ziyaret esnasında da önceki yıllarda sert eleştirilerde bulunduğu devlet başkanı Sisi ile yakın görüntüler verdi.
Yapılan bu ziyaretteki samimi görüntüler üzerine bildik çevreler yine devreye girip, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a veryansın etmeye başladılar.
Geçmiş görüntüler üzerinden iktidarı eleştiren herkesi aynı kefeye koymak doğru olmasa da bu ve benzeri konularda yazıp, çizenlere baktığımızda hep aynı müzmin çevrelere rastlıyoruz.
Öncelikle şunu belirteyim; Mısır’ın seçilmiş Devlet Başkanı Mursi’ye darbe yaparak iktidarı ele geçiren, darbeye karşı gösteri yapan onlarca kişiyi katleden, başta Mursi olmak üzere hapse attığı birçok kişinin ölümüne neden olan Sisi ile barışılmasından, yakın ilişki kurulmasından ben de rahatsızlık duyanlardan biriyim.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır’ı ziyaret ederek Sisi ile samimi görüntüler vermesi elbet samimi birçok kişi gibi benin de duygularımı incitti. Ancak, belirtmek isterim ki ülke çıkarları her zaman duygu ve düşüncelerimizin üzerindedir.
O nedenledir ki, böyle bir tabloya üzülsek de (daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi) Sisi’ye rağmen Türkiye’nin Mısır ile çok daha önceden ilişkilerini yoluna koyması gerekirdi. Zira, Türkiye, Sisi’den uzak durdukça Türkiye düşmanlarına fırsat doğdu ve ABD, İsrail, Yunanistan gibi ülkeler Mısır’la ilişkilerini geliştirdiler. Hatırlanacağı gibi ilişkilerimizin soğuk olduğu dönemde Mısır ile Yunanistan arasında deniz sınır anlaşması bile imzalandı.
Öte yandan; bu süreçte Gazze’ye saldırarak soykırım başlatan İsrail, Mısır’ı da çıkarları doğrultusunda kullanmak istedi. Bazı konularda Sisi’nin İsrail’e karşı direnç göstermesi Mısır’la ilişki kurmamız için önemli gerekçelerden biri oldu.
Türkiye, geç de olsa ilişkilerin düzelmesi için adım attı ve böylece o dönemde Mısır’la yeniden ilişkilerimiz başladı.
Sisi’nin Türkiye ziyaretinin ardından da Türkiye ile Mısır orduları 22-26 Eylül tarihleri arasında Akdeniz’de ortak tatbikat yaptılar.
Mısır ile ilişkilerimizin gelişmesi Filistin için bir umut olabileceği gibi, ülkemiz açısından ekonomiden savunmaya ve en önemlisi de Mavi Vatan’ımız açısından büyük bir öneme sahip.
Türkiye, hızla iki ülke arasındaki buzların erimesi için önemli adımlar atıyor. Mısır’ı yanımıza çekmek için kısa sürede ciddi mesafeler alınmış durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sisi ile imzaladığı anlaşmalarda öne çıkan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Mısır Arap Cumhuriyeti Hükümeti arasında Askeri Çerçeve Anlaşması son derece önemli bir anlaşmadır. Bunun ne derece önemli olduğu önümüzdeki günlerde daha iyi anlaşılacaktır.
Türkiye, Arap ülkelerine günümüzde islam dayanışmasının ne derece önemli olduğunu anlatmaya, onları iknaya, birlikte adım atmalarını sağlamaya çalışmaktadır. Bu doğrultuda Suudi Arabistan’ın ani rota değişmesi dikkat çekmektedir. Türkiye ile ilişkilerini geliştirmekte olan ve hızla silahlanan Suudi Arabistan, öte yandan atom bombasına sahip Pakistan’la da askeri güvenlik işbirliği anlaşması imzalamıştır. Türkiye’nin bu ilişkilerin kurulmasında öncü rol üstlendiği dile getirilmektedir.
Çeşitli ırklardan oluşan İslam Dünyası Devletlerinin biraraya gelebilmesi için önemli çabalar sarfedilmesi yaklaşan büyük tehlikeye işaret etmektedir. Türkiye, duygusallığı, düşünsel farklılıkları bir yana bırakıp bu konuda gerekli olan adımları atmaktadır.
Özetle; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Mısır’la kurduğu ilişki ülke, ümmet geleceği ve dünya barışı açısından zorunlu bir ilişki olarak görülmelidir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün insanlık onuru adına doğru olanı, bugün de ülkemizin menfaatleri adına gerekli olanı yapıyor.
Dış Politikalardaki anlık değişimler ve oluşan anlık tehlikeler düşmanları dahi zorunlu ilişkiye sokar. Buradan baktığımızda kameralara yansıyan Erdoğan-Sisi görüntüleri bir gönül dostluğunun sonucu değil, ülkemizin çıkar ilişkisinin sonucudur.
Yaşanan gelişmeler üzerinden siyasi hesaplarla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yüklenenlerin birçoğunun tek amacının iktidarın değişmesini sağlamak olduğunu, bu amaç doğrultusunda ülkenin kaybedeceklerini umursamadıklarını biliyoruz.
Bu konuda yaygara koparanların öncülüğünü kimlerin yaptığına bakınca bu durum kolayca anlaşılmaktadır.
FETÖ’nun parmağında oynattıkları arasında kimler yok ki..!!
ADNAN ONAY
