ERZİNCAN LİSESİ: DÜNDEN BUGÜNE BİR ŞEHRİN HAFIZASI
Fethi KARADENİZ
Emekli Eğitim Müfettişi
Bir okul düşünün…
Duvarlarında bir şehrin geçmişi, koridorlarında binlerce öğrencinin ayak sesleri, bahçesinde gençlerin hayalleri olsun.
İşte Erzincan Lisesi böyle bir okul.
Bugün kampüs içerisindeki eski ek yapıların yıkılması ve yerine modern eğitim binalarının yapılması gündemde. İlk bakışta bu gelişme yalnızca bir inşaat ve yenileme çalışması gibi görülebilir.
Oysa Erzincan Lisesi söz konusu olduğunda mesele bundan çok daha büyük.
Çünkü burada yalnızca binalar değil, bir şehrin eğitim hafızası konuşuluyor.
1882’den 1905’e uzanan bir hikâye
Erzincan Lisesi’nin geçmişi, resmî kuruluş tarihi olarak kabul edilen 1905’ten de öncesine uzanıyor.
Okulun temellerinin 1882 yılında atıldığı, 1884’te eğitim-öğretime başlandığı ve 1905 yılında Erzincan İdâdî Mektebi olarak resmî kimliğine kavuştuğu belirtiliyor.
Bu nedenle Erzincan Lisesi’ni yalnızca bugünkü binasıyla değerlendirmek büyük bir eksiklik olur.
Çünkü bu okul, bir asrı aşkın süredir Erzincan’ın eğitim hayatına tanıklık ediyor.
Binlerce öğrenci burada yetişti.
Öğretmenler burada ömürlerini öğrencilerine adadı.
Erzincan’ın bürokrasisinde, siyasetinde, biliminde, sanatında, ticaretinde ve sosyal hayatında iz bırakan pek çok insanın yolu bu okuldan geçti.
Dolayısıyla Erzincan Lisesi’nin hikâyesi, aslında Erzincan’ın hikâyesinin de bir parçasıdır.
Deprem gerçeğini unutamayız
Ancak Erzincan’ın bir başka gerçeği daha var:
Deprem.
1939 Büyük Erzincan Depremi, şehrin hafızasında hâlâ derin izler taşıyor.
Erzincan Lisesi’nin o dönemdeki binası da depremde yıkıldı. Daha sonra yeni okul binasının temeli 1944 yılında atıldı ve yapı 1946 yılında tamamlandı.
Yani Erzincan Lisesi’nin tarihi bize aslında çok önemli bir ders veriyor:
Tarihî mirasımızı korurken insan hayatının güvenliğini de her şeyin önünde tutmak zorundayız.
Bu nedenle deprem açısından risk taşıyan yapıların yenilenmesine karşı çıkmak doğru değildir.
Çocuklarımızın güvenli olmayan yapılarda eğitim görmesini elbette istemeyiz.
Modern derslikler, laboratuvarlar, sosyal alanlar ve günümüz eğitim şartlarına uygun yapılar gereklidir.
Peki bugün ne oluyor?
Bugün gündeme gelen yıkımın, tarihî ana yapıdan ziyade kampüsteki 1975 ve 2000 yıllarında yapılan ek binalarla ilgili olması önemli bir ayrıntı.
Bu yapıların deprem güvenliği açısından yenilenmesi ve yerine modern eğitim tesisleri yapılması, öğrencilerin güvenliği ve eğitim kalitesi açısından olumlu karşılanabilir.
Çünkü şehirler değişir.
İhtiyaçlar değişir.
Eğitim anlayışı değişir.
Teknoloji değişir.
Dolayısıyla okulların da zamanın şartlarına ayak uydurması gerekir.
Buraya kadar sorun yok.
Sorun, yenilenirken hafızanın kaybedilmemesinde başlıyor.
Yıkmak kolay, yaşatmak zor
Bir binayı yıkmak kolaydır.
Yerine yenisini yapmak da mümkündür.
Fakat yüz yıllık bir hatırayı yeniden inşa etmek mümkün değildir.
İşte bu nedenle Erzincan Lisesi’ne yalnızca bir okul gözüyle bakmamalıyız.
Tarihî ana yapının korunması kadar, çevresindeki tarihî dokunun da mümkün olduğunca yaşatılması gerekir.
Bahçesi…
Ağaçları…
Eski okul eşyaları…
Fotoğraflar…
Diplomalar…
Karneler…
Mezuniyet belgeleri…
Okul dergileri…
Öğretmenlerin ve öğrencilerin hatıraları…
Bütün bunlar bir araya getirildiğinde ortaya yalnızca bir okul değil, Erzincan’ın eğitim tarihi çıkar.
Erzincan Lisesi bir müzeye dönüşebilir
Aslında burada çok güzel bir fırsat var.
Erzincan Lisesi bünyesinde daha önce oluşturulan Erzincan İl Eğitim Tarihi Müzesi daha da geliştirilebilir.
Eski fotoğraflar dijital ortamda arşivlenebilir.
Mezunların anıları kayıt altına alınabilir.
Okulun yetiştirdiği önemli isimlere ait bilgiler bir araya getirilebilir.
Eski sınıflardan biri, dönemin eğitim anlayışını yansıtan şekilde düzenlenebilir.
Böylece bugün okula gelen bir öğrenci, yalnızca ders görmekle kalmaz; kendisinden önce bu sıralarda oturan binlerce öğrencinin hikâyesini de öğrenir.
İşte o zaman tarih, kitap sayfalarında kalmaz.
Yaşayan bir eğitime dönüşür.
Dün ile bugün yan yana gelmeli
Ben Erzincan Lisesi’nin geleceğinin, “eski mi, yeni mi?” tartışmasına sıkıştırılmaması gerektiğini düşünüyorum.
Bunun yerine:
Eskiyi koru, yeniyi inşa et.
Dünün tarihî binası yaşasın.
Bugünün öğrencisi modern ve güvenli dersliklerde eğitim alsın.
Tarihî yapı ile çağdaş eğitim binası birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı olsun.
Çünkü bir şehrin geçmişi ile geleceği arasında duvar örmek yerine köprü kurmak gerekir.
Bir okuldan çok daha fazlası
Erzincan Lisesi’nin geçmişine baktığımızda aslında bir şehrin değişimini görüyoruz.
İmparatorluğun son dönemlerinden Cumhuriyet’e…
Depremden yeniden yapılanmaya…
Eski eğitim anlayışından modern eğitime…
Ve bugün yeni bir dönüşümün eşiğine…
Erzincan Lisesi bütün bu değişimlerin tanığı oldu.
Bu nedenle buradaki her adım dikkatle atılmalı.
Yeni yapıların yapılmasına evet…
Depreme dayanıklı okullara evet…
Çocuklarımızın güvenliğine sonuna kadar evet…
Ama tarihî kimliğin korunmasına da aynı kararlılıkla evet demeliyiz.
Dünden bugüne, bugünden yarına…
Bugün Erzincan Lisesi’ne baktığımızda aslında üç farklı zamanı aynı yerde görebiliriz:
Dün: Bir asrı aşan eğitim mirası…
Bugün: Deprem güvenliği ve çağdaş eğitim ihtiyacı…
Yarın: Geçmişini bilen, geleceğe güvenle yürüyen yeni nesiller…
Bütün mesele bu üç zamanı birbirine düşman etmeden buluşturabilmek.
Çünkü modernleşmek geçmişten vazgeçmek değildir.
Tam tersine, geçmişini bilen toplumlar geleceğe daha sağlam adımlarla yürür.
Son söz
Erzincan Lisesi’nin kapısından içeri giren her öğrenci, aslında kendisinden önce o kapıdan geçen binlerce öğrencinin izlerine basıyor.
Belki bugün o öğrencilerin isimlerini bilmiyoruz.
Ama onların bıraktığı hatıralar, Erzincan’ın ortak hafızasında yaşamaya devam ediyor.
Bu nedenle dileğim şudur:
Erzincan Lisesi yenilensin ama ruhunu kaybetmesin.
Yeni binalar yapılsın.
Çocuklarımız güvenli ve çağdaş ortamlarda eğitim görsün.
Ama tarihî yapı, arşivler, müze ve okulun hafızası çok daha güçlü biçimde korunup gelecek kuşaklara aktarılsın.
Çünkü bir şehri yalnızca yeni binalarıyla değil, koruyabildiği geçmişiyle de ölçmek gerekir.
Erzincan Lisesi bize bunu hatırlatıyor.
Dünden bugüne Erzincan Lisesi…
Ve şimdi asıl görevimiz:
Bugünden yarına bu mirası taşıyabilmek.
Karadeniz mutfağının simge lezzetlerinden biri olan Laz böreği, Yunanistan'da "Galaktoboureko" adıyla tanıtılmasıyla yeniden gündeme geldi
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü proje kapsamında Trabzon Maçka’da üretilen kırmızı benekli…
AK Parti Rize Milletvekili Av. Harun Mertoğlu, TBMM’de kabul edilen “Terörsüz Türkiye” düzenlemesine ilişkin değerlendirmelerde…
Haber/Yorum:Filozof Sosyolog Bir bilim insanına vefa, yalnızca geçmişte yapılan çalışmaları hatırlamak değil; geleceğin teknolojilerine yön…
Rize’nin Çayeli ilçesinde yaşanan boğulma olayının ardından kaybolan Arif Kerem Önder’den acı haber geldi. İki…
Dicle Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özkan Adıgüzel,”Erken yaştaki bakım ve fırçalama hen…