Categories: AKTÜEL

Geçiciliğin bilinci: Bugün varız, yarın yokuz

FİLOZOF SOSYOLOG

 

İnsan, kendi varoluşunu çoğu zaman süreklilik üzerinden kurar; oysa yaşam, kesintisiz bir devamlılıktan çok, ardışık kırılmalar ve geçişler toplamıdır. Bu kırılgan zemin, insanı hem anlam arayışına, hem de varlığını yeniden kurmaya zorlar. Tam da bu noktada geçicilik, bir kayıp fikrinden ziyade idrakin başlangıç noktası haline gelir.

İnsan, çoğu zaman kendini tamamlanmamış bir proje gibi görür; oysa tasavvufi perspektifte insan, sürekli oluş halinde olan bir hakikat yolcusudur. Bu yolculukta eksiklik bir kusur değil, kemale açılan kapıdır. Çünkü her eksiklik, insanı kendinden taşan bir anlam arayışına yönlendirir.

 

Bu bakış, insanın kendini değerlendirme biçimini yeniden düşünmesini gerekli kılar.

 

İnsan hayatı, süre bakımından ölçüldüğünde çoğu zaman beklentilerin gerisinde kalan bir deneyimdir. Zamanın lineer akışı içinde birey, ertelenen hedefler ve tamamlanmamış niyetler arasında var olur. Bu durum, yaşamın “kısa” olduğu fikrini besler; ancak asıl mesele süre değil, bu süreye yüklenen anlamdır.

 

Modern toplum, anlamı çoğunlukla üretkenlik, başarı ve görünürlük üzerinden tanımlar. Bu çerçevede birey, kendi varoluşunu dışsal ölçütlerle değerlendirmeye yönelir. Sosyolojik açıdan bakıldığında bu ölçütler sabit değil; tarihsel ve kültürel olarak değişkendir. Dolayısıyla “anlamsızlık” hissi, yaşamın kendisinden değil, anlamın tek bir eksene indirgenmesinden kaynaklanır.

 

Tasavvufi düşüncede bu mesele farklı bir düzlemde ele alınır. Hayatın kısalığı, yokluk fikrini güçlendirmek için değil, varlığın geçiciliği üzerinden derinleşen bir farkındalık üretmek için düşünülür. Bu bakışta insan, faniliğini bir eksiklik olarak değil, Hakk’a yönelişin bir imkânı olarak idrak eder. Nefis kalıcılık vehmiyle beslenirken, kalp geçiciliğin içindeki derin sabitliği arar.

 

Tasavvufi gelenekte dünya, yokluk mekânı değil, ilahi hakikatin perdelenmiş tezahürü olarak görülür. Bu nedenle yaşamın kısalığı, boşluk hissi üretmekten ziyade insanı kendi varoluş sınırlarını aşmaya davet eden bir uyarı niteliği taşır. “Bir nefeslik ömür” ifadesi, yalnızca biyolojik süreyi değil, idrak yoğunluğunu da işaret eder.

 

İnsan, çoğu zaman kendini tamamlanmamış bir proje gibi görür; oysa tasavvufi perspektifte insan, sürekli oluş halinde olan bir hakikat yolcusudur. Bu yolculukta eksiklik kusur değil, kemale açılan kapıdır. Her eksiklik, insanı kendinden taşan bir anlam arayışına yönlendirir.

 

Sonuç olarak yaşam, mutlak bir anlamsızlık değil; anlamın sürekli yeniden kurulduğu bir süreçtir. Kısalık ise bu süreci değersizleştiren değil, yoğunlaştıran bir parametre olarak okunur. Bu yoğunluk, kimi zaman kaygı değil, idrak derinliği olarak tecrübe edilir.

Kafkasya Haber

Recent Posts

RİZE VALİSİNİN İSMİ ZİRVEYE VERİLDİ

Dağ sporlarına ve bölge turizmine sunduğu katkılarla bilinen Rize Valisi İhsan Selim Baydaş’ın adı, Kaçkar…

16 saat ago

CHP Rize Merkez İlçe Başkanlığı’na Arife Filiz Kösoğlu Atandı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi, Rize Merkez İlçe Başkanlığı görevine Arife Filiz Kösoğlu’nu atadı.…

17 saat ago

TAŞ OCAĞINDA 3 YIL ÖNCE DİKİLEN FİDANLAR YEŞERDİ

CEVİZLİK TAŞ OCAĞINA 53 BİN AKASYA FİDANI DİKİLDİ

17 saat ago

TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ ÜRETİMDE, ÜRETİMİN GELECEĞİ NİTELİKLİ MESLEK İNSANINDADIR

Türkiye Cumhuriyeti, güçlü ve bağımsız bir ülke olma hedefini yalnızca ekonomik büyüklüklerle değil; üreten, geliştiren,…

17 saat ago

AK Parti’den Erdoğan’ın yeniden adaylığı çıkışı: Anayasal engel yok milletimiz istiyor

AK Parti Grup Başkanvekili Gül, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığının önünde hukuki ve anayasal engel bulunmadığını…

18 saat ago

Ankara merkezli 15 ilde FETÖ operasyonu: 26 gözaltı

Ankara merkezli 15 ilde düzenlenen FETÖ operasyonunda, haklarında gözaltı kararı verilen 28 şüpheliden 26’sı yakalandı.

18 saat ago