Türkiye Cumhuriyeti, güçlü ve bağımsız bir ülke olma hedefini yalnızca ekonomik büyüklüklerle değil; üreten, geliştiren, teknoloji üreten ve kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen bir toplum olma hedefiyle birlikte değerlendirmek zorundadır.
Bugün savunma sanayisinden otomotive, enerjiden inşaata, yazılımdan makine teknolojilerine kadar her alanda Türkiye’nin en büyük ihtiyaçlarından biri nitelikli meslek insanı yetiştirmektir.
Tam da bu noktada Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), ülkemizin geleceği açısından stratejik bir öneme sahiptir.
MESEM’ler yalnızca öğrencilerin bir meslek öğrenmesini sağlayan kurumlar değildir. Aynı zamanda eğitim ile üretimi, okul ile iş dünyasını, gençler ile sanayiyi buluşturan önemli bir modeldir.
Ancak Türkiye olarak mesleki eğitimi yalnızca lise çağında başlayan bir süreç olarak görmemeliyiz.
MESLEKİ YÖNLENDİRME ORTAOKULDAN İTİBAREN BAŞLAMALIDIR
Çocuklarımızın yetenekleri, ilgi alanları ve becerileri ortaokul çağından itibaren keşfedilmeli; öğrencilerimiz akademik eğitim ile mesleki eğitim arasında özgür ve bilinçli tercihler yapabilecekleri bir sisteme kavuşturulmalıdır.
Burada altını özellikle çizmek istiyoruz:
Ortaokuldan itibaren mesleki yönlendirme, çocuğu erken yaşta bir mesleğe mahkûm etmek değildir.
Tam tersine; çocuğun yeteneğini keşfetmek, el becerisini geliştirmek, teknolojiyle tanıştırmak, üretim kültürünü kazandırmak ve gelecekte hangi alanda başarılı olabileceğini görmesini sağlamaktır.
Her öğrencinin akademik eğitim yolunda ilerlemek zorunda olmadığı gerçeğini kabul etmeliyiz.
Bir öğrencinin başarısını yalnızca sınav puanıyla ölçemeyiz.
El becerisi de bir yetenektir.
Teknik düşünme de bir yetenektir.
Üretmek de bir başarıdır.
Bir makineyi çalıştırmak, bir sistemi tasarlamak, bir ürünü ortaya çıkarmak da en az akademik başarı kadar değerlidir.
Bu nedenle ortaokullarda güçlü bir mesleki rehberlik ve kariyer yönlendirme sistemi oluşturulmalıdır.
MESLEKİ EĞİTİM, TÜRKİYE’NİN KALKINMA MESELESİDİR
Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda ihtiyaç duyacağı insan kaynağını bugünden yetiştirmek zorundayız.
Sanayicinin, esnafın, üreticinin ve teknoloji sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan gücünü yetiştiremezsek; ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğini sağlamak da zorlaşacaktır.
Bu nedenle mesleki eğitim;
“üniversiteye gidemeyen öğrencilerin tercihi” olmaktan çıkarılmalı,
“Türkiye’nin üretim gücünü oluşturacak nitelikli insan kaynağının yetiştirildiği stratejik eğitim alanı” olarak görülmelidir.
Meslek liseleri ve MESEM’ler bu anlayışla yeniden güçlendirilmelidir.
Mesleki eğitim kurumlarının fiziki altyapıları modernize edilmeli, atölyeler günümüz teknolojisine uygun hale getirilmeli, öğretmenlerin mesleki gelişimleri desteklenmeli ve sektörle iş birliği daha nitelikli hale getirilmelidir.
MESLEK ÖĞRETMENLERİNE AYRI BİR DEĞER VERİLMELİDİR
Nitelikli mesleki eğitimin en önemli unsuru hiç şüphesiz öğretmendir.
Meslek öğretmenlerimizin bilgi, beceri ve tecrübelerinden daha fazla yararlanılmalı; öğretmenlerin sektörle bağlarını güçlendirecek modeller geliştirilmelidir.
Mesleki eğitim öğretmenlerinin çalışma şartları, özlük hakları ve mesleki gelişim imkânları iyileştirilmeden güçlü bir mesleki eğitim sistemi kurmak mümkün değildir.
Çünkü iyi yetişmiş öğretmen, iyi yetişmiş usta ve iyi yetişmiş teknisyen demektir.
MESEM’LERDE EĞİTİM KADAR GÜVENLİK DE ÖNCELİKLİ OLMALIDIR
Öte yandan mesleki eğitimde en önemli hassasiyetlerimizden biri de iş sağlığı ve güvenliğidir.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin üretim süreçlerini öğrenmesi son derece değerlidir. Ancak hiçbir ekonomik hedef, hiçbir üretim hedefi, hiçbir işletme hedefi bir öğrencimizin can güvenliğinden daha önemli değildir.
MESEM’lerde iş sağlığı ve güvenliği eğitimi göstermelik değil, uygulamalı ve sürekli olmalıdır.
Öğrencilerin çalıştıkları işletmeler daha sıkı denetlenmeli, uygun olmayan çalışma koşullarına kesinlikle izin verilmemeli ve öğrencilerimizin hakları titizlikle korunmalıdır.
HEDEFİMİZ SADECE MESLEK SAHİBİ GENÇLER DEĞİL, TÜRKİYE’Yİ ÜRETEN GENÇLERDİR
Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci yüzyılında ihtiyacımız olan gençlik; sadece diploma sahibi gençlik değildir.
Üreten, tasarlayan, geliştiren, teknoloji kullanan, teknoloji üreten, elinin emeğini alın teriyle birleştiren ve ülkesinin geleceğine katkı sunan bir gençliktir.
Bu nedenle mesleki eğitime bakış açımızı değiştirmek zorundayız.
Meslek sahibi olmak, toplumda ikinci sınıf bir tercih değildir.
Tam tersine;
Nitelikli iş gücü güçlü ekonomi,
güçlü ekonomi bağımsız Türkiye demektir.
Bizler çocuklarımızı mutlaka dört yıllık üniversiteye yönlendirmek yerine onların yeteneklerine, ilgilerine ve ülkemizin ihtiyaçlarına uygun eğitim modelleriyle buluşturmalıyız.
Ortaokuldan itibaren öğrencilerimizi mesleklerle tanıştırmalı; meslek liselerini, MESEM’leri, üniversiteleri ve sektörleri birbirinden kopuk değil, aynı eğitim ve üretim zincirinin parçaları olarak değerlendirmeliyiz.
Türkiye’nin geleceğini yalnızca tüketen değil, üreten nesiller inşa edecektir.
Bu sebeple çağrımız nettir:
Mesleki eğitim güçlendirilmeli, MESEM’ler daha nitelikli hale getirilmeli, mesleki yönlendirme ortaokuldan itibaren başlamalıdır.
Çocuklarımızın yeteneklerini keşfetmelerine fırsat verelim.
Gençlerimizi üretimle buluşturalım.
Meslek sahibi olmayı yeniden itibarlı hale getirelim.
Ve Türkiye’nin geleceğini, bilgisiyle, becerisiyle ve alın teriyle üreten gençlerin ellerine emanet edelim.
Çünkü Türkiye’nin gerçek
gücü, yer altı ve yer üstü kaynakları kadar; o kaynakları değerlendirecek nitelikli insan gücüdür.
Üreten Türkiye, güçlü Türkiye’dir.
Nitelikli mesleki eğitim, güçlü ve bağımsız Türkiye’nin teminatıdır.
Mehmet Fatih Karaaslan
Türk Eğitim Sen Rize Şube Başkanı
In de dynamische wereld van online gokken spelen beste online casino nederland een essentiële functie…
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi, Rize Merkez İlçe Başkanlığı görevine Arife Filiz Kösoğlu’nu atadı.…
CEVİZLİK TAŞ OCAĞINA 53 BİN AKASYA FİDANI DİKİLDİ
AK Parti Grup Başkanvekili Gül, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığının önünde hukuki ve anayasal engel bulunmadığını…
Ankara merkezli 15 ilde düzenlenen FETÖ operasyonunda, haklarında gözaltı kararı verilen 28 şüpheliden 26’sı yakalandı.
İsrail ordusunda son aylarda yedek askerler arasında görülen intihar vakalarına bir yenisinin eklendiği bildirildi. Ülkenin…