Categories: YAŞAM

Gençler Nereye Gidiyor? Yoksa Biz mi Kaybolduk?

1975’lerin meşhur bir şarkısı vardı… Ben dedeme çekmişim bilmem ki neden:

Bir elmanın yarısı o yarısı da ben

ağzım, burnum, gözlerim tıpatıp aynı

hık demiş de burnundan düşmüşüm sanki

… Ah dede, vah dede, sen neymişsin sen

dillere düştüm senin yüzünden.

 

O küçük şarkı, zamanın ruhunu ve mirasımızı hatırlatıyor bana:

Her nesil, kendinden önceki dünyanın izlerini taşır;

her nesil, kendi benliğini keşfederek yolunu arar.

Tıpkı bugünün gençliği gibi…

Onlar kaybolmuş değil; sadece bizim bıraktığımız labirentte kendi yollarını buluyorlar.

 

Son zamanlarda sıkça duyuyorum:

“Bu gençlik nereye gidiyor?”

 

Sokakta, okulda, televizyonda, hatta evde…

Bu soru, bir sitemin yankısı gibi dolaşıyor ortalıkta.

Ama her duyduğumda, içimden başka bir soru yükseliyor:

“Biz yetişkinler neredeyiz?”

 

Toplum, yalnızca gençlerin gittiği yönle değil, yetişkinlerin durduğu yerle şekillenir.

Gençler, sözlerimizden çok davranışlarımızı okur.

Ve çoğu zaman söylediklerimizle yaptıklarımız arasında uçurum vardır.

 

Biz “sabır” deriz, ama trafikte korna çalarız.

“Saygı” deriz, ama çocuklarımızı dinlemeden yargılarız.

“Kitap okuyun” deriz, ama telefon elimizden düşmez.

“Çalışın” deriz, ama çoğu zaman konuşan kazanır.

“Topluma faydalı olun” deriz, ama faydalı değil, faydacı öne çıkar.

 

Sonra dönüp sorarız:

“Bu gençler neden böyle oldu?”

 

Oysa gençler aynadır.

Bizde ne varsa, onlarda yansımasıdır.

Bizdeki gürültü, onlarda kafa karışıklığı olur.

Bizdeki kibir, onlarda uzaklaşma.

Bizdeki umursamazlık, onlarda yılgınlık.

Ama güzel olan şu ki: Bizdeki umut da, onlarda filizlenir.

 

Bir genç bana demişti ki:

“Biz kaybolmadık. Sadece sizin bıraktığınız labirentte yol arıyoruz.”

 

Ne kadar doğru…

Bugünün gençliği bir boşlukta değil; bizim mirasımızın ortasında yaşıyor.

Şehirleri betona boğan biziz, sonra “yeşil bir gelecek” isteriz.

Evliliği televizyon yarışmasına çeviren biziz, sonra “sadakat nerede?” deriz.

Kendi çocukluğumuzu unutan biziz, sonra “çocuklar neden sokağa çıkmıyor?” diye sorarız.

 

Gençlerden mazimize sahip çıkmalarını bekliyoruz, ama biz geçmişi raflara terk etmişiz.

Unutulmuş bir geçmişe sahip bir nesle gelecekten ödev veremezsiniz!

 

Belki de hatamız, örnek olmayı nasihat sanmamızda.

Gençlere konuşarak değil, yaşayarak rehberlik etmemiz gerekiyor.

Biz unuttukça, kelimeler anlamını yitirir.

 

Her çağın genci kendi fethini yapar.

Fatih, çağının şartlarında şehri fethetti;

bugünün genci, kendi benliğini fethediyor.

Toprak değil, kimlik mücadelesi veriyor.

Savaş meydanı değil, sosyal medya kalabalığı içinde ayakta durmaya çalışıyor.

 

Ve belki de en çok duymak istediği şey:

“Evet, biz de hata yaptık.”

 

Çünkü dürüstlük, en güçlü öğretidir.

Bir yetişkinin “Ben de öğreniyorum” demesi, bir gence bin öğüt verir.

Kusursuz olmamız gerekmiyor; yeter ki samimi olalım.

Dinlemeyi öğrenelim; gençler en çok duyulmak ister.

Yargılamadan anlamaya çalışalım; çünkü anlamadan rehber olunmaz.

 

Bu ülkenin geleceği, gençlerin gittiği yön kadar,

biz yetişkinlerin onlara açtığı yolda gizlidir.

Gençleri suçlamadan önce, onlara nasıl baktığımıza bakalım.

Asıl mesele, onların nereye gittiği değil;

bizim onlara nasıl eşlik ettiğimizdir.

 

Gençlik bir yolculuksa,

rehberlik etmek yön göstermek değil; birlikte yürümektir.

Soruyu değiştirelim:

 

“Bu gençlik nereye gidiyor?” demeyelim.

“Bu yolculukta biz neredeyiz, birlikte nereye varabiliriz?” diyelim.

 

Muhabbetle kalın.

Birlikte düşünebilen, birlikte yanılabilen, ama yine de birlikte ayağa kalkabilen her nesil, geleceği daha adil kurar.

 

Aydın Mertayak

Kafkasya Haber

Recent Posts

FON SOYGUNU, KENT VURGUNU

ADNAN ONAY   Bu ülkede yaşanan her felaketin ve yozlaşmanın arka planında sınırsız bir açgözlülük,…

16 saat ago

Anne Carson’a Nobel: Edebiyatın sınırlarını aşan bir yazarın hikâyesi

Biyografi:Filozof Sosyolog   Klasik ile modern arasında kurulan edebî köprü, şiir ile düzyazının buluşması ve…

16 saat ago

Çaykur Rizespor’da sakatlık raporu açıklandı: 3 futbolcunun dönüş süresi belli oldu

Çaykur Rizespor’da Attila Mocsi, Ahmed Kutucu ve Can Bozdoğan’ın sakatlıkları nedeniyle sahalardan uzak kalacağı süreler…

16 saat ago

AFET DEĞİL, İHMAL ÖLDÜRÜYOR!

Fethi Karadeniz Yağmur yağınca sel, deprem olunca yıkım… Sonra aynı söz: “Doğal afet!” Peki dere…

16 saat ago

Ödüllü Yazar Halise Aydoğdu: Yaşam mücadelesinden edebiyata uzanan bir yolculuk

Söyleşi:Filozof Sosyolog   Türk Dili ve Edebiyatı’na, Türk şiirine, şairlere ve mesleğine emek vererek iz…

17 saat ago

SGK ŞEFİ NERMİN BAKOĞLU HAYATINI KAYBETTİ

RİZE'DE VEFAT EDEN NERMİN BAKOĞLU (65) RİZE PAZAR'DA TOPRAĞA VERİLDİ

17 saat ago