Categories: TARİH

İslampaşa Mahallemizde Tıp Tarihi Anlatıyordum

 

Rize Sağlık Hizmetleri Yüksek Okulunda 30 Ekim 2026 Cuma günü gerçekleştirdiğim konferansın özetini sunarken karşıma çıkan yeni bulgular konunun önemini biraz daha öne çıkardı. :

Söze Londra Müzesinde karşıma çıkan Sadak Büstü ile başladım. Londra’ya Gümüşhane’den götürülmüştü ve beni konferansa davet eden bölüm başkanı Doç.Hilal Pekmezci hanım da Gümüşhaneliydi. Neden 2 bin yıl önceyle başladığımı az sonra anlayacaksınız. Gümüş ve altın ile Oğuz ordularına ok-yay yapan Bacı-Ka kadınlar aynı zamanda şifacı bacıanalarımızdı ve onların en ünlüsü de prenses Sarı Gelin diye bildiğimiz DORY PATİENE prensesimizdi. Zile’de mozaiği ortaya çıkt, veryansın Tv’de anlattım.

Resimde gördüğünüz müzedeki adıyla Sadak Kadın Başı(!) değil bizim Prenses Sarı Bacıanamızdır..Dory Patiene diye yazılmıştır tarih kitaplarına.

 

Sadak Uygarlığı hakkında internette araştırma yaparken bu köyde 2025’de aynı yüzyıla ait 9 kadın mezarının ortaya çıktığını öğrendim. Ayrıca bu kazıda avuç içi kadar küçük bereket duası yapmak için iki heykelcik gün ışığına çıkmıştı. Kazıyı yapanlar bereket duası kavramını henüz bilmiyor, hilal kısmına bakıp Mısır’ın İsis kültü diye kesip attılar.

Milattan Önce 1.yüzyıla aittib u heykeller. Yani Kholkhis kralı VI.Mitridate dönemine ait. Roma ile 5 büyük savaş yaptığımız, 48 yıl vatan savunması yaptığız Birleşik Oğuz Orduları kurduğumz Mete Oğuz dönemiydi. Toplu kadın mezarı bu dönemde toplu intiharlara işaret ederdi…

Kazı hakkında basında şu haber yer almıştı:

“Kazı başkanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Elif Yavuz Çakmur, Nekropol alanındaki kazılarda Mısır Tanrıçası İsis’in 20 santimetrelik bronz büstünün bulunduğu söyledi:” Londra’da gördüğüm Sadak Büstü de bronzdu ve adres aynıydı.. Çıkan minik heykellerin Mısır’daki İsis kültürüne ait olduğu yazılmıştı. Oysa hilal vardı heykelcikte.

 

 

Sadak Bronz Büstünde Prenses Sarı Gelin olmalıydı. Çünkü Zile’deki Sarı Faduka mozaiği ile tarih aynı. Hırsız kaçakçılar tarih boyunca bizden alıp alıp batıya götürdüler. Yetmedi bizim kutsal Aziz/Hitit dediğimiz İSİS adımızı da götürüp Mısır’a mal ettiler.

Başında hilal ile avuç içi kadar küçük kutsama sembolü Hekate’dir. Bence yerel adı Oğuze olmalı. Şifa ve bereket sembolü. Sadak kazılarında ortaya çıkan bu heykelcik, AyAna kültünde dua ederken avucunda tutulan bir ritüel malzemesi olmalıdır.

Hilal bugün de yaşattığımız bizim kutlu cami kubbelerimizde ve minarelerimizde Azizlediğimiz ata kutsalımızdır. Ayın hilal hali tarih boyunca Türklere aittir. Mısır’a Anadolu’dan geçmiştir. Tıpkı Tokatlı Opaciya bilim kadını ablamız gibi. Kazıyı yapan tarihçiler buldukları eşyalara batı gözlüğüyle bakmasınlar artık.

Sadak köyünde ortaya çıkan ve MÖ.1.yüzyıla tarihlenmiş eserler VI.Mitridate dönemidir. Amasya’nın başkent olduğu Kholk-his Oğuzlu devletimizdir. Dönem, kralımızın (Mohti Okhus) yağmacı Sezar’ın ordularına karşı 48 yıl direndiği yüzyıldır. Kızları kadın orduların başındaydı ve Kırklar kaleleri onlarındı. Yenik düştüklerinde onur intiharı etmişlerdi, bu ölümleri kutsadık ve “kırklara karışmak” deyimini günümüze kadar yaşattık.

Bugün her biri birer mescite dönüşen Doğu Karadeniz’in Kırk Kızlar kalelerinden bazı isimler vereceğim:

Gümüşhane Yağlıdere köyünde Kırklar Kalesi. Bayburt/Çaykara Kızlar Şehitliği, İspir Kırklar Türbesi, Horasan Kırklar Köyü, Giresun Kırklar Tepesi, Tokat Kırkkızlar Türbesi, Ordu Kurul Kalesi (Kırklar Kalesi), Almus Kırklar Ziyareti/Kalesi, Çorum Kırklar Tepesi, İskilip Kırk Kızlar Tepesi, Sivas Kırk Kızlar Türbesi, Rize Anzer Kızlar Meydanı, Rize Kırklartepe Köyü (Kandeva), vd.

İspir Gocukdor köyünde 12 kızın yün tarağıyla efsanevi intiharı halen anlatılır, ancak bu köyde mezarları olduğuna dair bir bilgiye ulaşamadım. Oraya da bir mermer anıt dikme görevi bizi bekliyor.

SADAK adı aynı zamanda gümüş oklar için yapılan sepetin adıdır. Gümüş tellerle örülür. 1.Artemis’in altın heykelinde (Selçuk Arkeoloji Müzesinde) ve Mete Oğuz’un ölüm anını tasvir eden (Kırım Gozleva Kalesinde) kaya resimlerinde sadak ok sepetini görürüz. Sadak köyüne komşu olan Oğuz köyünün adı da burada dikkat çekicidir. Oğuz destanıyla ünlü halk ozanımız Dede Korkut da bu bölgenin şairidir, keza Korkut adındaki Kor-God BAŞ OĞUZ demektir.

Sadak köyü kazılarında ortaya çıkan avuç içi kadar Bereket duası heykelciklerinde yine temel Oğuz kutsallarından BUĞDAY ve Mısır başakları var. Bölgede bugün halen mısıra “darı” denir. Bu kelime, Sarı Hilal/Try/Try ile de örtüşür. Bölgemizde yine bu sözcükle örtüşen kadın isimlerinde Duriye, Suriye, Sariye gibi özgün isimler vardır.

Sadak kadın mezarlarının üzerinde kazı ekibinin de dikkatinden kaçmış Türk Mührü YAŞAM AĞACI resmi vardır.

 

Sadak’ta gün ışığına çıkartılan 9 Bacıana mezarına Çaykara Kırklar Tepedeki Bacıanalara denk bir saygı fark edilmektedir. Bu kültürün Türk coğrafyasına dağılımı da enteresndır, Antik kaynaklarında yazılımı Dory Patiene olan Azerbaycan ve Trabzon var ve bir de Hacıbektaş’taki Bacıana Ahi (Ahoy/Ay) kültürüyle de örtüşmektedir.

Türk tarihine VATAN NAMUSTUR şiarını yazan bacıanalarımızı artık sahiplenelim. Artık bilinmelidir; İsis Mısır’a Hattuşa’dan gitti, Turhal’dan, Çorum’dan, Kelkit’ten, yani bizden gitti.

Benzer mozaikleri Urfa ve Gaziantep mozaik müzelerinde görüyoruz. Bunu biraz açalım.

Herkese göz kulak oan ünlü sZEUGMA mozaiğindeki ablamız, Sarı Gelin’in ablasıdır. Anlamı Umay Ana gibi koruyucu olan, MA’nın Soyu’ndan… Onun kahramanlığını yeniden anlatmayacağım. Ancak, tespitim odur ki, Urfa Halepli Bahçe’deki CİCİ KATO ile Antep Mozaik Müzesindeki Partune Opa (Fırına Aba) aynı kişidir. Pers savaşçısı olarak resmedilen madalyondaki MİTRİ adı, kralımızın başkadın savaşçısı Kabardey Pacinin lakabıdır. Mitrika lakabı bugün halen Rize’de tek başına boğayı kesebilen kadınlara verilen lakaptır. Madalyondaki MİTRİ ablamız, Mete Oğuz’un günlük panzehirini hazırlayan ve her savaşta yanıbaşında olan Amazon ablamızdır. Tarihçiler onu hiç başka milletlere transfer edemediler.

Mitri ablamızın Halepli Bahçedeki adı CİC KATI olarak görülüyor. Hiç evlenmemiş ve yeğenlerini büyütmeye kendini vermiş halaya bölgemizde “cici” denir. Becerikli güçlü kadına da Hatuka diyoruz. HATU-KA/ ATİ-KA, boğa kesecek kadar güçlü MİTRİ-KA’dır.

Rize’de Atika adıyla bir düşkünler evi, yaşlı bakımevi vardı, halen orada akrabaları gönüllü bakıcılık yapmış olan mahalle komşularımız var. ATİ-KA ile Hatuka sesdeştir. Şimdi aynı yerde Yaşlı Bakım ünitesi oan Sağlık Bilimleri Fakültesi var ve ben orada konferans verdim.

Antep Zeugma Mozaiklerinde MHTI OKHUS ve Fırtına Aba yan yana görülür. Mitri madalyonunu da yanına koyalım:

 

Amasya gece savaşında (MÖ.64) Mete Oğuz yaralandığı zaman kralı atına alıp Zirkale’ye kadar taşıyan, gece karanlıkta fırtına hızıyla Kelkit Vadisi boyunca Kaçkar’daki Fırtına Vadisini aşarak Zirkale’de kralımızı tedavi eden bacıanamızdır Cici Hato. Yaralı kralı atına aldığı için şans sembolüyle resmedildi. Bu “şans” özelikleri alnının üzerindeki dört yapraklı yonca sembolündedir; Şans, Şifa, Sevgi, Umut!

(Bu sembolü Niğde Gümüşler Darüşşifasında Apollonius adı verilmiş olan tıp bilginlerinin yakalarında da görüyoruz. Onlara havari denilmesi ise bir başka tarihten silme cezasıdır.)

Cici Hatuka ablamızın farklı üç görseline dikkatle bakalım. Yunan tarihinde böyle savaşçı kadın bulunmaz.

 

Cici Hatuka MİTRİ ünvanıyla Oğuzlu kadın askeridir. Kral ona Kafkas kökenine övgüyle Kabardey Paci diyordu. Madalyonundaki diğer sıfatı baştan başa kor yürekli, HPYSI KRATEİA! Onu başka milletlere veremiyorlar, çünkü bizden başka başkadın savaşçısı olan millet yok!

Kelkit’de çıkan başında Hilal ile mitolojik şifa anamız HEKATE /OĞUZE antşk kutsalımız olup Milas kazılarında da çıkmıştı.

 

Cumhuriyetimizin 103.yılında Anadolu topraklarını bize vatan yapan Dory Patiene /Sarı Bacıanalarımıza saygı ve şükranlarımzla…

Sarı Gelin’i Rize Gastro Fuarında sirke dağıtarak andım. Zemzemle bal sirkesi yapımı atölyesi yaptım, standıma yün tarağı astım, üzerine VATAN NAMUSTUR yazdım. (12 Ekim 2026)

 

Bitirirken;

30 Ekim 2026 Rize Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Yüksek Okulunda “Rize Tarihinde Korotacı Medresesi ve Atika Yaşlı Bakımevi” konferansım biterken elimde Oğuz Beyi Mitridate’nin kitabıyla fotoğraf çekildik.

 

Konferansı düzenleyen Okul Müdürü Sayın Doç.Hilal Pekmezci’ye teşekkürlerimle…

Rize 30 Ekim 2026

Mahiye Morgül

 

 

 

 

Admin/ Kafkasya Haber

Dilek Onay

Recent Posts

Mahmut Arıkan’dan 800 milyar TL’lik vurgun hesabı! Hz. İsa’dan bugüne her gün 1 milyon lira harcansa bile yetmiyor

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gündemdeki 800 milyar liralık fon vurgunu iddialarına dikkat çekmek…

1 saat ago

VALİLER KARARNAMESİNİN ELİ KULAĞINDA!

Emniyet müdürleri kararnamesinin ardından gözler şimdi valiler kararnamesine çevrildi. Ankara kulislerinde bir süredir konuşulan geniş…

1 saat ago

1 KASIM: BİR TAHT YIKILDI, BİR MİLLETİN GELECEĞİ YENİDEN YAZILDI!

Saltanatın kaldırılışı ve Harf Devrimi'nin yıldönümünde…

1 saat ago

FETÖ PARALARI NERELERDE, RİZE’DE DURUM NE MERKEZDE?

ADNAN ONAY Önceki gün İstanbul merkezli üç ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonda 10 şüpheli gözaltına…

1 saat ago

DİKKAYA’DA MUHLAMA ŞÖLENİ! HANİFE KAHRAMAN ZİRVEYE ÇIKTI

FETHİ KARADENİZ Beş dakikada en güzel muhlamayı hazırlamak için yarıştılar. Dikkaya köyünde düzenlenen lezzet yarışmasının…

2 saat ago

Hemşin Çorabı Kadın Ellerinde Yeniden Hayat Buluyor: Geleneksel Miras Ekonomiye Kazandırılıyor

Rize’de kadın istihdamını artırmak, geleneksel el sanatlarını yaşatmak ve yerel kültürel değerleri ekonomik kazanca dönüştürmek…

3 saat ago