Categories: RİZESAĞLIK

Rize’de Geleneksel Şifa Bilgileri

 

Tarihte şifacı (otacı) olarak ünlenmiş kadınlarımızın başına gelenleri de konuşmalıyız. Batılı yazarların diline cadı olarak yerleşmiş ninelerimizi kötülemek için yeni senaryolarla yeni nesillerin önüne koyuyorlar.

Hekate’yi büyücü diye tanıtmaları asırlardır bitmiyor. Oysa bizim için cadı değil halkını korumak için her ilacı yapan, zehirli-zehirsiz her bitkiyi kullanan otacı anaydı.

Onu İstanbul’un koruyucu tanrıçası olarak adlandıran biz idik. Belli ki orada yaşamış, şifa dağıtmış, baş ilaççı (Koratacı) olmuş, ilaç yapmayı birilerine öğretmiş, tarihe geçmiş, iz bırakmış. Şimdi yer altı mağara araştırmalarında heykellerine ulaşıldığını duyuyoruz. Güzel haber.

Pers şehriydi Bizans. Misinyalı (Anadolu yakasının antik adı) Oğuzlu bilgelerin şehri. Başında hilalle resmedilen ulu analarımızın şehri. Ay inanışlı bilgelerin Okulu Ayasofya’yı kuran Bicani bilgelerin şehri. Halkın sağlığını korumakla ilahi bir görev yaptığına inanılan Tanrıça Hekate (Hikati) hem İstanbul’u hem antik Bodrum’u koruyordu. Her iki şehirde de anıtları var.

Kolkhis kralı Perses’in kızıydı, yani Pers prensesiydi. Tıpkı Media gibi, tıpkı Kirke(Sirke) gibi, tıpkı Sarı Gelin gibi.

Hıristiyanlığın doğuşu denilen, köleci Roma’nın artık Anadolu’yu sömürmekte zorlandığı MÖ.1yy’da, Mitridate’nin 22 Oğuz boyunu birleştirerek kurduğu Aziz ordularıyla 48 yıl savaştığı dönemde, iki yıl süren Spartaküs köle isyanlarını (MÖ 88) bastırmakta zorlandığı dönemde, Roma’dan borç almayı yasaklayan Mitra inanışını kendisi önünde en büyük engel gören Roma Krallığı yeni bir din icad etti, bu dine geçmeyenleri dinsiz ilan etti. İlaç yapmayı bilen bilge analar bilge prensesler onlara göre dinsiz ilan edildi, şifahaneler, bilgelik okulları, ve gökbilimevleri yakıldı yıkıldı, bunun için Anadolu’ya sefer üstüne sefer yaptılar. Haçlı seferleri diye bildiklerimiz o zamanki Roma seferlerinin devamıdır. Ne farkı var diyeceksiniz, Çanakkale de aynıdır, İstanbul’un işgali de aynıdır.

Yüz yıl önce, Kuvayi Milliye ruhuyla ayağa kalkıp haçlı saldırganlara direnmek de Mitra kültürüyle aynıdır. Bugün batının bizim milli korumaya dayalı sağlık politikamızı yok ederek bizi ilaç pazarı haline getirmesi de onların Haçlı seferleriyle aynıdır. Öyleyse yine eski sağlık politikamıza dönmeliyiz. Başkasından beklemeden kendi bildiklerimizi paylaşarak bir direnç seti, yeniden Zülkarneyn duvarları örebiliriz, örmeliyiz. Herkes bildiğini başkasına öğretecek, yaparak eline verecek, ilkemiz bu olsun. Yeni Hekateler, Medialar, Sirke Analar, Sarı Gelinler olmalıyız.

Bazı eczaneler kendileri probiyotik koruyucu şuruplar üretmişler, duyuyorum, seviniyorum. Ama daha güzeli insanlar kendi kendine evde bahçesindeki dağındaki ağaçlardan koruyucu ilaçlar yapabilmeli. Malezya ve Rusya gibi bazı Asya ülkelerinde bu

eğitimi veren Halk Sağlığı Enstitüleri varmış, bizim onlardan hiç eksiğimiz yok, tıpta tarih birikimi olarak biz en şanslı ülkeyiz, istersek yaparız.

Özgüvenimizi tazeleyelim, Anadolu tarihi öğrenelim. Panzehiri bulan kralın şehrinde olmanın avantajıyla beş adım öndeyiz, herkese anlatalım. Tarihte batıdan bize atılmış iftiraları deşifre edelim. Yeni yazılmış kitap diye her kitabı ciddiye almayalım, birbirimizi uyaralım. Örneğin son aylarda internette Hekate’yi cadı romanına çeviren bir kitap tanıtılıyor. Dikkat edin, elinde meşale, başında hilal var, üç kadın her yöne bakıyorsa bu bizim ilaç dağıtan prensesimiz Hekate’dir.

Muğla’nın Yatağan ilçesine bağlı Turgut Beldesinde 2010 kazı çalışmalarında M.Ö 4. yüzyıla ait elbise rozeti olarak kullanıldığı belirtilen Hekate’li bir altın rozet ortaya çıkartıldı.

 

 

Hekate’nin diğer tasvirlerinde başından yedi ışık ve elinde meşale vardır. Yine başında ışıkla gördüğümüz Kolkhis kralı Ariştarkos’un da gökbilimle ve tıpla ilgilendiğini düşünebiliriz. Çünkü Tıbbın Tanrısı Niğdeli (Tyanalı) Apollonius da başında ışıkla resmedilmiştir.

 

Başında ışıkları olan elinde meşaleli kadın heykeli günümüzde Nevyork’ta var. O da aslında Port Sait Paşanın önerisiyle Süveyş Kanalı açılışında Kahire’ye dikilmek üzere 1860’da Fransa’ya sipariş verdiğimiz Asya (Ayda) heykelidir.

Mahiye Morgül

Kafkasya Haber

Recent Posts

Rize’de Kayıp Olarak Aranan Aile UMKE Tarafından Sağ Salim Bulundu

Rize’de dün akşam saatlerinden bu yana kendilerinden haber alınamayan iş insanı Şükrü Cevahir’in oğlu, gelini…

4 saat ago

İYİ Parti Rize İl Başkanı’nın Acı Günü

İYİ Parti Rize İl Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Mısır, yaptığı açıklamayla Kürşat Hacısüleymanoğlu’nun ailesinde yaşanan…

5 saat ago

KANBUR’’42 TL VE DESTEKLEME ÇAY FİYATI BEKLİYORUZ’’

ESKİ İL GENEL MECLİS ÜYESİ VE ÇAY ÜRETİCİSİ EMİN KANBUR’’ TOPLANTILAR YAPILDI, FOTOĞRAFLAR ÇEKİLDİ, PEKİ…

5 saat ago

İKİZDEREYE COĞRAFİ İŞARETLİ GRANİT TAŞ

TURİZMDE HEDEFİ OLAN İKİZDERE İLÇE MERKEZİNDE PARLAK BERGAMA TAŞI KULLANILIYOR

5 saat ago

Rizeli hacı adayları dualarla yola çıktı

Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonu ile Rize’den hac ibadeti için kutsal topraklara gidecek 199 kişilik kafile…

5 saat ago

Rize’de Yerel Kalkınma Hamlesi Tanıtım Faaliyetleri Sürüyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında Rize’de ön başvurular 15…

5 saat ago