Konuşmasına 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü anarak başlayan Arıkan, engellilerin temel haklara erişimindeki eksikliklerin devam ettiğini belirterek, iktidara bu konuda yeterli adım atmamakla yüklendi. Engellilere yönelik geniş kapsamlı bir reform paketi vadeden Arıkan, “Bizim iktidarımızda engelli çocuklar, ailelerinden sonra bize emanet olacak” dedi.
Arıkan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Heybeliada Ruhban Okulu’na ilişkin sözlerini “Türkiye’nin egemenlik haklarına saldırı” olarak nitelendirerek hükümeti sessiz kalmakla suçladı. Papa’nın Türkiye ve Lübnan ziyaretlerine değinen Arıkan, bu süreçlerin diplomatik bir nezaket çerçevesinde gelişmediğini, Türkiye’nin bölgede etkili bir duruş sergileyemediğini savundu. “Türkiye, hiçbir dış gücün dayatmasına boyun eğmeyecek kadar büyük bir ülkedir” diyen Arıkan, iktidarın dış politikada tavizkâr bir çizgi izlediğini iddia etti.
Lübnan’daki Filistin kamplarına gerçekleştirdikleri ziyareti anlatan Arıkan, Saadet Partisi olarak bölgede iki önemli projeyi hayata geçirdiklerini ifade etti. İlgili kamplarda “Meslek Edindirme Eğitim Merkezi” kurduklarını belirten Arıkan, ayrıca “Temiz Kamplar Çöp Toplama Projesi” kapsamında özel dizayn edilmiş araçları hizmete sunduklarını söyledi. Bu projelerin Milli Görüş hareketinin insani sorumluluk anlayışının bir parçası olduğunu kaydetti.
Konuşmasının önemli bir bölümünü yargı düzenlemelerine ayıran Arıkan, gündemdeki 11. Yargı Paketi’ni “yargıda eşitsizliği derinleştiren bir yama” olarak nitelendirdi. Suçlulara af niteliğindeki düzenlemeler yapılırken gazeteci, akademisyen ve ifade özgürlüğü kapsamında yargılanan kişilerin içeride kalmasının büyük bir çelişki olduğunu ifade eden Arıkan, “Adına ister af deyin ister düzenleme; masuma ceza, suçluya rıza veriyorsunuz” şeklinde konuştu. İnfaz düzenlemelerinin cezaevlerindeki kapasite sorununu geçici olarak çözmeyi amaçladığını, gerçek ihtiyacın adil yargı ve suçun kök sebeplerini ortadan kaldıran sosyal politikalar olduğunu vurguladı.
Arıkan, son dönemlerde artan gıda zehirlenmeleri ve denetim eksikliklerine de dikkat çekerek, zabıta baskınlarıyla halk sağlığının sağlanamayacağını söyledi. Sistemli ve düzenli denetim yapılması gerektiğini belirten Arıkan, “Halk sağlığı ancak devletin bütün kurumlarının etkin çalışmasıyla korunabilir” dedi. Ekonomi, adalet ve dış politikada yaşanan sorunların Türkiye’yi her geçen gün daha kırılgan hale getirdiğini belirten Arıkan, hükümeti hem içeride hem dışarıda daha şeffaf, daha adil ve millet eksenli bir yönetim anlayışını benimsemeye çağırdı.
