Categories: GÜNDEM

SAVAŞ KAPIDA MI ?

ADNAN ONAY

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kılıç kınından çıkarsa kelama yer kalmaz” sözü ve İktidarın 81 ilde sığınak yapma kararı bazı çevrelerce savaşa hazırlık olarak değerlendirildi. Bölgede terör estiren ve Gazze’de onbinlerce Müslümanı katleden İsrail’in asıl hedefinin Türkiye olduğu yönündeki açıklamalar, Yunanistan krizi, PKK sorunu gibi sorunlar düşünüldüğünde Türkiye her an bir savaşla karşı karşıya kalabilir.

Ayrıca, Gazze’ye müdahale etmemizi, Ege adalarını silahlandıran Yunanistan’a karşı gerekirse savaş açmamızı isteyen çok sayıda yurttaşımız sosyal medyada bu yönde gece gündüz çağrılarda bulunuyor. İktidar ise bu çağrıları soğukkanlılıkla, diplomasiyle halletme çareleri arıyor.

Diğer yandan ise iktidar her an savaşa girecekmiş gibi savunma sanayimizi zirvelere taşıma gayreti içerisinde.

 

Peki, geldiğimiz nokta düşmanlarımız açısından caydırıcı mı?

 

Eğer, böyle bir güce sahip isek iktidar neden daha cesur ve gözü kara davranmıyor?

 

Eğer, birileriyle savaşmak durumunda kalırsak sonuç ne olur? gibi sorular hepimizin aklındaki sorular..

O nedenle, derlediğim bazı bilgiler ışığında düşüncelerimi takipçilerimle paylaşmak isterim;

 

Öncelikle belirtmek gerek ki; günümüz savunma/savaş teknolojileri elektronik cihazlara dayalı. Savaş anlarında elektronik cihazlar ve teknolojilerin etkinliği ise, büyük ölçüde siber güvenlik altyapısına ve uzaydaki uydu varlıklarının yeterliliğine bağlıdır. Eğer bu iki kritik unsur yetersizse, modern orduların en gelişmiş insansız hava araçları (İHA), silahlı insansız hava araçları (SİHA), iletişim ağları ve yazılım tabanlı sistemleri aniden işlevsiz hale gelebilir, çünkü bu teknolojiler dış müdahalelere karşı savunmasızdır.

 

Günümüzde 5G gibi yüksek hızlı ağlar ve uydu tabanlı navigasyon sistemleri, askeri operasyonların omurgasını oluştururken, bir düşman aktörün siber saldırıları veya elektronik harp yöntemleriyle bu sistemleri bozması, tüm teknolojik üstünlüğü sıfırlayabilir.

Örneğin; 5G ağlarının merkezi olmayan yapısı, hızlı veri akışını sağlarken aynı zamanda siber güvenlik açıklarını artırır; yetersiz şifreleme veya ağ karmaşıklığı, hackerların sistemleri ele geçirmesine yol açabilir.

 

Benzer şekilde, uzaydaki uydular navigasyon, iletişim ve istihbarat için vazgeçilmezdir, ancak yeterli sayıda ve çeşitlilikte uyduya sahip olunmazsa, sinyal karıştırma veya uydusavar müdahalelerle bu altyapı çökebilir, İHA’ların otonom modda bile hedeflerini bulamamasına neden olur. Bu durum, Rusya-Ukrayna Savaşı gibi gerçek çatışmalarda görüldüğü üzere, elektronik harp sistemlerinin (örneğin Krasukha-4 gibi) uydu sinyallerini bozarak teknolojik cihazları etkisiz kıldığını kanıtlamıştır. Dolayısıyla, siber güvenlik ve uydu yetersizliği, bir savaşta teknolojilerin “işe yaramaz” hale gelmesine zemin hazırlar; otonom sistemler bile yedek iletişim kanalları olmadan devre dışı kalır, stratejik avantajlar kaybedilir.

 

Bu riskleri bertaraf etmek için şimdiden kapsamlı önlemler alınması zorunludur. Öncelikle, siber güvenlik altyapısını güçlendirmek adına yerli ve milli yazılımlar geliştirilmeli, tüm askeri cihazlarda gelişmiş şifreleme protokolleri standart hale getirilmelidir; örneğin, ASELSAN gibi kurumların anti-jam teknolojileri yaygınlaştırılmalı ve düzenli siber tatbikatlarla zayıf noktalar tespit edilmelidir.

Uzay alanında ise, yeterli uydu filosu oluşturmak için yatırımlar hızlandırılmalı; Türkiye’nin mevcut Göktürk ve İMECE gibi uydularına ek olarak, Türksat 6A benzeri yeni nesil haberleşme uyduları çoğaltılmalı, yedek yörünge sistemleri kurulmalı ve uluslararası işbirlikleriyle uzay varlıkları çeşitlendirilmelidir.

 

Ayrıca, İHA ve SİHA’lar gibi sistemlerde otonom yetenekler artırılmalı, uydu bağımlılığını azaltan ataletsel navigasyon (INS) teknolojileri entegre edilmeli ve 5G ağlarında yerel baz istasyonları ile bağımsız iletişim kanalları sağlanmalıdır.

Ayrıca, askeri personelin siber tehditlere karşı eğitilmesi, sivil-askeri işbirliğiyle ulusal bir savunma stratejisi oluşturulması şarttır.

Bu adımlar, yalnızca savaş anlarında teknolojilerin etkinliğini korumakla kalmaz, aynı zamanda barış zamanında ekonomik ve teknolojik bağımsızlığı da güçlendirir. Savaş anlarında elektronik cihazlar ve teknolojilerin etkinliğini sürdürebilmek, günümüzün yüksek teknolojiye dayalı çatışma ortamlarında hayati bir öneme sahiptir.

Gidişata bakılırsa gelecekteki çatışmalar, siber ve uzay hakimiyetine dayalı olacak ve hazırlıksız yakalananlar, en gelişmiş cihazlarını bile çöpe atmak zorunda kalacaktır. O nedenle acil tedbirler alınması gereklidir.

Türkiye’ye benzer durumda olup,

ABD ve Batı ittifaklarıyla mücadele eden Çin, Kuzey Kore ve Rusya gibi ülkeler, bu tehditlere karşı teknolojik üstünlüklerini korumak ve dış müdahalelere karşı dirençlerini artırmak için kapsamlı ve çok katmanlı stratejiler geliştirmiştir.

 

Örneğin; ABD’nin büyük rakibi Çin, askeri-sivil füzyon (MCF) stratejisiyle siber güvenlik ve uzay teknolojilerinde küresel bir lider olma yolunda hızla ilerlemektedir.

2017 Siber Güvenlik Yasası ve 2023 Karşı Casusluk Yasası, yabancı teknolojilere bağımlılığı azaltarak yerli inovasyonu teşvik etmiş, Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA) Bilgi Destek Gücü ve Siber Uzay Gücü birimleri, ağ savunması ve saldırı operasyonlarını koordine etmiştir. Volt Typhoon gibi siber aktörler, kritik altyapılara yönelik casusluk ve sabotaj kapasitesini artırmış, özellikle ABD’nin enerji ve iletişim ağlarını hedef almıştır. Uzayda, 2023’te 67 fırlatmayla 200’den fazla uyduya sahip olan Çin, BeiDou navigasyon sistemini GPS’e alternatif olarak küresel çapta optimize etmiş, Shenlong ve Tengyun uzay uçaklarıyla yörünge manevraları ve yakıt ikmali yeteneklerini geliştirmiş, SJ-21 uydusuyla ise ölü uyduları taşıma operasyonları gerçekleştirerek karşı-uzay kapasitesini güçlendirmiştir.

Elektronik harp alanında, Krasukha benzeri jammer’lar ve yüksek güçlü mikrodalga silahlar geliştiren Çin, Y-9 ve J-15D platformlarıyla uzun menzilli sinyal bozma yeteneklerini entegre etmiş, 2024’te kurulan Hava Uzay Gücü ile uzay ve elektronik operasyonları birleştirmiştir.

 

14. Beş Yıllık Plan (2021-2025) kapsamında kuantum bilişim, büyük veri ve yerli yarı iletken üretimine yapılan yatırımlar, dış bağımlılığı azaltarak siber ve uzay tehditlerine karşı direnci artırmıştır.

 

Yine küresel bir güç olan Kuzey Kore, sınırlı kaynaklarına rağmen asimetrik savaş stratejisiyle siber ve elektronik harp yeteneklerini geliştirmiştir. Reconnaissance General Bureau (RGB) altında Bureau 121 ve Unit 180 birimleri, Lazarus Group gibi aktörlerle WannaCry (2017) ve Sony Pictures (2014) gibi küresel siber saldırılar düzenlemiş, nükleer ve füze programlarını geliştirmiştir. Güney Kore’nin savunma şirketlerini hedef alan saldırılarla hipersonik füze ve yarı iletken teknolojilerini çalmış, 2024’te sınır bölgelerinde GPS sinyallerini bozarak sivil uçuş ve deniz trafiğini etkilemiş, balonlarla çöp gönderme gibi psikolojik harp taktikleriyle caydırıcılığını artırmıştır. Uzayda, Ulusal Havacılık Geliştirme İdaresi (NADA) aracılığıyla Sohae Uydu Fırlatma İstasyonu’nu kullanarak 2012 ve 2016’da uydular fırlatmış, 2024’te Malligyong-1 casus uydusuyla istihbarat kapasitesini güçlendirmiş, Hwasong-16B gibi hipersonik glide araçlarını test ederek balistik füze teknolojilerini uzay sistemleriyle entegre etmiştir. Elektronik harp için DMZ yakınlarında jammer’lar konuşlandıran Kuzey Kore, 2024-2025’te Japonya sularına füze atışlarıyla manevra kabiliyetli savaş başlıklarını denemiş, Çin tasarımlı UAV’leri yerlileştirerek gözetim kapasitesini artırmıştır.

 

Rusya da, siber güvenlik ve uzay teknolojilerinde dış müdahalelere karşı direnç oluşturmak için agresif bir strateji izlemektedir. 2019’da yürürlüğe giren “Egemen İnternet” yasasıyla RuNet projesi, dış bağlantılar kesilse bile yerel internet trafiğini sürdürebilecek bir altyapı oluşturmuştur. 2021’deki Federal Vergi Servisi sızıntısı gibi olaylar, GosSOPKA gibi ulusal siber savunma ağlarının geliştirilmesini hızlandırmış, FSB ve Roskomnadzor’un tehdit algılama sistemleri kritik altyapıları korumayı hedeflemiştir. Uzayda, GLONASS navigasyon sistemini güçlendiren Rusya, 2023’ten itibaren düşük yörünge uyduları ve nükleer tahrikli uzay araçları üzerine çalışmış, 2024’te nükleer uzay silahları geliştirme raporlarıyla ABD ve müttefiklerini alarma geçirmiştir. Krasukha-4 gibi elektronik harp sistemleriyle Ukrayna’da GPS ve SATCOM sinyallerini bozmuş, Sandworm gibi GRU bağlantılı gruplar medya ve enerji sektörlerine yönelik siber saldırılar düzenlemiştir.

 

Sonuç olarak; ABD tehditiyle karşı karşıya olan Çin, Kuzey Kore ve Rusya, ABD ve Batı ile mücadelede siber güvenlik, uzay teknolojileri ve elektronik harp alanlarında önemli adımlar atmış durumdalar. Ancak, buna rağmen yine de ABD karşısında savunma zaafları vardır.

 

Türkiye’ye gelince; şimdiden daha fazla yatırım, uluslararası iş birliği ve yenilikçi savunma stratejilerinin geliştirilmesi ve örnek ülkelerin teknolojilerine kavuşması için çok daha mesafe almak durumundayız.

Öncelikli olarak uydularda üst düzeyde yerimizi almak, bağımsız iletişim ağlarını geliştirmek zorundayız..

Elbette, barışçıl yöntemler ve diplomatik çözümler önceliklidir ancak en kötü senaryoya da hazır olmalıyız.

 

Ne demiş Şair ve hekim Abdülhak Molla, bundan 150 yıl öncesinde;

 

“Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh; Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salâh.”

 

Günümüz Türkçesiyle: “Bütün devletler kurtuluş başarısını bu ibretlik sözde bulur; Şayet barış istiyorsan savaşa hazır ol.”

Kafkasya Haber

Recent Posts

İNSAN SAĞLIĞI HERŞEYDEN ÖNCE GELİR

İKİZDEREDE GIDA İŞLETMELERİ DENETLENDİ

3 saat ago

Rize CHP’ de Topaloğlu Yeniden Aday

CHP Rize Merkez İlçede Delege Seçimleri Tamamlandı: Necati Topaloğlu İlçe Başkanlığına Adaylığını Açıkladı

6 saat ago

GÂVURLAŞMAK VE DOMUZLAŞMAK

ADNAN ONAY   Toplumumuzda bazı sözcük ve kavramlar bilinen anlamlarının dışında kullanılır.   Gâvurluk ve…

6 saat ago

Bizim kimliğimizi sınırlamaya kalkmasınlar, biz Türküz!”

Milli Savunma Üniversitesi Rektörü, tarihçi Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Türkiye’de başlatılan “Türk mü, Türkiyeli mi”…

6 saat ago

Ardeşen’de 30 Ağustos Zafer Bayramı Rafting ve Yüzme Etkinliğiyle Kutlandı

Rize’nin Ardeşen ilçesine bağlı Meyvalı Mahallesi’nde, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 103. yıl dönümü coşkulu etkinliklerle…

6 saat ago

Gökhan GEDİKLİ: “Şanlı Tarihimizin Altın Sayfalarından Biri…”

Türk-İş Trabzon İl Başkanı Gökhan GEDİKLİ, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın yıldönümü dolayısıyla kutlama mesajı yayınladı

6 saat ago