Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TOKİ 81 İLDE SIĞINAK YAPACAK

ADNAN ONAY Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki kabine toplantısında alınan

ADNAN ONAY

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki kabine toplantısında alınan kararla, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından 81 ilde yeraltı sığınakları inşa edilmesi yönünde bir adım atıldı. Bu karar, yalnızca acil durumlara karşı bir tedbir olarak değil, aynı zamanda ulusal güvenlik stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Ancak, alınan bu karar, kimi kesimlerce savaş hazırlığı olarak değerlendirildi.

 

Bilindiği gibi, Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla jeopolitik gerilimlerin, doğal afetlerin ve küresel tehditlerin kesişim noktasında yer alan bir ülke.

Son yıllarda Orta Doğu’daki çatışmaların şiddetlenmesi, iklim değişikliğinin yarattığı afet riskleri ve teknolojik tehditlerin artması, hükümeti sivil savunma önlemlerini güçlendirmeye yöneltti. Bu bağlamda, Ankara başta olmak üzere büyük şehirlerde başlamış olan sığınak yapımı 81 ilde de inşa edilecek.Bu sığınaklar savaş, saldırı, afet ve nükleer tehdit gibi durumlar için tasarlanıyor.

Sığınak inşası kararı, Türkiye’nin mevcut altyapısındaki yetersizliklerden kaynaklanıyor. 1987 tarihli Sığınak Yönetmeliği, belirli büyüklükteki binalarda sığınak yapılmasını zorunlu kılmakla birlikte, bu kural büyük ölçüde ihmal edilmiş; ayrılan alanlar otopark veya depo olarak kullanılmış.

Kabine toplantısında, bu yetersizliğin giderilmesi için İsrail, Japonya ve İsviçre gibi ülkelerin sığınak sistemleri incelenmiş ve modern standartlarda bir altyapı oluşturulması kararlaştırılmış.

 

Temel gerekçeler arasında jeopolitik gerilimler yer alıyor; Orta Doğu’daki savaşlar, özellikle İsrail-İran arasındaki çatışmalar, Türkiye’yi dolaylı olarak etkileyebilecek hava saldırılarına karşı hazırlıklı olmayı zorunlu kılıyor. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından hazırlanan “12 Gün Savaşı ve Türkiye İçin Dersler” raporu, bu gerilimlerin hava savunma sistemlerini test ettiğini ve sivil korumaya ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

Türkiye’nin deprem kuşağında olması, iklim değişikliğiyle artan sel ve kuraklık gibi olaylar, sığınakları afet yönetiminin bir parçası haline getiriyor.

İl Afet Risk Azaltma Planları (İRAP) kapsamında, 81 ilde risk azaltma çalışmaları yürütülüyor. Ayrıca, küresel güç rekabetinde nükleer sızıntı veya saldırı ihtimalleri, sığınakları vazgeçilmez kılıyor; karar, bu tür tehditlere karşı entegre uyarı sistemleri içerecek şekilde planlanmış. Ekonomik zorluklar ve toplumsal gerilimler ise iç tehditleri artırabilir; sığınaklar bu bağlamda da barınma ve güvenlik sağlayacak. Bu gerekçeler, hükümetin önleyici bir strateji izlediğini gösteriyor. İnşaatlar, stratejik tesisler ve büyük şehirlerde öncelikli olarak ilerliyor.

Türkiye, çoklu tehditlerle karşı karşıya. Bunlar, bölgesel, çevresel ve teknolojik boyutlarda ele alınabilir. Hipersonik füzeler ve elektronik harp gibi modern savaş unsurları, cephe kavramını ortadan kaldırıyor. Doğu Akdeniz anlaşmazlıkları ve Orta Doğu gerilimleri, bu tehditleri artırıyor.

İran-İsrail gerilimi gibi çatışmaların yayılması, nükleer sızıntı riskini doğurabilir.

AFAD ve MİT raporları, bu tehditlere karşı sığınak ihtiyacını vurguluyor. Deprem riski yüksek bölgelerde yaşayan nüfusun %70’i, büyük bir tehlike oluşturuyor. İklim değişikliği, sel, kuraklık ve orman yangınlarını tetikliyor. Terör örgütlerinin sızma faaliyetleri, siber saldırılarla birleştiğinde toplumsal istikrarsızlığa yol açabilir. Ekonomik sorunlar, bu tehditleri kolaylaştırıyor. Küresel ısınma, çevre kirlenmesi ve erozyon, uzun vadeli tehditler yaratıyor. 2024-2030 İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi, bu riskleri ele alıyor.

Olası senaryolar, bu tehditlerin farklı kombinasyonlarını ve sonuçlarını içerebilir. İlk senaryoda, Orta Doğu’daki bir çatışma (örneğin, İsrail-İran savaşı) Türkiye’ye füze saldırılarıyla yayılabilir. Bu durumda, hava savunma sistemleri yetersiz kalırsa, sığınaklar milyonlarca insanın hayatını kurtarabilir.

İkinci senaryo, büyük ölçekli bir depremle başlar; İstanbul gibi metropollerde altyapı çökerse, sığınaklar geçici barınma alanları olarak kullanılabilir.

Üçüncü senaryoda, nükleer bir tehdit (örneğin, bir kazadan kaynaklanan sızıntı) ortaya çıkarsa, sığınaklar kimyasal ve radyasyon koruması sağlayabilir.

Dördüncü senaryo, ekonomik çöküş ve toplumsal huzursuzlukla birleşen hibrit bir saldırı (siber ve fiziksel) içerir; sığınaklar stratejik noktalarda güvenli bölgeler oluşturabilir. Beşinci senaryoda, iklim kriziyle tetiklenen kitlesel göçler ve kaynak savaşları, Türkiye’yi zorlayabilir; sığınaklar bu süreçte mülteci kamplarına destek olabilir. Her senaryoda, sığınakların etkinliği, altyapının tamamlanma hızına ve halkın eğitimiyle kullanımına bağlı olacak.

Sonuç olarak, 81 ilde sığınak inşası kararı, Türkiye’nin çok boyutlu tehditlere karşı geliştirdiği bir savunma hattı olarak görülebilir. Jeopolitik gerilimler, doğal afetler ve teknolojik riskler, bu projeyi acil bir ihtiyaç haline getiriyor. Olası senaryolar, sığınakların sadece bir savaş aracı değil, aynı zamanda afet yönetimi ve toplumsal dayanıklılık için de kritik olduğunu gösteriyor. Ancak, projenin başarısı, kaynakların etkin kullanımı, halkın bilinçlendirilmesi ve uluslararası iş birliğiyle desteklenmesine bağlı. Bu adımların atılması, Türkiye’yi gelecekteki belirsizliklere karşı daha hazırlıklı hale getirebilir.

Rize Haber