Eğitimci yazar olarak takip ettiğim psikolojik harp taktiklerinin ders kitaplarında kullanılışıyla ilgili çalışmalarıma ara vermek istiyorum, fakat ne mümkün?
İnsana ve insan yavrusuna düşman olan küresel lordlara çalışan aparatlar yeni kaos taktikleri icad etmeye başladılar. Örneğin, insanlar neyi izliyorsa ona giriyorlar.
Üç boyutlu görsellere izleyeni (öğrenciyi) çekmek nasıl zihinsel boşluk yaratıyorsa, benzer şekilde baş döndüren bir vidoya rastladım, izlemeyi derhal bıraktım.
Sevdiğim sanatçı Volkan Konak sahnede kalp kriziyle ölünce, onun eski videolarını internetten izliyordum. Almanya’da yayına konulmuş bir taze video düştü önüme, tıkladım. Tam bir apartta bekleyen kaoscunun üretimiydi. Ölüm nedeni kalp krizi değildir, koronadan beri başlayan stresli ortam 50 yaşlarda erkekleri vuruyor, diyor bir bey. Bunu uzun uzun anlatırken direksiyonda konuşuyor, ekrandaki izleyici siz oluyorsunuz, uzun boş yollarda hızla giden aracın camındaki kamera sizin gözleriniz oluyor. Konuşan şoförün elleri direksiyonda bile değil. Onu dinlerken, öyle bir zihinsel kaosa çekiliyorsunuz ki, o yolda direksiyona ters oturan hızla geri geri giden sizsiniz gibi başınız dönmeye başlıyor, tansiyonunuz düşmeye başlıyor.
Ben fark ettim, görevim okurlarımı uyarmak. Zihinsel kaos MEB de eğitim felsefesi olarak 25 yıldan beri devam ediyor. Bakan beyin her ağzından çıkanı alın açın, bu açıdan inceleyin. En son ne dedi, “Lise 4 yıl çok uzun” dedi. Ne anladınız? Liseler 2 yıla inecek, bu 2 yılda seçmeli dört ders alacak, başarısız olduğu dersi ertesi yıl değiştirebilecek, uzar gider lise öğretimi değil mi? Peki, bütüncül olarak Fen Derslerini topluca alacak mı, hayır. Zaten okur-yazar düzeyinde gelmiş bu yaşa kadar, ilkokul derslerini bile okuduğunu anlamadan geçirilmiş.
Ülkemizde “Akademi” olarak tabir edilen en eğitilmiş aydın tabakamız halkı/velileri kaos tehlikesine karşı uyarmıyor, başını kuma gömmüş, günlük yaşıyorlar. Buna rağmen hükümet akademiye güvenmiyormuş, öyle diyor Yeni Şafak gazetesinden bir köşe yazarı. Ona göre AK Parti bir devrim süreci götürüyormuş, “Karşı devrimle yok edilebilir mi?” diye soruyor.
Asimetrik algı tuzağı kuruyor, fark ettiniz mi? Zihinsel Kaos taktiği var. Hukuksuz tutuklamalarla AKP devrim yapıyormuş da Saraçhane mitingleri karşı devrim eylemiymiş…
Algıda asimetrik tuzaklara “zihinsel kontrol” deniyor ya hani! Tam örnek.
Seçimle iktidarın değiştirilemeyeceği bir süreçteyiz diyor anketçiler. Öyleyse, iktidar elindeki tüm kartları kaos aparatlarını devreye sokmak isteyecektir, daha fazla kaostan “ben olmazsam kaos yaşarsınız” diyecektir.
Ortaokul çağındaki çocuklara kurulan bir tuzak da cinayet oyunları. Gerçek bir ölüm vakasını çözmeye dedektif oluyor çocuk, ama bu ölüm İTÜ Fizik laboratuarında yaşanmış ve okulun fizik profesörümüzün gerçek ölümü olunca iş değişir! Bu ölüm vakasını oyun oynayan bir çocuk, artık Fizik bölümünde okumayı aklından siler!
Tüm eğitim süreci yıkım altındadır. Okullar çocukları “ortak yaşam ve sosyalleştirme yeri” olmaktan çıkartıyor. Bu bir küresel stratejidir. Ulus devletler eritiliyor. Tansu Çiller eliyle Milli Eğitim hizmetlerini SPAN Amerikan eğitim şirketine devrettiğimiz için bu paramparça edilmiş eğitimle kaoscu karşı devrim süreci işliyor.
2016’da okulda birbirini öldürme ve intihar vakaları arttığı zaman, Z.Selçuk “Şiddet sarmalı kendini üretiyor artık!” dedi. Bunu kendileri hazırladı demektir.
Kaostan nemalanıyorlar, veliyi/öğrenciyi okul dışı sözde özel eğitim odaklarına kaçırtıyorlar.
MEB ve DİB paslaşarak gole gidiyor, istedikleri noktaya getirdiler eğitimi. DİB şimdi Rehberlik ve Aile merkezleri kurdu, kadın imamlar çalıştırılacak, okullarda protokol imzalıyorlar.
Bu protokoller, MEB küçülüyor demektir. 2004’de Tebliğler dergisinde bu derslerin “ilgi, istek, beceri” dersi oldukları bu nedenle okul dışına atılacağı resmi olarak yayınlanmıştı. Belgesini kitabıma koydum. Resim, müzik, beden eğitimi, din eğitimi ve yabancı dil eğitimini kapsayan protokolleri gördünüz. Bu, MEB kendini lağvediyor demektir ve Bakan Hüseyin Çelik 2006’da NTVde bunu aleni söyledi.
Geçtiğimiz haftalarda bir stratejik araştırma şirketi basın açıklaması yaptı, ABD ve Arjantin’deki gibi biz de MEB’i kaldıralım, dedi. Ya sonra, DİB’i de kaldıralım?! Din hizmetleri farklı tarikatlara, camiler parçalanmaya başladı bile.
Aynı sınıfta aynı dersleri aynı öğretmenden aynı okulda almış bir tek çocuk bırakmayacaklar, bunu görelim. Parçaları bir daha buluşturmak yüzlerce yıl alır, ya da insanoğlu helak olur. Üç bin yıldır Avrupanın Roma tefecilerine karşı Asyalı Oğuzlu Kamucu devletlerin direnişi devam ediyor. Eski kalelerimiz bilim kitaplarının muhafaza edildiği yerlerdi, yeni savaş uzun sürecek, bunu görelim ve tutum alalım.
Ey halkım, “millet” kavramı hangi yüzyılda hangi dış düşmana karşı birleşmek gibi bir toplumsal ihtiyaçtan doğmuştu, bunu araştıralım. Apartta bekleyen kaoscular her yerde, tek gözümüz açık uyuyalım.
Canlarım, yazılarımı biraz seyrelteceğim. 11 -20 Nisan tarihlerinde Rize Kitap Fuarında Rizeli Yazarlar standında olacağım, Rizelileri Kitap Fuarına bekliyorum. Saygılarımla.
Mahiye Morgül
3 Nisan 2025 -Rize