Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

FUTBOL VE İKİ KOMŞU ŞEHRİN FARKLI SOSYOLOJİSİ: TRABZON – RİZE

ADNAN ONAY Trabzon’da futbol her şeydir. Kulüp başkanının hangi siyasi

ADNAN ONAY

Trabzon’da futbol her şeydir. Kulüp başkanının hangi siyasi görüşte olduğu taraftarlarca önemsenmez. Taraftarın tek istediği, Trabzonspor’u şampiyon yapmak için çabalayan birinin başta olmasıdır.

Farz edelim ki kulüp başkanı çok başarılı bir ekip kurdu ve Trabzonspor’u başarıdan başarıya koşturdu. Bu durum, Trabzonluların kulüp başkanını yüceltmesine yol açmaz. Zira taraftar; siyasi görüşü ne olursa olsun her Trabzonlunun temel görevlerinden birinin Trabzonspor’u başarıya taşımak olduğuna inanır. Taraftarın gözünde başkanın siyasi görüşünün bir önemi yoktur; oy verme sürecinde bunu bir öncelik olarak görmez. Bu nedenle, takımı zirveye taşımış olsa dahi kulüp başkanı taraftarı siyaseten yönlendiremez ve bu başarıdan kendisine kişisel bir güç devşiremez.

Rize’ye gelince durum çok farklıdır. Rize’de futbol öncelikli bir konu değildir; şehrin asıl gündemi çaydır. Şehrin sosyolojisi çay etrafında şekillenir. İktidarlar, bu yüzden ÇAYKUR’un ortadan kaldırılıp çayın tamamen özel sektöre devredilmesine cesaret edemezler. Türkiye’de gerçekleştirilen pek çok özelleştirmeye rağmen ÇAYKUR’un özelleştirilememesinin sebebi budur. Bugüne kadar bu yönde pek çok çalışma yapılmış olsa da özelleştirme konusunda bir adım ilerleme kaydedilememiştir. Yeni bir çay kanununun çıkarılamayışı da bundandır. Çayda üreticiyi etkileyecek her yenilik, sarsıcı toplumsal etkiler ve siyasi sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle sektör, reformlardan uzak ve adeta kaderine terk edilmiş bir şekilde yol alır. Eğer budama karşılığında üreticiye bedel ödenmeseydi, bugün çayımızın kalitesini koruyan bu uygulama hayata geçirilemezdi.

Futbol Rize’de birincil öncelik olmadığı için taraftarın Ç. Rizespor’dan şampiyonluk veya her daim zirvede olma gibi büyük bir beklentisi yoktur. Eğer kulübün başındaki isim takımı zirveye taşırsa toplumun teveccühünü kazanabilir ve halkın o kişiye duyduğu sempati artar. Ancak bu durumda, o kişinin toplumu etkilemesi ve kendisine sempati duyanları siyaseten yönlendirmesi mümkün hale gelir.
Bu sebeple Ç. Rizespor’un başındaki isimler, genellikle takımı zirveye taşıyacak değil, düşme hattından uzak tutacak kişiler arasından seçilir. Dolayısıyla bu kişilerin halkla ve taraftarla olan ilişkisi sınırlı kalır. Bu ilişkiyi ileriye taşımaya çalışan ve ilgi odağı haline gelenlerin ise mutlaka bir arka plan amacı olduğu düşünülür. Çünkü Rize gibi küçük şehirlerde, çok zengin olup siyasetten bağımsız bir şekilde parasını kulüp için harcayacak pek kimse yoktur. Kulübün finansal ihtiyacını iktidar siyaseti karşılar. Bu durumda kulüp başkanının il dışında yaşayan biri olması sorun teşkil etmez, hatta gizli bir tercih bile olabilir. Hâl böyle olunca kulüp başkanları, iktidar siyasetine karşı bağımsız bir tutum sergileyemezler.

Bu genel çerçeveyi çizmekteki amacım, görevden el çektirilen İbrahim Turgut’un idarecilik yöntemini veya bu sürece nasıl gelindiğini analiz etmek değildir; buna ihtiyaç da yoktur. Getirenle götürenin aynı odak olduğu olaylarda yapılan analizler boşa yapılmış sayılır. Aksi bir durum olsaydı, bu hakka en çok sahip olan kişi, yani görevden el çektirilen kişinin kendisi durumu analiz ederdi. Kişinin sustuğu yerde halkın onun adına konuşması ve olup bitenler hakkında yorum üretmesi, olsa olsa kişisel bir tatmin çabasıdır.

Gönül ister ki iktidar, Ç. Rizespor’un başına getirilecek kişiye sonsuz kredi tanısın; ilimiz şampiyonluklar peşinde koşsun ve şehre büyük bir coşku gelsin.
“Böyle birileri var mı?” derseniz, aklımda bazı isimler var elbette. Yalnız, A. Zeki Saruhan bu isimlerden biri değil. Saruhan son derece mümtaz ve üzerinde zerre leke olmayan bir hemşehrimiz olup önceki yönetimlerde yer almış ve o dönemde yaptığı bir açıklamada, “Eğer bir daha Ç. Rizespor’da yer alırsam, kulüp başkanı olarak yer alırım,” dediğine göre, ona götürülecek teklif ancak bu düzeyde olur.

Bu yöndeki gelişmelerin nasıl seyredeceği muhtemelen önümüzdeki günlerde netleşecektir. Ancak, her şeyden önce İbrahim Turgut, süreç hakkında bir açıklama yapmalıdır. Yazılan çizilen onca şeye rağmen kulüp kanadından bir açıklama gelmemesi son derece yanlıştır. Turgut’un ayrılma kararının ne zaman yürürlüğe gireceği, olağanüstü kongrenin tarihi ve izlenecek yol haritası netleşmelidir.
Bu, her şeyden önce taraftarın ve Rize kamuoyunun en doğal beklentisidir…

Rize Haber Yemek Tarifleri Haber Yazar