Haber:Adnan ONAY
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Türkiye’nin nüfus yapısında yaşanan değişim ve doğurganlık oranlarındaki düşüşe karşı 11 maddeden oluşan bir eylem planı ortaya koydu.
Plan kapsamında ailelerin ekonomik yükünün azaltılması, çalışan annelerin desteklenmesi, çocuk sahibi olmanın teşvik edilmesi ve kırsal nüfusun yeniden güçlendirilmesi hedefleniyor.
MHP’nin önerileri arasında, üç ve daha fazla çocuk sahibi ailelere yönelik sıfır faizli uzun vadeli konut ve taşıt kredisi verilmesi, elektrik, su, doğal gaz ve internet faturalarında yüzde 50 indirim uygulanması ve gelir vergisinin çocuk sayısına göre azaltılması bulunuyor.
Partinin 11 maddelik eylem planında şu öneriler yer alıyor:
▪ Analık sigortasının uzun vadeli sigorta kolları kapsamına alınması.
▪ Annelerin emeklilik yaşının ve prim günü şartlarının çocuk sayısına göre kademeli olarak düşürülmesi.
▪ Gelir vergisinin çocuk sayısına göre indirilmesi, üç ve daha fazla çocuk sahibi ailelerde tamamen sıfırlanması.
▪ Kamuda çalışan annelere 12 ay, babalara ise 2 ay ücretli doğum izni verilmesi.
▪ Üçüncü çocuktan itibaren kademeli olarak artan eğitim ve gıda ödeneği bağlanması.
▪ Üç ve daha fazla çocuklu ailelere bir defaya mahsus olmak üzere sıfır faizli ve uzun vadeli konut ile taşıt kredisi sağlanması.
▪ Üç ve üzeri çocuklu ailelerin elektrik, su, doğal gaz ve internet faturalarına yüzde 50 indirim uygulanması.
▪ Çalışan anneler için esnek ve uzaktan çalışma modellerinin kalıcı hale getirilmesi.
▪ İhtiyaç sahibi ailelere sağlıklı çocuk bezi ve mamanın ücretsiz olarak temin edilmesi.
▪ Kırsala dönüş yapacak genç evli çiftlere konut tahsis edilmesi ve tarım ile hayvancılık alanlarında destek verilmesi.
▪ Köylerde internet, eğitim, sağlık ve sosyal altyapının kent standartlarına yükseltilmesi.
MHP, söz konusu önerilerle ailelerin üzerindeki ekonomik yükün azaltılmasını, çocuk sahibi olmanın önündeki mali engellerin hafifletilmesini ve Türkiye’nin nüfus yapısının daha dengeli hale getirilmesini amaçlıyor.
Parti, nüfus artış hızındaki gerilemeyi yalnızca ekonomik veya sosyal bir sorun olarak değil, uzun vadeli sonuçları bulunan bir “milli beka meselesi” olarak değerlendiriyor.
