Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ARIYI ÖLDÜRME, HAYATI KORU!

    Fethi KARADENİZ Emekli Eğitim Müfettişi – Eğitimci-Yazar  

 

 

Fethi KARADENİZ

Emekli Eğitim Müfettişi – Eğitimci-Yazar

 

Geçtiğimiz günlerde emekli Nüfus Müdürü Nihal Sever ve eşi öğretmen Yaşar Sever’in sanat dükkânında oturuyorduk. Sohbet koyulaşmıştı ki bir anda içeri bir arı girdi.

 

Bir anda hepimiz hareketlendik.

 

Çünkü arı sokması sonucu hayatını kaybeden insanların olduğunu biliyoruz. Bu nedenle korktuk, telaşlandık. Arıyı öldürmeden dışarı çıkarmak için epey uğraştık. Bir o yana, bir bu yana uçtu; biz peşinden koştuk. Sonunda onu zarar vermeden dışarı göndermeyi başardık.

 

Ama o küçücük arı, bize çok büyük bir gerçeği yeniden hatırlattı:

 

Biz arılardan korkuyoruz ama aslında hayatımızın devamı için onlara ihtiyacımız var.

 

Çünkü arı sadece bal yapan bir canlı değildir. O, doğanın sessiz çalışanlarından biridir. Çiçekten çiçeğe konarken polen taşır, bitkilerin döllenmesine yardımcı olur. Böylece meyvenin, sebzenin, tohumun oluşmasına katkı sağlar.

 

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre dünyadaki en önemli tarım ürünlerinin yaklaşık dörtte üçü, en azından kısmen hayvanların gerçekleştirdiği tozlaşmaya bağlıdır. Arılar da bu sistemin en önemli aktörleri arasındadır. FAO, arılar, kuşlar, yarasalar ve diğer tozlaştırıcıların dünya bitkisel üretiminin yaklaşık yüzde 35’ini etkilediğini belirtiyor.

 

Üstelik bu görev yalnızca arılara ait değil. Kelebekler, güveler, sinekler, böcekler, kuşlar ve yarasalar da doğanın bu büyük döngüsünde görev yapıyor. Yaklaşık 200 bin hayvan türünün tozlaşmaya katkıda bulunduğu tahmin ediliyor.

 

Demek ki mesele yalnızca bir arıyı kurtarmak değil; doğanın dengesini korumak.

 

Elbette arı sokması hafife alınacak bir konu değil. Özellikle arı zehrine karşı ciddi alerjisi bulunan insanlar için sokmalar hayati tehlike oluşturabilir. Bu nedenle arıyla karşılaştığımızda paniğe kapılmadan, onu sıkıştırmadan ve öldürmeden güvenli biçimde uzaklaştırmaya çalışmalıyız.

 

Çünkü korktuğumuz o küçücük canlı, soframızdaki elmanın, kirazın, kabağın, bademin ve daha nice ürünün oluşmasında rol oynuyor.

Emekli Nüfus Mudüru Nihal Sever ve eşi

Yaşar Sever’in Sanat dükkânındaki o küçük olay, belki birkaç dakikalık bir telaştı.

 

Ama bize büyük bir ders verdi:

 

Her gördüğümüz böceği öldürmek zorunda değiliz.

 

Bazen bir canlıyı öldürmemek, aslında kendi geleceğimizi korumaktır.

 

Bir arı uçtuğunda yalnızca kanat çırpmıyor…

 

Hayatın devamına da kanat çırpıyor.

 

O yüzden mümkün olduğunca arıları ve diğer tozlaştırıcıları koruyalım.

 

Arıyı öldürmeyelim.

Çünkü doğayı öldürürsek, sonunda kendimizi de yaşatamayız.