Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Aslanın Kuyruğu ile Oynanmaz

Günümüzde liderlik meselesi çok yanlış tartışılıyor. Bugün makam sahibi olmakla

Günümüzde liderlik meselesi çok yanlış tartışılıyor. Bugün makam sahibi olmakla lider olmak birbirine karıştırılıyor. Hâlbuki tarih bize açık biçimde göstermektedir ki her yönetici lider değildir; hatta çoğu zaman liderlik, makamdan değil, halkın zihninde ve vicdanında kurulan yerden doğar.

Bir insanı devletin imkânları büyütebilir. Ona makam arabaları tahsis edilebilir, büyük binalar verilebilir, kalabalık kürsüler hazırlanabilir. Medya gücüyle sürekli görünür hâle getirilebilir. Fakat bunların hiçbiri tek başına bir şahsiyeti “lider” yapmaz. Çünkü liderlik, bütçeyle değil, karakterle alakalıdır.

Halkın gönlünde yer etmeyen bir yönetici, devletin bütün imkânlarını kullansa da günü geldiğinde unutulur gider. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur. Bir dönem etrafında büyük kalabalıklar toplanan, nice insan bugün yalnızca dipnotlarda yaşamaktadır. Çünkü samimiyetsiz ve menfaate dayanarak kurulan bağ kalıcı değildir; samimiyetle kurulan bağ ise nesiller boyunca devam eder.

Hakiki liderin en önemli vasfı, halk tarafından içselleştirilmesidir. Eğer bir yönetici için insanlar hiçbir fedakârlık göstermeyi göze almıyorsa, o kişi yalnızca bir idarecidir. “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum.” diyen bir ruh varsa; o çağrıya gözünü kırpmadan ölüme koşan insanlar bulunuyorsa, bir telefonla binlerce insanı sokağa indirebilen bir güç varsa, işte liderlik budur. “Dünya beşten büyüktür.” diyerek zulme karşı dik durabilmek; insanların zihninde güven, vicdanında ise aidiyet oluşturabilmektir.

Tarih boyunca devletler yalnız ordularla ayakta kalmamıştır. Devletlerin gerçek gücü, halkın psikolojik bağlılığından ve ortak ideal duygusundan gelir. Roma’dan Osmanlı’ya kadar büyük siyasi organizasyonlar, meşruiyetlerini sadece hukuk metinlerinden değil, halkın zihnindeki temsil kudretinden almıştır. Halkın gözünde “bizden biri” olamayan yönetici uzun ömürlü olmaz. Çünkü devlet dediğimiz yapı yalnızca kurumlar bütünü değildir; aynı zamanda bir inanç, bir aidiyet ve bir medeniyet tasavvurudur.

Bugün ise ciddi bir kavram karmaşası yaşanıyor. İnsanlarımız yatırımı liderlik zannediyor. Yol yapmak, bina dikmek, köprü açmak, havaalanı inşa etmek elbette önemlidir; fakat bunlar devlet yönetiminin zaten asli görevleridir. Devlet dediğiniz mekanizma bunun için vardır. Bunları yapmak, bir yöneticiyi otomatik olarak lider yapmaz.

Eğer mesele yalnızca bayındırlık faaliyetleri olsaydı, tarihte eser bırakan her bürokratın adı bugün hafızalarda olurdu. Oysa insanlık tarihi bize başka bir şey anlatıyor: İnsanlar asıl olarak karakteri, cesareti ve fikir sahibi olmayı hatırlar. Çünkü lider dediğiniz insan yalnız bugünü yönetmez; geleceği de şekillendirir.

Liderin bir vizyonu olur. Mahallesi, köyü, ilçesi, şehri ve ülkesi için bir fikri vardır. Günü kurtarmaya çalışan değil, çağını okumaya çalışan adamdır lider. Gerektiğinde kendi menfaatinden vazgeçebilecek cesareti gösterir. Çünkü bilir ki devletin ve milletin menfaati, şahsi ikbalin üzerindedir.

Bağımsızlık onun için yalnızca siyasi bir slogan değil, karakter meselesidir. Zor zamanlarda ortaya çıkar; rahat dönemlerin değil, kriz anlarının insanıdır. Çünkü gerçek liderlik, refah zamanlarında alkış almak değil, zor zamanlarda sorumluluk üstlenebilmektir.

Bugün yapılan bir başka yanlış da liderliği hamasetle karıştırmaktır. Liderlik yalnızca yüksek sesle konuşmak, sert cümleler kurmak veya kalabalıkları heyecanlandırmak değildir. Hakiki liderlik, ciddi bir kültür ve eğitim meselesidir.

Tarih bilmeden, dil bilmeden, medeniyet okumadan, dünya siyasetini anlamadan yapılan şey çoğu zaman slogan üretmektir. Slogan ise kısa süreli heyecan sağlar; fakat millet inşa edemez.

Çok açık söylemek gerekir: Cahil adamdan lider çıkmaz. Okumayan, düşünmeyen, muhakeme etmeyen insan ancak kalabalığın bir parçası olabilir. Elbette vatanını sevebilir, devletine bağlı olabilir; bu küçümsenecek bir durum değildir. Bilakis kıymetlidir. Ancak büyük liderlik yalnız sevgiyle değil, fikirle mümkündür.

Büyük milletler teknolojik hamlelerle ve fikir adamlarıyla yükselir. Karakterli liderin memleket için söyleyecek sözü vardır. O, yalnız kendi milletini değil, insanlığı da düşünür. Çünkü Türk siyasi geleneği tarih boyunca yalnızca güç üretmemiş; aynı zamanda bir nizam fikri de üretmiştir.

Osmanlı’nın üç kıtaya hükmetmesi yalnızca kılıç gücüyle açıklanamaz. Bunun arkasında ciddi bir devlet aklı, hukuk anlayışı ve medeniyet tasavvuru vardır. Devlet dediğiniz şey yalnız sınır korumak değil; insanı, düzeni ve adaleti ayakta tutabilmektir.

Bugün asıl mesele şudur: Biz yönetici mi yetiştiriyoruz, lider mi?

Makam sahibi insan çoktur. Fakat karakter sahibi, fedakârlık gösterebilen, fikri olan ve halkın zihninde karşılık bulan insan azdır. Zaten liderlik dediğiniz şey de nadir çıkar. Bu yüzden tarih kitaplarında yüzlerce yönetici adı değil, yalnızca birkaç liderin adı kalır.

Çünkü makamı devlet verir; fakat liderliği tarih verir.

 

Aydın Mertayak

Rize Haber Yemek Tarifleri Haber Yazar